Hasan CEMAL
Kızıltepe’den:
“Eşit ve kardeşçe yaşayacağız! Barışın altında demokrasi yatacak, eşitlik yatacak, hukuk yatacak, insan hakları yatacak...”
Hediye Ana’dan:
“Kocam faili meçhul bir cinayetle öldürüldü. İki oğlumu dağda kaybettim. Barışa umudum vardır. Yaşarsak birlikte yaşarız, ölürsek birlikte ölürüz.”
Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan'dan:
Ayşe Gökkan, 'erkek egemen devletten, erkek egemen toplumdan, erkek egemen aileden' yakınıyor. “Kürt kadını mücadelesini, Türk devleti yerine Kürt devletinden dayak yemek için vermiyor” diyor...
KIZILTEPE / NUSAYBİN
Kızıltepe belediye binasında, BaşkanFerhan Türk’ün makamında sohbet ediyoruz. Oda kalabalık. Belediye Meclisi üyesi 31 kişinin 28’i KCK’dan tutuklanmış. Bu yakınlarda tahliyeler başlamış, şimdi iki kişi kalmış hapiste.
Başkan Ferhan Türk 3 yıl 2 ay yatmış KCK’dan. Birkaç yıl önce Kızıltepe’ye geldiğimde içerideydi.
Kızıltepe’ye yolum çok düştü. Acılı bakışlarıyla Cihan Sincar’ı hatırlıyorum. Milletvekili kocasını ‘faili meçhul cinayet’te kaybettikten sonra burada iki dönem Belediye Başkanlığı yapmıştı.
Bu topraklarda sohbete oturduğunuz zaman önce yaşanmış acıları dinlersiniz. Kürt sorunu nedir sorusunun karşılığı, kitaplardan, resmi raporlardan daha çok asıl böyle anlaşılmaya başlanır. Çünkü acıları yaşayanların ağzından dinlediğinizde, yüreğiniz de soruna kapılarını açabilir. Bu da barışa giden yolları kısaltır.
Dinliyorum:
“Benim ailemden 14 kişi dağa çıkmış. İki kardeşim de cezaevinde. Biri, tekerlekli sandalyeye mahkûm. Adı Mürşit Aslan, 35 yaşında. 19 yaşındaydı dağa çıktığında... Çatışmada yaralandı, kötürüm kaldı. Cumhurbaşkanı Sezer zamanında özel afla dışarı çıktı. Sonra tekrar hapse attılar, telefonda bir şeyler söylediği için... Halen Mardin E Tipi cezaevinde yatıyor.”
Anlatıyor:
“Ben Mehmet Emin Aslan. Tam 10 yıl cezaevinde kaldım. Bunca yıl hapis yattım, ama tek bir gün bile ceza almadan çıktım. Hukuk devleti bunun neresinde, söyler misin?”
Dinliyorum:
“Anadilimiz, Kürtçe serbest mi? Hayır, hâlâ serbestçe konuşamıyoruz. Kendi ana dilimizle siyaset yaparken de, mahkemede ifade verirken de serbestçe konuşamıyoruz. Bazı yasalar hâlâ engelliyor. Daha dün Kızıltepe adliyesindeydik. Kürtçe ifade vereceğiz deyince, hâkim bey sordu mübaşire, kaç para alacaksın diye... Ben de dedim ki, ‘Hâkim Bey, kendi dilimi para vererek mi konuşacağım?’ Çıkıp gittik adliyeden...”
Telaş yaparak anlatıyor:
“Burada bulunanların içinde askeri darbelerden geçmeyeni yok gibidir. Neredeyse hepimiz 12 Eylül’ün o rezil tezgâhından geçtik. 1990’ların faili meçhul cinayet tezgâhlarından geçtik. En son da KCK tezgahı... ”
'Erdoğan'ın Âkil İnsanlar konuşması manifesto gibiydi, beğendim'
Dinliyorum:
“Kürtçe kanal, TRT-Şeş, iyi güzel... Ama bir emirle açıldı, bir emirle de kapanabilir. Yasal güvencesi nerede?.. İngilizce serbest, Fransızca serbest... İyi güzel de... İngilizlere, Fransızlara karşı Çanakkale’de Türklerle omuz omuza çarpışan Kürtlerin ana dili neden yasak? Onlar Türkiye’de kendi dillerinde eğitim yapabiliyor, ben Kürt olarak yapamıyorum. Adalet, eşitlik bunun neresinde?..”
Bir başkası aradan söze giriyor:
“Tayyip Erdoğan’ın Âkil İnsanlar Heyeti’ni kabul ettiğinde yaptığı konuşmayı çok beğendim.Manifesto gibi bir konuşmaydı.”
İlle de silah mı gerekiyor?..
Slogan atarcasına konuşuyor:
“Eşit ve kardeşçe yaşayacağız!”
Diğeri sanki onu tamamlıyor:
“Barışın altında demokrasi yatacak, eşitlik yatacak, hukuk yatacak, insan hakları yatacak...”
Ben de ona soruyorum:
“Bunun için ille de silah mı gerekiyor? Şimdi parmaklar tetikten çekilmiş durumda, yani ateşkesya da eylemsizlik ilan edildi. Şimdi barışın bu koşullarını, dağda silahların sustuğu, artık dağdan ölüm haberlerinin gelmediği bir ortamda oturup konuşsak, tartışsak... Siyasetin silahlısını değil, demokratik olanını yapsak... Diyarbakır’ın Newroz Meydanı’nda 21 Mart’ta açıklanan mesajında Apo da aynı çağrıyı yapmadı mı? Parmakların tetikten çekildiği silahsız bir ortamdameseleleri kolayından zoruna doğru ele alsak, düğümleri kolayından zoruna doğru çözmeye koyulsak, barışın altını, içini böyle doldurmaya başlasak daha iyi olmaz mı?”
Sabırla dinliyor beni.
Tepkili değil.
Gözümün içine bakıyor.
Cevap, resmi cevap değil ve tek kelimeyle geliyor:
“Olur.”
Kızıltepe’den Viranşehir’e doğru yol alırken not alıyorum:
Barış sürecinin temelleri yaşanmış büyük acılarla atıldı; barışın, barış koşullarının olgunlaşması galiba bu demek.
Nusaybin'de bir barış annesi Hediye Ana...
Nusaybin Belediyesi’nde bir barış annesi, Hediye Ana karşıma çıkıyor, başında kenarları oya gibi işlenmiş bembeyaz yemenisi, cin gibi bakan maviş gözleri ve nur gibi yüzüyle...
Hakkari’nin Sümbül Dağı’nın eteklerinde beni yakalayıp, “Yaz gazeteci evladım yaz, biz barışa susamışız” diyen Hizu Teyze’yi hatırlatıyor bana... Diyarbakır’ınKervansaray’ında bana sarılıp “Barışa emanet olun!” diyen Hayriye Ana’yı çağrıştırıyor Hediye Ana. Yüzünün derin hatlarına yerleşmiş acılarını Kürtçe anlatıyor, güzel anlatıyor:
“Bir tek kırık çay bardağıyla geldik Cizre’den Nusaybin’e, göç ettik. Sene 1993’dü. Korucubaşı Kamil Atakzamanlarıydı. Eşimi kaybettim faili meçhulde... İlk oğlum 16 yaşında dağa çıktı, öldü. İkinci oğlum 21 yıl dağda kaldı, onu da bu yıl kaybettim. İki oğlum, iki kızım daha var. Çobanlık yaptım, kolay olmadı. Bir kızım Siirt’te hemşirelik okuyor. Benim okuma yazmam yoktur, okula gitmedim, onlar okusun.”
Barış umudun var mı diye soruyorum. Hediye Ana diyor ki:
“Barış umudum vardır. Yaşarsak birlikte yaşarız, ölürsek birlikte ölürüz.”
Nusaybin'den kadının sesi: Erkek egemen devlete, topluma ve aileye yeter artık!
Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’ın makamında hiç erkek yok. Hediye Ana’yla birlikte sadece kadınlardan, genç kızlardan oluşan bir topluluk.
Ayşe Gökkan, Kürt siyasal hareketindekikadın dinamiği üstünde duruyor. Erkek egemen devletten, erkek egemen toplumdan, erkek egemen aileden haklı gerekçe ve örneklerle yakınıyor. Kadının dağa çıkmasında bu erkek egemenliğinin nasıl büyük rol oynadığını anlatıyor:
“Asker, polis eve baskın yapar, erkeğe yüklenir, ‘Konuş yoksa karını, kızını...’diye baskı yapmaya başlar. Bu bazen tehdit olarak kalmaz, tecavüze kadar gider. Bu konularda o kadar çok tüyler ürpertici olay yaşanmıştır ki... Kadın gözaltına alındığında tecavüze, tacize uğrar. Evde erkeğin dayağı... Toplumda ikinci sınıflık...”
Şöyle devam ediyor:
“İşte böylesine acılar da kadına dağın yolunu açtı. Kadın da başkaldırdı. Örgütlenmeden kendini koruyamayacağını anladı. Dağa çıkarak kendini korudu. Dağa çıkmayan kadına da örnek oldu, evdeki kadınının üstünden ezikliğini atmasına yardımcı oldu. Biz Kürt kadınları elbette bizi Türk devleti değil de, Kürt devleti dövsün demiyoruz, böyle bir şey elbette istemiyoruz. Kadına dönük şiddetin son bulduğu bir barış ve demokrasi düzeni istiyoruz.”
Son olarak da şunları ekledi:
“Barış sürecinde bir ilk adım atıldı. Bu çok önemli. Bizim umudumuz hiç kuşkusuz Önderlik’tir. O özgürlüğüne kavuşmadan, cezaevleri boşalmadan ve kimliklerimiz anayasal güvenceye kavuşmadan gerçek barış olmaz.”
Güneydoğu’dan barış notlarının beşincisi yarın Cizre ve Şırnak’tan...
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024