Etyen MAHÇUPYAN
Kürt meselesinde asıl ve öncelikli sorumluluğun 'Türklerde' olduğu açık. Sonuçta bu ülkede Cumhuriyet eşit vatandaşlık zemini üzerinde kurulmadığı için, yönetimsel meşruiyet kimliğe dayandı ve Türk kimliği bütün diğer kimlikleri devlet desteğiyle ezip geçti.
'Kürtler' salt bu kimliğe sahip oldukları için hiçbir zaman tam vatandaş olamadılar, ya da en azından bu tedirginliği sürekli yaşamak durumunda kaldılar. Öte yandan Kürtlerin içinden 1925'ten bu yana çıkan itiraz ve isyan hareketleri ise, devletin Kürt kimliğini düşmanlaştırması ve Türk kimliğini daha da yüceltmesi ile sonuçlandı. Dolayısıyla eğer Kürt meselesinin barışçı bir çözümü olacaksa, bu süreçte asıl ve öncelikli sorumluluk genel olarak bugüne değin 'Türk' olmanın adı konmamış imtiyazlarından yararlananlara düşüyor.
Ancak iş bu sorumluluğu 'Türkler' adına kimin alacağına geldiğinde durum basitliğini yitiriyor. Doğal beklenti parlamentonun ve hükümetin üzerine aldığı siyasi yükümlülüğün gereğini yapması, çözüm yolunda gerekli adımları atmasıdır. Aslında bu hükümet de bu yönde ilerlemek istiyor ve samimi girişimlerde bulunuyor. Ne var ki ortada daha ideolojik ve yapısal bir mesele var: AKP hükümeti seçim sonuçlarına göre 'Türkleri' temsil etse de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'Türklere' değil 'Türklüğe' dayalı bir meşruiyet tanımına sahip. Demokrasi olmayıp, bir askeri vesayet rejiminde yaşamanın anlamı da bu... Çünkü rejim, ülke için iyi ve doğru olanın ancak 'Türklüğü' temsil eden kişi ve grupların uhdesinde olduğunu söylüyor. Öte yandan bu 'Türklük' laikleştirilmiş bir Müslümanlıktan ibaret ve laikleştirilememiş olanları tehdit olarak görüyor. Nitekim yönetme imtiyazı da kurumsal laikliğin taşıyıcısı olan asker ve yargının elinde tekelleşmiş durumda.
Bu koşullar altında yüzde elli oy almak bir yandan şu anki sivil/asker gerilimini üretmekle kalmıyor, Kürt meselesi gibi ideolojik tarafı güçlü olan sorunlarda bir temsil sıkıntısı yaratıyor. Kısaca söylemek gerekirse, AKP 'Türkleri' temsil etse de, 'Türklüğü' temsil etmiyor. Oysa Kürt meselesi henüz ancak bu iki temsilin buluşturulmasıyla çözülebilir. Hükümet bu yüzden yalpalıyor, tereddütlü ve tedirgin davranıyor. Söz konusu tablonun sorumlusu tabii ki Kürtler değil. Onlar kendi yaşadıklarından hareketle hükümetin sorun çözücü yönde irade kullanmasını istemekte haksız değiller. Ne var ki haklılık, gerçekliğin bizim istediğimiz yönde yürümesini garanti eden bir kaldıraç değil. Ne de olsa gerçeklik daima bir ilişkiyi ima eder ve her ilişkinin sorumluluk taşıyan iki kanadı vardır.
Kürt meselesinde bu sorumluluğun eşit olmadığı zaten belli... 'Türkler' 'Kürtlere' göre çok daha sorumlu... Ama çözüm somut aktörler üzerinden oluşabilir ve dolayısıyla o somut aktörlerin temsil yetenekleri de kaçınılmaz olarak dikkate alınması gereken bir husus. Kürt meselesinde bu noktada ilginç bir asimetri var: PKK'nın 'Kürtleri' temsil gücü kabaca AKP'nin hem Türkleri hem de Kürtleri temsil yeteneği kadar. Yani aslında PKK'nın Kürtleri temsil açısından bir zaafı mevcut, çünkü siyasi muhatabı da bizzat Kürt kesiminde aynı temsil gücüne sahip. Diğer taraftan PKK, AKP'nin sahip olmadığı başka bir 'üstünlüğü' kullanıyor: 'Kürtlüğü' temsil ediyor...
Bu 'üstünlük' PKK'yı bu süreçte mağduriyetin ima ettiğinden daha sorumlu kılıyor, çünkü 'Kürtlük' adına davranma imtiyazını istediği gibi kullanıyor. Ama ne yazık ki bu tehlikeli de bir sorumluluk... Bir yandan PKK'yı kolaycılığa sevk ederek, Kürtlük uğruna Kürtlerin görmezden gelinmesine, Kürtlerin Kürtlük adına feda edilebilmesi anlayışına yol açıyor. Ancak daha da önemlisi, Kürtlerin 'yarım temsili' nedeniyle vurgunun giderek 'Kürtlüğe' yapılması, yani milliyetçi ve tahakkümcü bir bakışın Kürt siyasetine yerleşmesidir. Bu bakış, antidemokratik bir siyaseti 'demokrat' kelimesinin ardına gizleyerek tedavüle sokmakla kalmıyor, doğrudan şiddet kullanımını rasyonalize ediyor.
Kürt siyasetçilerin şu gerçekle bir an önce yüzleşmelerinde yarar var: Kendilerini düzenli bir biçimde zehirleme istidadı gösteren bir siyaset stratejisinin içindeler. Bu yönde devam ederlerse, PKK'nın ve onun her türlü uzantısının bütün dünya nezdinde gayrimeşru hale düşmesi pek şaşırtıcı olmaz. Yapılması gereken, bugüne kadar verilmiş mücadelenin karşılığını, bugünün dilinin içinde yeniden üreterek alabilmekten geçiyor. Bu ise, muhatabından kaçmayan, konuşmayı ve siyaseti tercih eden, özgüvenli bir Kürt hareketini ima etmekte. Çünkü kendileri farkında olmasa da, PKK'nın şu anki şiddet eğiliminin siyasi anlamı özgüven eksikliği ve sorumluluğu taşıyamama halidir.
Kürtlerin artık kaçak güreşmeyi bırakması gerek. Çünkü temelde hemen her konuda haklılar ve toplum bu meseleye hakkaniyet çerçevesinde bakmaya hazır. Kendi eliyle bu potansiyeli mahveden bir harekete kimsenin acımayacağını idrak etmek lazım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024