Gökhan BACIK
Kısa vadede İslam dünyasının sorunlarını çözmek ihtimali sıfırdır. Bırakın demokrasi, özgürlük gibi zor konuları; ulaşım, kent güvenliği gibi sorunlarını çözmek için bir veya iki jenerasyonun büyük çaba harcaması gerekiyor.
Peki ne olacak?
Sanırım benim jenerasyonumun İslam dünyasının kısa vadede iflah olmayacağını kabullenmesi lazım. Pakistan’ın, Afganistan’ın düzelmesi bir kenara Türkiye gibi ülkeler bile artık geri dönülmesi güç eşikleri geçmek üzere! İran’da kadınlar futbol maçına gidemiyor, Suudi Arabistan’da sosyal bilim diye bir kavram yok, Türkiye’de isteyen istediği gazeteyi kapatıyor… Malezya, Endonezya, Mısır farklı mı? Balkanlar farklı mı?
Peki bu havlu atmak ne anlama geliyor? Sanırım şunu kabul etmek lazım: İslam dünyasının toparlanması konusunda kökü 19. Yüzyıla dayanan mevcut paradigma iflas etti. Yani eldeki strateji ile İslam dünyası toparlanmadı. “İnsanlar İslam’dan uzak, onları İslam’a yakınlaştırırsak bütün sorunlar çözülür.” düşüncesi iflas etti. Malezya’dan Türkiye’ye insanlar, belki daha önce hiç olmadığı kadar, daha dindar. Mısır’ı alnında namaz kılmaktan nasır çıkmış bir general yönetiyor.
Demek sorun dindarlaşmak da değilmiş. Sorun eldeki paradigmada. Açıkça yazmak lazım: İslam’ı böyle yorumlayarak bir santim ilerleme şansımız yok. O nedenle ismine ister reform deyin ister yenilenme deyin elimizdeki din anlayışını yeni ve radikal olarak yorumlamak gerekiyor. Bu yapılmadığı sürece dindarlık artabilir ancak İslam dünyasının hemen her ülkesine saran hastalıklar aynen devam edecektir.
İkinci nokta şudur: Küresel olarak ister cemaat ister tarikat ister parti olsun, İslami hareketlerin örgüt disiplini, on derece daha gevşetilmeli. Yeni dönemde kural şu olmalıdır: Birey topluluktan üstündür! O nedenle İslam dünyasını ‘kurtarmak’ istiyorsak küresel düzeyde başarılı doktorlar, piyanistler, bankacılar, duvarcı ustaları yetiştirmek gerekiyor. İslam dünyasının toparlanmasına katkıda bulunacak kelime artık ‘meslek’ olarak düşünülmelidir.
O nedenle bireyi önce çıkarıp cemaat disiplinini azaltmak gerekiyor. Kolektif yapılarla İslam’ı kurtaralım derken bireyi yeteneksiz ve aklını kullanamayan bir hale getirmek daha tehlikelidir. İnsana en çok otonomi ve özgürlük veren medeniyet başarı kazanır. Türlü dinsel veya seküler mantıkla, kolektif yapıların disiplini içinde insanı kurtarmaya çalışanlar kurtarmak bir kenara, onu çürütür. Örgütlü, disiplinli ancak içi kof bir sürü kolektif yapı İslam dünyasına artık sadece zaman kaybettirir.
O nedenle kısa vadede ümitsiz görünen İslam dünyasına uzun vadede katkı yapmak isteyenler mutlaka bireyi öne çıkarmalılar. İnsan sosyal bir varlıktır. Aileye, mahalleye, iş grubuna, seküler ve dini olsun bir ‘cemaate’ katılmak ister. Bu doğal. Ancak bunların hiçbiri insanın tekil değerini engelleyerek var olamaz.
İslam dünyası neredeyse bin yıldır zor bir işi yaptı: Mensuplarına aklını kullanma dedi. “Sen aklını kullanma, çoğunluk daha iyisini bilir.” Acilen bu paradigma bırakılmalıdır. İslam dünyasının bütün sorunlarının kök nedeni olarak bireyin irade ve aklının sınırlandırılması olarak gösterilebilir.
Kısa vadede İslam dünyasının toparlanmasına ihtimal yok. O nedenle uzun vadeli, sabırlı ve bireye, mesleki kaliteye dayanan modellere kafa yormak gerekiyor. Ne kadar çok laf dinlemeyen, ne kadar çok kafası karışık, soru soran ve bu soruların cevabı için huzursuz olan insana sahip olunursa o kadar iyi olacaktır. Huşu içinde dua eden, tavaf eden ancak “Yahu bu Suudi Arabistan’da neden demokrasi yok? Neden kadın hakları yok?” diye sormayan disiplinli milyonların bir etkisi olmuyor!
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYADevlet, Komün ve Demokratik Sosyalizmin İnşası; Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu... 14.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli Çamaşırhanesi -3- Videoya çektiler: ‘Cırt’ sesi geldikçe bağırıyor! “Maşallah, Maşallah!..” 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın ağzındaki bakla!... 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBüyük sorunları çözememe serisi bu kez bitecek mi? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan’ın ötesi… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERHarakiri Bütçesi 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİKandil’in polemikçisi şampanya sosyalistlerine karşı 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraKaçıncı CHP? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENKürt Sorunu 2.0’a Hazır mıyız? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÖcalan’ın mektubu üzerine bazı gözlemler 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEABD, Suriye için neye karar verdi? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEş Şara’dan yeni bir Esad çıkarmak mı? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAmerika çökmekte olan bir uygarlık mı? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuCeylanpınar cinayeti… 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUSeçime henüz vakit varken sandık hesabı 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAK Partili bir okurla sohbet 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZÖzel’in bütçe konuşmasında sürece dair mesajları 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEn büyük tehlike NÜFUS yokluğu 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENFeti Yıldız kime sesleniyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2025
8.11.2025
1.11.2025
26.10.2025
19.10.2025
14.10.2025
4.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
1.09.2025