Gürbüz ÖZALTINLI
Bunca olup biten arasında beni en çok neyin şaşırttığını soruyorum kendime. Bunun en kısa ve geniş cevabı, değişim. Elimdeki küçücük makinenin akıl almaz marifetlerine bakıp, cırıl cırıl numara çevirdiğimiz telefonları hatırlayınca da oluyor bu. Fakat asıl, insan algısının, zihinlerin, elle tutulmaz dönüşümündeki esrar heyecanlandırıyor beni. Bu merak, karşımızda kanlı canlı gördüğümüz tek tek insan varlığından, “toplum” dediğimiz soyut kavramsal dünyaya doğru açıldığında iyice kışkırtıcı oluyor. Büyük bir karmaşa içinde dönüp dolaşıp aynı sözlerin yaşamı kuşattığı hissi veren, o bıktırıcı kaotik durağanlık algısının nasıl yanıltıcı olduğunu her defasında aynı şaşkınlıkla karşılıyorum. İrili ufaklı söz ve eylemler dünyasının hayat verdiği etkileşim süreçlerini çözebilmek, insan aklının kayıtsız kalabileceği bir şey değil. Her şey gibi zihinlerin de aynı kalmadığını anlayabilmemiz için, o an bize çoğu zaman cömert davranmıyor. O ânın geçmesi, geride kalması gerekiyor. Biz değişimi ancak geriye bakarak anlayabiliyoruz.
Zihinsel değişimin benim anlamlandırma dünyamdaki “kilit taşı” ise meşruiyet algısı. Düne kadar“olağan”, “haklı”, “makul” bulunan bir düşünce ya da eylem, bir zaman geliyor “haksız”, “utanç verici”, “kabul edilemez” sayılıyor. Bu elbette, hep beraber el ele tutuşarak aynı anda vardığımız bir yer olmuyor. Hararetli çatışmalar, her yöne çekiştirmeler içinde, kolay hissedilemez yavaş bir kayma olarak yaşanıyor çoğu zaman. Galiba makbul olanı da bu. Çünkü, tarihin “hızlandırılmış”,“konsantre” dönemlerinin bedeli çok ağır oluyor. Ve hayat, bu hızın öcünü bir biçimde alıyor.“Eski”, bir gün geliyor hortluyor.
Darbe yargılamaları, en azından bizim kuşak için gerçekten çok sarsıcı. Daha düne kadar “elinde silah tutan son sözü söyler” diyen arkadaşlarımı hatırlıyorum. Bu yargı boşuna oluşmadı elbette. Ardında, uzun bir tarih var. Fetih imparatorluğunun torunlarıyız hepimiz. Yeniçerilerin padişah kellesi aldığı köklerden geliyoruz. 1913 darbesini yapan İttihatçılar da “modern yeniçeriler” değil midir?
Tarihimiz, sadece darbeler tarihi değildir. Tarihimiz aynı zamanda bu darbelerin “meşru sayıldığı”bir toplumsal kültür tarihidir. Kimileri için zorunlu ve gereklidir darbeler. Kimileri için, istenmese de“olağan”dır. Ordu siyasi bir güçtür. Bu gücünü kullanmasında şaşıracak bir şey yoktur. Algı budur.
İşte bu köklü algı artık kırılıyor, hem de gerçekten uzun tarihiyle bağdaşmayacak bir hızla. Bana kalırsa, bu ülkenin yaşadığı en olağanüstü gerçek bu. Düne kadar “Ordu rejimin teminatıdır. ...izin vermeyecektir”le biten bildiriler yayınlayan, ve defalarca da işi tehditte bırakmayan gelenek, hepimizi şaşırtacak bir hızla çöktü. Hayır, o asla kâğıttan bir kaplan değildi. Halkı nasıl parçaladığını bizim kuşak gördü. Şimdi ordunun çaresizliğine üzülenler, dünyadaki değişimi ve toplumun zihinsel dönüşümünü anlayamayanlardır. En çok da generaller şaşırdılar sanırım. Sonsuza kadar “en saygın kurum” kalacaklarını sanıyorlardı. Darbelerin meşruiyetinin tükenmezliğine inanıyorlardı.
Şimdi yargılanan bir tek generalden bile “biz rejimin teminatıyız, müdahale hakkımız vardır, elbette siyasete müdahale planları yapacağız” savunması duymuyoruz. Hadi, cami bombalamaları, uçak düşürmeleri, yurtlara silah bırakmaları falan inkârı anlıyoruz. Peki, darbe günlükleri neden ortada kaldı? Fişlemeleri kimler yaptı? İnternet siteleri kendiliğinden mi kuruldu? Balyoz için neden kıvranıp duruluyor? Kimlerin tutuklanacağını, nerede toplanacağını hesaplıyorsun. Bunlar ülkeyi “kurtarma” hazırlıkları değil miydi? Bakanlar kurulunu bile tasarladın. Bu zaten misyonun değil miydi?
Hayır, kimse imzasına sahip çıkmıyor. Seçtikleri yol inkâr ve yalan. Oysa onlar da toplum da biliyor; eğer müdahaleyi meşru hak olarak görüyorsan, bu müdahaleyi planlarsın. 12 Eylül’ün “Bayrak Planı”nı duymayan var mı? Evren düne kadar bunu inkâr etti mi? O zaman adama sorarlar “madem ülkeyi kurtaracaksın, yönetimi indirme planı neden yapmadın” diye.
Ama olmuyor işte. Söyleyenin insan içine çıkamadığı bir iki cılız “müdahale” çağrısı dışında darbe telaffuz edilemez hale geldi. Sadece “yasak” değil, “ayıp” sayılıyor böyle şeyler. Hâlâ herkes için değil, biliyoruz. Ama gönlünden geçirenler, komşusunun kulağına “bunları asmalı” diyenler de, kürsüye çıkıp atıp tutamıyor. Sadece korkmuyor, utanıyor da...
Çevik Bir’i götürürlerken düşündüm. Nereden nereye geldik. Önce aynaya baktım. 28 Şubat’ta bir köşede oturanlardandım. Asla orducu değildim. Ama, çok güçlü bir Erbakan karşıtlığım vardı. Bana rejimle hesaplaşma gereğini düşünmeyi erteleten bir kızgınlık. Cumhuriyet’in güçlü izlerini fark etmem daha sonra oldu. Yüzleşmek hiç de kolay değildi.
Evet, bu ülkenin meşruiyet algısı değişti. Hegemonya “elinde silah tutan değil, seçimlerde onay alan yönetir” düşüncesine geçti. Bununla yarışabilecek önemde bir siyasi olgu olmadığını düşünüyorum.
Bugün eleştirdiğimiz otoriter tutumların üstesinden gelmenin de imkânı burada yatıyor. Demokratikleşme süreci düz bir patikadan ilerlemez. Hele ki, bütün tarihi ve toplumsal yapısı Batı’dan çok farklı bizim gibi bir ülkede. Her türlü yalpalama, derinlere işlemiş milliyetçilik, çoğunluk baskısı bizi bekliyor. Fakat, anlatmaya çalıştığım değişim sonucu, bütün bunları aşmaya dünden daha fazla yakınız.
Referandum gibi tarihî bir eşikte düşüp kalanların, umursamadıkları işte bu.
Onlar, şimdi darbecilerin yargılanmasını da “anlayamıyorlar”.
Kılıçdaroğlu’nun ise bu “anlamazlıkta” ayrı bir yeri var.
O, Silivri gölgesinin, sonunda partiyi de kendisini de gömeceğini anlayamıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023