Hasan CEMAL
Erdoğan’la Gülen Cemaati arasında kavga var mı? Hem de nasıl. Askeri vesayetin geriletilmesi, Balyoz ve Ergenekon davaları sürecinde aralarından su sızmayan AKP ve Cemaat, kadrolaşma, İsrail ile ilişkiler, Kürt sorunu ve PKK konularında karşı karşıya. Özellikle Gezi’den beri şiddetlenen kavga dershaneleri kapatma projesiyle ayyuka çıktı.
Peki Erdoğan'ın çevresinde Cemaat'le ilgili neler konuşuluyor? Cemaat neden kaygılı? Cemaat'te Erdoğan kaynaklı huzursuzluk hangi noktalardan doğuyor? Cemaate göre, hangi yönelimler askerdeki darbeci eğilimleri kışkırtabilir? Ve hükümetin dershaneleri yasaklama projesi doğru mu, itirazlar haklı mı? Benim cevaplarım aşağıda...
(1).jpg)
Bazen yazı gecikir.
Dershaneler de böyle oldu.
Günlerdir ortalık yıkılıyor, benim köşede tık yok. Kıbrıslı Türklerin bir sözü vardır, “Ayıp Allah için!” derler.
Benim vaziyet de galiba öyle oldu.
Yazı bu kadar geciktiği için, artık yazıyı hiç olmazsa lafı eğip bükmeden yazmaktır doğru olan.
Tayyip Erdoğan’la Gülen Cemaati -ya da kendi tercih ettikleri deyişle- Hizmet Hareketiarasında kavga var mı?
Hem de nasıl.
Ne zamandan beri?
Özellikle Gezi’den beri şiddetlenen kavga, hükümetin dershaneleri kapatma projesiyle kamuoyunda patladı, eski deyişle ayyuka çıktı.
İsrail ile ilişkiler konusunda ters düştüler
Daha önce de görüş ayrılıkları suyun yüzüne vurmuştu.
Bunlardan biri Mavi Marmara olayıydı. Bu konuda örneğin İsrail’le ilişkilerin sıfırlanması, sanıyorum, Cemaat’in zirvelerinde pek öyle kabul görmemişti.
Hükümet, İsrail’e dönük tepkisinde haklıydı, ama ilişkileri sıfırlamak bence de yanlıştı. Türkiye’nindış politikada manevra alanını daraltıcı sonuçlar doğuracağı için öyleydi. Nitekim öyle de oldu.
Kürt sorunu ve PKK konusundaki farklılıklar
Kamuoyunu çok meşgul eden bir başka derin görüş ayrılığı ya da çekişme konusu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında savcılık tarafından açılmak istenen soruşturmaydı.
Mesele, Oslo süreci idi.
İddiaya gelince, MİT Müsteşarı’nın İmralı’yla,Kandil’le görüşmelerle ilgili olarak yetkilerini aşmış olmasıydı.
Hakan Fidan’ın tutuklanması ihtimali kapıda belirince Başbakan Erdoğan hızla devreye girmiş ve yasal bir düzenlemeyle bu yolu tıkamıştı.
İki taraf arasında Kürt sorunu ve PKK’ya ilişkin olarak görüş ayrılıkları vardı.
Hizmet Hareketi, Kürt sorununda bazı açılardan hükümete göre daha ileri bir demokratik duruş sergiliyordu.
Örneğin ana dilde eğitim hakkını da, güçlü yerel yönetimleri, yani eski deyişle ademi merkeziyetçiliği savunabiliyordu.
Buna karşılık, PKK konusunda Cemaat’in hükümete kıyasla daha geri bir konumda kaldığı, PKK’yı sadece terörle özdeş kıldığı, örgütün yıllar içinde Kürt sorunuyla, Kürt kitleleriyle iç içe geçmesini göz ardı ettiği dikkati çekiyordu.
'Devlet içinde Cemaat'e 'dur' demenin zamanı'
Hakan Fidan olayı patladığı zaman ben bu iki konuyu birlikte gündeme getirmiştim.
MİT Müsteşarı’nın ‘Oslo süreci’ndeki rolünü siyaseten doğru bulduğumu belirtirken, Başbakan Erdoğan’ın tutumunu hukuken eleştirmiş, çifte standart koktuğunu yazmıştım.
Hakan Fidan olayıyla Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresinden dışarıya doğru sistemli biçimde yayılan hava şöyle özetlenebilirdi:
Cemaat’in yargıdaki, emniyetteki, istihbarattaki nüfuz ve etkinliği fazlasıyla derine gidiyordu; Fidan olayı bu bakımdan çok ciddi bir işaretti, hatta bir tür darbe girişimiydi; Cemaat’in devlet idaresi içindeki örgütlenme faaliyetine dur demenin zamanı gelmişti.
'Askerin hatasını hükümet de mi yapıyor' sorusu
Nitekim, MİT Müsteşarı’nın bizzat Başbakan tarafından sağlama alınmasından sonra baştaemniyet olmak üzere devlet içinde tasfiye, kızağa çekme operasyonları başlatıldı.
Böylece iki taraf arasındaki kavga iyice büyüdü, suyun yüzüne vurdu.
Burada belirtmek istediğim bir nokta var.
Eskiden asker ne yapardı?
İnsanları inançları yüzünden kapının önüne koyardı. O inançla işin, o inançla hukukun, kanunun karışıp karışmadığına hiç bakmaksızın, ‘demokratik devlet düzeni’nin bu temel çizgisini çiğner geçerdi.
28 Şubat dönemi dahil askerin yaptığı bu vahim hatayı şimdi Erdoğan iktidarı mı işliyor sorusu, haklı olarak, Cemaat dünyasında sorulmaya başlandı.
Başlangıçta aralarından su sızmıyordu
Oysa, durum başlangıçta çok farklıydı.
Özellikle AK Parti’nin 2002 yılı sonunda seçimleri kazanıp tek başına iktidar olmasıyla birlikte iki taraf arasında neredeyse bir kader birliği vardı.
Gerek ‘askeri vesayet’le bu vesayetin ‘yargı ayağı’nın etkisizleştirilmesinde, gerekse AB’ye uyumun gerektirdiği adımların atılması sürecinde tarafların arasında sanki su sızmamıştı.
Ve 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu’nda Gülen Cemaati’nin Tayyip Erdoğan’a desteği tam olmuştu.
'Her şey bizim üstümüze yıkılmak isteniyor'
Ergenekon ve Balyoz dahil ‘askeri vesayet’e ilişkin süreç boyunca iki taraf arasında daha çok ‘işbirliği’nden söz edilebilirdi.
Ama bugün gelinmiş olan noktada, bu davalarda çoktan cezaya dönüşmüş uzun tutukluluk süreleri ve mahkûmiyet kararları sonrasında, Hizmet Hareketiiçinde bir rahatsızlığın uç verdiği söylenebilirdi.
Cemaat çevrelerinden şuna benzer yakınmalar çalınıyordu kulağa:
“AK Parti hükümeti, sanki bütün bu insanları hapiste tutan Fethullah GülenHocaefendi’ymiş, bunun sorumlusu Cemaat’miş gibi bir hava yaratıyor. Her şey bizim üstümüze yıkılmak isteniyor ki, bu gerçeği yansıtmıyor.”
Erdoğan'a dönük 'tek adam' huzursuzluğu
Özellikle 2011 yılı genel seçimlerinin yüzde 49’undan sonra Tayyip Erdoğan’ın Gülen Cemaati dünyasında yarattığı tedirginlik ve kaygıların Gezi’yle birlikte tavan yaptığı rahatça söylenebilirdi.
Cemaat’ten kaynaklanan Erdoğan’a dönük huzursuzluk şu noktalarda toplanmaya başlamıştı:
Tek adamlık eğilimleri...
Otoriterleşme...
Hukuk devletini boşlayan bir tavır...
İktidar kibiri...
Her şeyi bilirimcilik...
Her şeyi kendi kontrolüne alma merakı...
Benmerkezcilik...
'Tek adam üslubu darbeci eğilimi kışkırtabilir'
Cemaat’in duyduğu rahatsızlığın ana noktaları şöyle de özetlenebilirdi:
(1) Hukuk devletinin boşlanıp otoriterleşmenin derinleşmesini Cemaat’in kendi varlığına dönük bir tehdit olarak da görmek...
(2) Tayyip Erdoğan’daki bu tek adamlık eğiliminin, Türk usulü ya da alaturka başkanlık sistemi hevesinin zamanla askerdeki darbeci eğilimleri yeniden kışkırtabilecek bir unsur diye değerlendirmek...
Dershaneleri kapatmak sonuçla uğraşmaktır
Ve sonunda ‘dershane olayı’yla çanak çömlek patlamış oldu Tayyip Erdoğan’la Gülen Cemaati arasında.
Üç noktaya değinmek istiyorum.
Birincisi:
Çok yazıldı çizildi ama bir kez daha vurgulamakta yarar var. Eğitimi, adeta paralel bir sisteme dönüşen dershane mecburiyetinden kurtarma fikri doğru olmakla birlikte, bunu bir süreç olarak planlamayıp baştan dershaneleri kapatmak, sebeple değil sonuçla uğraşmaktır, bu nedenle sakat bir anlayıştır.
İkincisi:
Girişim özgürlüğüne devlet müdahalesini, devlet yasakçılığını getirmektir.
Üçüncüsü:
Demokrasinin temel dayanaklarından birini oluşturan ‘sivil toplum’u gerileten, devlet kontrolü altına almak isteyen bir anlayışın güç kazanmasıdır.
'Başbakan'ın toplumu şekillendirmek için el atmadığı alan yok'
Yazımı, Şahin Alpay’ın dün Zaman gazetesindeki köşesinden bir alıntıyla noktalıyorum:
“Tayyip Erdoğan, demokrasiyi neredeyse seçimlere indirgeyen bir anlayışla davranıyor. Niyetinin en iyi ifadesi, şimdilik geriye çekilen, fakat ileride yeniden gündeme geleceği anlaşılan, ‘yasama ve yargıyı, yürütmeye ayak bağı’ olmaktan çıkaracak ‘Türk usulü başkanlık’ sistemini getirme arayışı.
Başbakan’ın toplumu kendi tercihleri doğrultusunda şekillendirme çabasında el atmadığı alan yok.
Başta kamuoyuna yön veren medya geliyor. Kendisine ticari işleri nedeniyle bağımlı büyük medya patronları aracılığıyla eleştirel gazetecilerin işlerine son verdiriyor.
Hangi firmaların hangi devlet imkânlarından yararlanacağı, ihalelerin hangilerine verileceği konusunda kararları elinde tutuyor. Tutumunu beğenmediği şirketlerin üzerine maliye müfettişleri salıyor. Muhaliflerin düzenlediği gösterileri şiddetle bastırıyor.
Esas olarak özgürlük ve demokrasinin yerleşmesini isteyenlerin öncülük ettiği Gezi Parkıgösterilerini, demokrasi muarızları tarafından gasp edilme çabasına bakarak, Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen iç ve dış düşmanların komplolarıyla açıklıyor.
Sivil toplumu ‘ya benden yanasın ya da karşımda… Bîtaraf olan bertaraf olur…’ diye tehdit ediyor.
Partisinin saflarından eleştirel ses çıkınca hemen ‘Düşmana hizmet etme!’ diye uyarıyor, ihraç ediyor.
Erdoğan’ın sivil toplumu kontrol altına alma çabasının son halkası, dershanelerin ‘özel okullara dönüştürülmesi’ kisvesi altında kapatılması…”
İyi pazarlar!
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024