Etyen MAHÇUPYAN
Geçenlerde evde gazetelerimizi okurken eşim bir kahkaha attı ve şöyle dedi: "Çocuk bunlar." Memlekette komik olayların yaşanması konusunda bir sıkıntı
yok. Neredeyse her gün ülkenin bir yöresinden sizi güldürecek hikâyeler naklediliyor. Ancak eşimin kahkahasına neden olan haber şöyleydi: "İsrail'in İran'a füzelerle saldıracağı iddiasına İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi'nin 'savaşa her zaman hazırız' mesajıyla karşılık vermesinin ardından, İsrail'in ekonomik can damarı Tel Aviv'de bir füze saldırısı tatbikatı düzenlendi."
Bu karşılıklı efelenmenin bazen kadınları da kapsadığına işaret etmek, insanların bu hale ulus-devlet ve milliyetçilik sayesinde geldiklerini söylemek mümkün. Ayrıca bir başkasının saldırganlaşmasının ister istemez sizin de silaha sarılmanıza neden olacağını da vurgulayabilirsiniz. Ne var ki eşimin tepkisinin gösterdiği üzere burada epeyce 'erkek' bir dünya var ve bu dünyanın kadın gözüyle epeyce çocuksu, çiğ ve kibirli olduğunu görüyoruz. Nitekim bu erkek dünyasının esas olarak otoriter zihniyet içinde şekillenmiş olduğunun ve bütün tarihsel yontulma süreçlerine rağmen halen karşılıklı bir güç gösterisi üretmenin ötesine geçemediğinin farkındayız. Erkeklerin kadınlara oranla sahip oldukları fiziksel güç, belki de kadim zamanlardan bu yana gücün bizatihi meşruiyetini besleyen bir zemin oldu. Ama söz konusu meşruiyet ikili ilişkilerden toplumsala uzanan bir hatta tescil edildiği andan itibaren, gücün bizatihi kendisi değer sistemleri üreten bir nitelik kazandı ve otoriter zihniyeti 'normal' kıldı. Diğer bir deyişle otoriter anlayış ve gücün meşruiyeti, insani özelliklerden sadece biri olmaktan öteye geçerek, varlık sisteminin temel yasası gibi algılanmaya başladı. Bu durumda böylesi bir varlık alanına daha uyumlu olan erkeğin de kadını yönetmesi, giderek aile reisi olması ve siyasetin efendiliğine soyunması şaşırtıcı olmadı. Dahası tek tanrılı dinler, bu eşitsizliği kutsiyet ima eden bir ataerkil sistem içinde değişmez kalıplara oturttular. Böylece erkeğin üstünlüğü, anlamını hiçbir zaman bilemeyeceğimiz yaradılışın ve dolayısıyla 'hayatın sırrının' parçası haline geldi. Kadınlardan beklenen ise, yaradılışın bu gizemli gerçeğini kabullenmeleri ve içselleştirmeleriydi...
Batı'da dinin Kilise etrafında örgütlenmesi, otoriter ve ataerkil zihniyetlerin sentezini olanaklı olmaktan çıkardı, çünkü Kilise de aynen krallıklar gibi dünyevî bir yönetim yapısı kurmanın peşindeydi. Böylece oluşan çatışma ortamı dinde yaşanan reformları ve laikliği getirirken, kadın haklarının ve eşitliğin de önü açıldı. Doğu'da ise bu iki zihniyet arasında uyum vardı. Bizans ortodoksluğu ve onun mirasını devralan Sünni Müslümanlık, devletle dini bütünleştirdi. Bu durum kanlı çatışmaları önledi... Ama aynı zamanda da kadın-erkek ilişkisinin eşitsiz bir zemine hapsolmasıyla sonuçlandı.
Tarih genellikle geriye dönüp tercih veya yargıda bulunmayı anlamsız kılar. Her konum kendi avantaj ve dezavantajlarını ürettiği gibi, bir dönem avantaj olan bir anlayış zaman içinde tersine de dönebilir ya da dünün olumsuzlukları bugün olumluya gidişi destekleyebilir. Dolayısıyla bu mesele dinler veya uygarlıklar arasında bir mukayeseyi ima etmiyor... Kadın-erkek eşitsizliğinin bunları aşan, ortak ve kadim bir haksızlık olduğuna işaret ediyor.
Öte yandan ortada gerçekten de temel bir farklılık var: Erkek zihni 'soğuk', oysa kadın zihni 'sıcak'... Erkek mantığı temel alan şekilci bir akıldan hareketle davranıyor. Kadın ise duyarlılıkları temel alan esnek bir akıldan. Bu nedenle de kadınlar erkek dilinde 'tutarsız', 'belirsiz', 'güvenilmez' ilan edilebiliyorlar. Erkeklerin gerçeklikle ilişkisinde bir tarafta anlama ve açıklamayı, eksenin diğer ucunda müdahale etme ve değiştirme isteğini görüyoruz. Bunların ortak yönü erkek zihninin baktığı nesneye aldığı mesafe, neredeyse bir tür dokunma korkusuna sahip olmasıdır. Kadınların gerçeklikle ilişkisi ise, bir yanda hissetme ve dokunmanın, öteki yanda yardım etme ve paylaşmanın olduğu farklı bir eksen üzerinde yaşanıyor. Burada mesafenin yok edildiğini, hızla aşıldığını, hatta mesafeden tedirgin olunduğunu hissediyoruz.
Erkek zihninin normlarıyla oluşan ve yönetilen bir dünyanın geldiği nokta belli... Duyarsızlık ve bencilliğin sistemleşerek hoyratlığı gurur vesilesi kılan bir kibre dönüşmesini, sırf gazete haberlerinden takip etmek mümkün. Sonuç ise açlık, eziyet ve ölüm oluyor... Bunun insanlığın doğal dürtülerinden birine tekabül ettiği açık olsa da, insanlığın 'normal hali' olduğunu söyleyemeyiz.
Nitekim demokrat zihniyetin ima ettiği katılım, ikna ve konsensüs gibi ilkeler erkek sisteminin ehlileşmesiyle ilgili. Bu ilkeler erkeğin 'kadın gibi' olmasını ima etmiyor, ama her ikisinin de eşit olabilecekleri ve bir diğerinin yeteneklerinden yararlanabilecekleri bir zihinsel zemin oluşturuyor. İnsanlığa verdiğimiz zararın bile bile devam etmesi büyük bir yük... Erkek dünyasının kendi aczini ve çiğliğini anlama zamanı gelmiş gibi gözüküyor...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024