Etyen MAHÇUPYAN
Hayatta kalma çabası ve rasyonel sistemlere duyulan ihtiyaç aklı ezelden beri takdir edilen bir nitelik kıldı. Kapitalizmle birlikte aklı satın almak ve kullanmak oyunun kuralı haline geldi ve bizatihi bir akıllılık türü olarak yüceltildi. Kapitalizm muhtemel kapitalistleri birbirinden ayırdı ve akıllı olanı ödüllendirdi. İlk dönemlerde şu veya bu şekilde elde edilmiş olan gücün kara dönüşümü ve tekelci bir konuma yükselmesi mümkündü. Ama rekabetle birlikte herkesin paraya, teknolojiye, bilgiye, yeteneğe ve akla ulaşması mümkün hale geldi. Alt tabakaların kaderi bir bütün olarak hiçbir zaman düzelmedi, ama o dünyadan akıllı ve yetenekli olanların bireysel çıkışları teşvik edildi. Girişimciler arasında ‘iyi’ olanı belirleyen ise artık aklı sistemleştirme becerisiydi. Doğal olarak modern dünya bu sistemi besleyen bir eğitim anlayışına kaydı. Şimdi bütün iş akıllı ve yetenekli olanların tespit edilmesi, diğerlerinden ayrılması ve piyasaya sunulmasıydı.
Modernlik hiçbir zaman aptallığın peşinde olmadı. Onu merak etmedi, anlama gayreti içine girmedi. Çünkü basitçe söylemek gerekirse aptallığın bir getirisi yoktu. Hatta aptallığın normalleştirilip bir yaşam biçimi içinde massedilmesinin sayısız avantajları vardı. Böylece aynı tüketim alışkanlıklarına sahip geniş bir kitle yaratabilir, bunu üretim sisteminin ve yatımların sigortası haline getirebilirdiniz. Aynı anda bu vasatiliğin içinde kişisel farklılaşmayı mümkün kılacak bilgi uzmanlıkları yaratabilir, kişilerin kendilerini ‘akıllı’ ve yaratıcı hissetmelerini sağlayabilirdiniz. Bu kapasiteye sahip olmayanlar için de başkaları hakkındaki bilgiyi metalaştıran ve en azından onlara konuşma malzemesi sağlayan bir magazin dünyası sunabilirdiniz. İşin güzel tarafı her katmanına farklı bir ürün sunarken, bu kitleleri belirli tüketim alışkanlıkları etrafında yeniden kimlikleştirebilme imkanına sahip olmanızdı.
Kapitalizm dünyanın ‘doğal’ haliydi… Modernlik ise kapitalizmin ‘en iyi’ nasıl yaşanacağının norm ve kriterlerini arayan bir dönüşüm süreci. Sovyet sisteminde kurulan sosyalizm buna bir alternatif oluşturmaktan çok uzak kaldı. Ortaya bir ‘reel’ sosyalizm çıktı. Buradaki ‘reel’ olma yaşanan sosyalizmin kuramsal olandan farkına işaret eder görünüyordu ama aynı zamanda kapitalist düzenin parçası olunduğunun da itirafıydı.
Nitekim tüketim alışkanlıkları ve gündelik hayat üzerinden ‘kimlikleştirme’ özelliği, sosyalist toplumları da içine alarak tüm kapitalist dünyayı belirledi. Bu kimlikler o toplumların yönetilebilmelerini kolaylaştırıyordu. Toplumsal talep ve tercihlerin yelpazesini daraltıyor, onları öngörülebilir kılıyor ve manipüle edilmelerini mümkün hale getiriyordu. Kimikleştirme aslında bir tür aptallaştırmaydı ama toplumun buna pek fazla bir itirazının olmayacağını garanti eden bir dünyada yaşanmaktaydı.
Söz konusu gönüllü aptallaşmanın iki ana zemini vardı. Bunlardan biri ‘yaşam biçimi’ denen olgudur. İnsanların kendi özgür iradeleriyle tercih ettiklerine inandıkları, ancak yaratılmış olan alışkanlıklar nedeniyle benimsedikleri ortak algı, yorum, davranış ve hayat pratiği kalıpları… Aynı kalıpları kullanmaktan ötürü belirli bir çevreye, cemaate intisap etmeleri ve kimlikleşmeleri… Giderek bütün sosyal, kültürel ve siyasi tutumlarını söz konusu kimlikleşme etrafında oluşturmaları ve bunu ‘doğal’ ve doğru sanmaları. Tehdit altında kaldıklarında ‘doğru’ yaşam tarzı olarak bizzat kendi kimliklerini savunmaları… İkinci zemin ideolojidir. Kişiyi aşan doğruların cazibesinin peşinde, kişinin kendisini kendi gözünde anlamlı kılma ihtiyacının cevabıdır ideoloji. Dünyayı ve hayatı size ‘gerçek’ haliyle anlatır, sizi bilgilendirir ve iyi hissettirir. Üstelik sizi bir çevrenin, cemaatin üyesi kılarak sosyalleştirir. Böylece bir kimlikleşmenin içinde yoğrulur, onun parçası olur ve gerçekliğin ‘sahih’ yorumuna sahip olduğunuzu düşünmeye başlarsınız.
Yaşam biçimi ne denli aptallaştırıcı ise, ideoloji de öyledir. Kendi haline mesafe alabilen insanların olmadığını söyleyemeyiz. Ama eğer sosyolojik bir durumdan söz ediyorsak, aptallaşma halinin esas olduğunu teslim etmek gerekir. Hele yaşam biçimi ile ideoloji bir şekilde bütünleşmişse söz konusu aptallaşma eşik atlar… Farkındalık, kendi halini anlama gibi özellikler çok zorlaşır.
Akıllı olanın seçimi üzerine kurulu gözüken bu sistem, aslında belki de en büyük aklı, kitleleri yaşam biçimi ve ideoloji üzerinden aptallaştırmakla ve bu aptallaşan kesimlerin kendilerini akıllı sanmalarını sağlamakla göstermiştir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024