Ferhat KENTEL
26 Şubat 1992’de Ermenistan ve Azerbaycan “ulus-devletleri” ve onların “milliyetçileri” arasında gerilime neden olan Karabağ’da silahlı Ermeni kuvvetleri yüzlerce Azeri’yi çoluk çocuk ayırt etmeden katletti; Karabağ’ı “etnik olarak temizledi”, “Ermeni yurdu” yaptı. Otoriter devletlerin ve diktatörlerin korkulu rüyası Uluslararası Human Rights Watch’a (İnsan Hakları İzleme Örgütü) göre, Rus birliklerinin desteğindeki Ermeni kuvvetler tarafından 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere, 613 sivil insan öldürüldü. Katliam ve yarattığı kitlesel mülteci göçü sadece bizim buralarda –yani Azerilerle kolaylıkla empati ilişkisi kurabilecek Türkiye’de ve Azerbaycan’da– değil, dünya çapında, ölülerin milliyetini sormayan vicdanlı insanlar tarafından tepkiyle karşılandı. Human Rights Watch’un yanısıra, Kızıl Haç gibi insani yardım örgütlerinin, Newsweek dergisi gibi medya organlarının ya da örneğin Fransız gazeteci Frédérique Lengaigne’in dünyaya aktardıkları bilgilerle katliamın boyutları gözler önüne serildi.
Ortalık cansız ve parçalanmış sivil insanların bedenleriyle dolmuşken, Ermenistan devletinden –bizim buralarda da epey iyi bilinen bir mantıkla– “savaştayız; savaşta olur böyle şeyler” ya da “hayır, aslında Azeriler kendi insanlarını öldürdü” minvalinde trajik açıklamalar geldi.
İşte bu vahşet Taksim’de “Ermeni yalanına sessiz kalma!” sloganı eşliğinde telin edilecek. Bütün dünyanın bu vahşeti “soykırım” olarak tanımasını sağlamak amacıyla düzenlenen mitingin çağrı afişlerinde “Hepimiz Hocalılıyız, Hepimiz Mehmetiz” sloganları yer alıyor.
Hocalı katliamı korkunç bir insanlık suçu... Öldürülen masum insanlar, yerlerinden yurtlarından sürülen insanlar için acı duymamak, onlarla özdeşleşmemek mümkün değil. “Hepimiz Hocalılıyız” diyerek çıkan ses, ruhu nasırlaşmamış herkesin hissederek atacağı bir çığlık olabilir ancak...
Ancak afişlerde açıkça belirtilmemiş olsa da, acının, insanlığın çığlığı olması gereken bu sesten başka bir ses, derinlerden bir yerden, esas yaratmak istediği etkiyi yaratmış: sanal âlem mesajı almış ve sesi başka bir ruh haline kanalize etmiş: “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz diyenlere tepki göstermenin işte zamanı!”
Son yıllarda Türkiye toplumu geçmişiyle, karanlık tarih sayfalarıyla hesaplaşıyor. Her geçen gün, yakın veya uzak, daha fazla tarihsel gerçek açığa çıkıyor. Bütün “ihanet” söylemlerine ve bu söylemin yarattığı baskıya rağmen, “İstiklal Mahkemeleri’nde ne oldu”, “Dersim’de ne oldu”, “Darbelerde ne oldu”, “1915’te ne oldu aslında” gibi ezberleri bozan sorular soruluyor. Bu topraklarda Müslüman dindarların, Kürtlerin, Alevilerin başlarına gelenler derin kuyuların içinden çıkıp, bizim yakamıza yapışıyor.
Ama belki de en zor hazmedilebilecek olan mesele, “Ermeni meselesi” de hafızamızı köreltmiş yalan bulutunun içinden çıkıp sarsıyor hepimizi... Bu toprakların en eski kavimlerinden olan Ermenilerin yüzbinlercesinin katliam ve tehcirle (ya da “soykırımla”) temizlenmesiyle “Türk yurdu” haline getirildiği saklanamaz hale geliyor.
Herşeye rağmen, artık birbirimizi “anlamak” ve “iyileştirmek” için çabalarken, vicdanımızı avucumuzun içinde buluyoruz. Ve işte her seferinde, bir başka “insanlık testi” olan Hocalı örneği, avucumuzun içinde tuttuğumuz vicdanımızı yere fırlatmamız için bir tehdide dönüşüyor.
Hocalı katliamı (ya da “soykırımı”), Hocalı’da öldürülen insanlar, Hocalı acısı adeta bir “silah”a dönüşüyor; “Sakın 1915 deme! Sakın Ermenilerin acısı deme!” diyerek, bir yarısı karanlığa itilmiş, geride kalmış yarım vicdanlarla, seçkinlerimizin günahlarını örttükleri ve bizi esir aldıkları düzenin devam etmesi için seferberlikler tertip ediliyor.
AKP’ye karşı savaşın parçası olan Cumhuriyet mitinglerinde bayrak gibi kutsal sembollerin devreye sokulmasına benzer şekilde, Hocalı acısıyla, ancak bu sefer yeni kitleler seferberliğe çağrılarak, hikmetinden sual edilmez devlet geleneği tahkim ediliyor. “Düşman Ermeni” sembolü tepe tepe kullanılarak, ezberleri yeniden inşa savaşı veriliyor.
Bu arada, miting için hazırlanan afişlerin tepesinde yer alan “Ermeni yalanına sessiz kalma!” ibaresinin altında, “geniş bir vicdana” seslendiği izlenimini veren, etkili bir “halkla ilişkiler” ürününü yansıtan“Bir daha Hocalı, Srebrenitsa, Hama ve Humus yaşanmasın” ibaresini görünce, içi dehşet dolu Uludere’yi, Halepçe’yi neden katmamışlar öncekilerinin yanına diye sormadan edemiyor insan...
“Düşmanlar” kurarak ezberleri yeniden üretmek, sadece seferber edilecek insan sayısını arttırmak üzere taktiksel bir vicdan hareketi için değil, en yakınımızda duran ve acıları olan bütün insanları katarak vicdanlar tamamlanabilir ancak...
Ölüler Müslüman, Türk, Azeri, Kürt ya da Ermeni olarak değil; sadece insan oldukları görülebildiği zaman acılara gerçekten ortak olunabilir.
Evet, bir daha Hocalı yaşanmasın... 1915 de yaşanmasın... Azeriler öldürülmesin, Boşnaklar, Sünniler öldürülmesin... Kürtler de öldürülmesin, Ermeniler de öldürülmesin...
Evet, 1992’yi unutmayacağız, 1915’i de unutmayacağız... Ve hepimiz Hocalılıyız, hepimiz Ermeniyiz...
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020