Etyen MAHÇUPYAN
Siyasi partilerin ve bürokratik kurumların attıkları her adım, güncel bir duruma müdahale ederek kendilerine avantaj sağlamayı hedeflerken, aynı zamanda söz konusu kurumu ‘kendisi’ olarak inşa eder. Örneğin geçmişte AKP demokratik yönde çok sayıda hamle yapmasının yanında, onu ‘otoriter’ olarak adlandırmaya hizmet eden tasarrufta da bulundu. Ama söz konusu ‘olumsuz’ müdahalelerin bile ontolojik anlamda olumlu bir etkisi oldu. Yani AKP’nin ‘gerçek’ bir siyasi parti ve ‘gerçek’ bir misyon sahibi olduğu kanaatini güçlendirdi. Her hamlesiyle bu parti kendisini tutarlı bir çizgi üzerinde inşa etmeyi sürdürdü. Bu çizginin sıradan vatandaş nezdindeki basit özeti ‘sürekli tehdit altındayken devlet sistematiğinin ve devlet toplum ilişkilerinin dönüştürülmesi’ idi. Toplum bunu AKP’nin ‘karakterini’ saptayan bir misyon olarak algıladı. Bazıları beğenip benimsedi, bazıları ise bundan hiç hoşlanmayıp onunla mücadele etti. Ama önemli olan desteklese de desteklemese de insanların zihinlerinde büyük ölçüde aynı AKP’yi tanımlıyor olmalarıydı. Bu sonuç zaman içinde, sayısız davranışın bir araya gelmesi ile oluştu. Böylece iktidar partisi bir yandan ülkeyi yönetir ve ayakta kalma mücadelesini sürdürürken, diğer yandan da kendisini bir sahici aktör olarak inşa edebildi.
Eklemek gerek ki bunun iktidarda bulunmak veya büyük parti olmakla bir ilişkisi yok. Örneğin Muhsin Yazıcıoğlu’nun BBP’si ve kısa ömrüne karşın Has Parti de bu niteliğe sahipti. Bu partilerin bir ‘kişiliği’, kendileriyle ilgili tutarlı bir tanımları olduğunu ve buna uygun davranma iradesi sergilediklerini öne sürmek mümkündü. Bugün yaşanmakta olan muhalefet ‘eksikliğinin’ temelinde, AKP dışındaki her üç muhalefet partisinde de söz konusu ‘kişilik’ unsurunun oluşmamış olması yatıyor. HDP’nin muhakkak ki ayrı ele alınması lazım, çünkü onu tepesinde otuz yıllık silahlı mücadelenin ve bugün de doğrudan Kandil’in hayaleti var. HDP kendi iradesini geliştirebilmekten ziyade, kendisini aşan bir iradenin kaçınılmaz uzantısı olma kaderini yaşıyor.
Oysa CHP veya MHP için durum böyle değil… Onların elini kolunu tutan yok, ama ortada aşikar bir sorun var: Bu partilerin Türkiye’ye sunabilecekleri gerçekçi ve cazip bir gelecek hayalleri bulunmuyor. Mesele şu ki, ne zaman gerçekçi bir tasavvur etrafında siyaset yapmaya kalksalar, bu topluma cazip gelmiyor. Buna karşılık ne zaman topluma cazip gelebilecek birkaç şey söylemeye kalksalar, bu da kitlenin geneli tarafından gerçekçi bulunmuyor. Zihinlerdeki ideolojik prangalar nedeniyle bu partiler gelecekten söz ederken aslında bizleri geçmişe davet ediyorlar. Zaman zaman olumlu çıkışlar yaptıklarında da bir çocuğun güzel bulunan davranışı misali teşvik ediliyorlar, ama bizzat kendi taraftarlarınca bile inanılır bulunmuyorlar. Bu handikap CHP ve MHP’yi bir gelecek üretmektense, muhtemel geleceği engelleme stratejisine yöneltmiş durumda. Ne var ki toplumun her kesiminin küresel dünyanın parçası olma arzusunun ve sabırsızlığının arttığı bir dönemdeyiz. Dolayısıyla reform ve dönüşüm peşinde olan bir iktidara yöneltebilecekleri çok fazla gerçekçi eleştiri de yok. Böylece ‘iktidarda hata arama ve bulanan hata üzerinde çöreklenme’ diyebileceğimiz, çoğu zaman da epeyce uyduruk gündemler üretmeye çalışma şeklinde tezahür eden bir muhalefet sergileniyor. Ancak bu tutum onları ‘olumsuz’ karakterli bir parti olarak inşa ediyor ve her geçen gün, her basın toplantısı, her demeç bu iki partiyi tarihe, eskinin içine gömüyor.
Eskiye gömülen sadece muhalefet partileri değil. Yargı da neredeyse bütün üst kurumlarıyla son dönemde toplum açısından bir yük haline geldi. Anayasa Mahkemesi’nin seçim barajını genel kurul gündemine alması, bugünün sıcak siyaseti içinde bir hamle olduğu kadar, bu kurumun saygınlığını iyice zedeleyecek bir olumsuz inşa işlevine sahip. Hele Mart ayındaki tüzük değişikliğiyle birlikte ele alındığında karşımızda gerçekten de bir yargı ve hakemlik kurumu olduğuna inanmak güç. Amacın önümüzdeki seçimlerin meşruiyetini bulandırmak olduğunu düşünenler çok… Ortam elverirse belki de Mahkeme yüzde on barajının bir hak ihlali olduğunu söylemekle yetinmeyip, barajın ne olması gerektiğini de ihsas etmeye kalkabilir. Böyle bir durumda kısa vadede siyaseti çalkalandıracağı açıktır ama sonucu çok etkileyeceğini de sanmamak lazım. Çünkü barajın kalkması AKP’nin oyunu 3-4 puan artırır. Sonuçta CHP kaybeder ve iktidar aynı sayıda milletvekili çıkartabilir.
Ama asıl sonuç Anayasa Mahkemesi’nin ‘karakterinin’ daha da görünür hale gelmesi olacaktır ki bunda da belki sayısız hayırlar vardır…
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (2)
25.10.2025 - Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (1)
25.10.2025 - Kürt ‘açılımı’nın nedeni Suriye değil, Türkiye!
15.03.2025 - Muhalefet için bir not: İktidar (sanılanın aksine) tutarlı ve başarılı!
20.02.2025 - İktidarın Kürt ‘açılımı’ üzerine bir not
15.10.2024 - Çocuklar anayasa yapabilir mi?
24.09.2024 - Mustafa Kemal’in büyümeyen çocukları
19.09.2024 - Nasıl bir ordu isterdiniz?
10.09.2024 - Yeni İttihatçılık havuzunun bilinçsiz balıkları
2.09.2024 - Seçimlerden kim kazançlı çıkacak?
13.04.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































deniz
Katılmıyorum ama beni de alakadar etmez zaten.