Fehmi KORU
“Üst düzey bir güvenlik bürokratı” veya “Yüksek seviyeli güvenlik görevlisi” diye anılan kişi kimdir bilmiyorum; ancak bu sıfatlarla anılan kişinin güvenlik konularında son karar mercii olmasa da karar mekanizması içerisinde yer alan biri olduğu belli.
O sıfatı taşıyan biri, Karar gazetesinden Ahmet Taşgetiren’i aramış ve ona 15 Temmuz dönemecinde dile getirilen darbe girişiminin gerçek suçluları ile farklı bir yapı olarak benimsenip öyle tanındıkları dönemde onlara destek çıkmış ve şimdilerde onlar yüzünden mağduriyetler yaşayan kitle konusunda düşüncelerini aktarmış…
Dediği şu: “Büyük acı birikiyor toplum zemininde. Uzun yıllar toplumu etkileyecek bu acı. Toplumu bundan kurtarmak lazım.”
Bu tespiti okuyunca, güvenlik alanında yeni bir değerlendirmenin söz konusu olduğunu düşünmemek elde değil. Belli ki, cezaevlerinde “Ben neden buradayım?” diye kendi kendini sorgulayan ve onlarla birlikte aynı sorgulamayı ülkenin dört bir tarafında yapan kişilerin varlığı dikkat çekmeye başlamış. ‘Biriken acı’ tespitinden ben bunu anlıyorum.
Peki bu ‘büyük acı’ nasıl ortadan kaldırılacak, toplum bundan nasıl kurtarılacak?
Güvenlik alanında yeni bir değerlendirme varsa…
‘Yüksek seviyeli güvenlik görevlisi’nin bu soruya cevap teşkil edecek sözünü de aktarıyor yazar: “Çıksalar, biz milletimize, devletimize karşı büyük günah işledik. Af diliyoruz milletimizden, devletimizden. Adalete teslim oluyoruz. Verilecek cezaya razıyız. Ancak bizim ardımızdan gelerek, bize güvenerek yürüyen insanlar olanlardan sorumlu değildir, deseler…”
Nedamet gösterseler ve kendilerini devletin adaletine teslim etseler; böylece onların narına yananların kurtulmasını sağlasalar…
Eminim, 15 Temmuz 2016’dan bu yana ‘hain darbe girişimi’ ne zaman aklınıza gelse, benim gibi sizlerin de -hiç değilse bazılarınızın- aklından aynı düşünce geçiyordur. Suçlanan örgütsel yapıda yer alan, talimatlarıyla kendileriyle irtibatlı silahlı veya silahsız birilerini harekete geçirebilecek durumda olan kişiler, en tepeden başlayarak, “Tamam, biz bir hata yaptık, suçlu bizleriz” deme alicenaplığını gösterseler, bunu öyle binlerce kilometre uzaktan değil ülkeye gelerek yapsalar… Yargı başta olmak üzere devlet kurumları içerisinde örgütlenen, hükümete karşı ayaklanan, millete silah doğrultan, darbe çığırtkanlığı yapan ve 251 canın kaybından doğrudan veya dolaylı sorumlu olanlarla birlikte yargılansalar…
Onların narına yanan onbinlerce insan yerine gerçek suçlular hesap verse…
Düşünce güzel, bunu yetkili bir ağızdan duymak daha da güzel; ancak bu düşüncenin uygulanma imkanı var mı?
Ne dersiniz, var mı?
Aradan her günü acı veren tam üç yıl -üç tane 365 gün- geçmiş ve millete silah doğrultanlar ile onlara ateş açma emrini verdiği düşünülenler mahkemelerde yargılanır, artık ‘FETÖ’ diye anılmaya başlamış olan örgütle irtibat ve iltisak kurularak onlarla beraber hesaba çekilmekte olan insanların hiç değilse önemli bir bölümünün mağduriyet iddiaları arş-ı alaya ulaşmış iken, bu gelişmeyi uzaktan izlemekle yetinenlerin “Esas suçlu bizleriz” diye bugün ortaya atılmaları pek akla uygun görünmüyor.
“Gelsinler, kendilerini Türk adaletine emanet etsinler” demek iyi güzel de, bunu o kadrodan beklemek biraz fazla iyimserlik oluyor.
Darbeyi planladığı, zeminini hazırladığı, millete silah doğrultulması talimatı verdiğine inanılan kişi veya kişileri hafife almak olur bu.
Öyle bir yola başvurabilecek tıynette olsalardı bunu yapmak için aradan bunca zaman geçmesini beklemezlerdi herhalde.
Sorular ve yine sorular
Bu noktada sorulması gereken soru şu: Devletin ‘yüksek seviyeli güvenlik görevlisi’ onlar yüzünden mağduriyetler yaşandığını ve o mağduriyetlerin gerçek suçlu olarak belirlenmiş uzaktaki kişilerin nedamete erip teslim olmaları durumunda giderilebileceğini söylediğine göre, o kişiler kendilerinden beklenen civanmertliği göstermedikleri takdirde ne olacak?
Mağduriyetlerın devamına müsaade mi edilecek?
Adalet kavramı, yargı kurumu, toplumsal barış bu durumdan olumsuz etkilenmeyecek mi?
Onlar gelir ve teslim olurlarsa bunlar cezaevinden çıkacaklarsa, onlar gelmeyince bunların cezaevlerinde kalmaya devam etmeleri ‘bunlar’ dediklerimi zihinlerde farklı bir konuma yerleştirmez mi?
Sorulacak soru çok.
‘Yüksek seviyeli güvenlik görevlisi’ devletin güvenlik alanında karar mekanizması içerisinde yer alan biriyse -ki öyle olduğu anlaşılıyor- Ahmet Taşgetiren’le paylaştığı düşüncelerinin akla düşürdüğü konuyu bir adım daha ileriye taşımalı ve bu alanda yapılan yanlışlar varsa -ki aktardığı düşünceler onun da yanlışların varlığını kabul ettiğine işaret ediyor- onların ortadan kaldırılması için çaba göstermelidir.
Nedamet eseri göstermeyenlerden civanmertlik beklemek yerine devletin adaletin gereğini yerine getirmesi daha doğru bir tavırdır.
Yargıtay’ın 16. Dairesi’nin örgüt üyeliği için ‘cebir ve şiddeti’ zorunlu unsur olarak gören kararı bu alanda yargının yönetime açtığı bir imkan aralığıdır. Yönetim de, gerekirse yasalarda değişikliği de gündeme taşıyarak ya da daha kestirme yollarla, yargının çizdiği çerçeveyi daha muhkem hale getirmelidir.
“Toplumu uzun yıllar etkileyecek acı” söz konusuysa ve bu ‘acı birikimi’ çözüm bekleyen bir sorunsa, ‘yüksek seviyeli’ devlet görevlilerine düşen onu ortadan kaldırma yolunda çaba sarf etmektir.
Bekleyeceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026