Hasan CEMAL
O el sıkılmaz!
Çünkü o el kanlı...
Özgürlükleri katletti.
Hukuku katletti.
Yargı bağımsızlığını katletti.
Güçler ayrılığını katletti.
İnsan haklarını katletti.
Kendisi gibi düşünmeyene hain dedi.
Terörist dedi.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el, anayasayı boşluğa itti.
Anayasayı ‘bekleme odası’na aldı.
Anayasa Mahkemesi kararına uymadı.
Mahkemeleri Anayasa Mahkemesi’ne karşı direnişe çağırdı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı hain ilan etti.
Rejimi fiilen değiştirdi.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el, gazetecileri hapse attı.
Gazetecileri casus ilan etti.
Hain ilan etti.
Terörist ilan etti.
Tek sesli medya düzeni kurdu.
Saray medyası kurdu.
Saray gazetecileri yarattı.
Hakaret soruşturmaları ve davalarıyla demokrasinin özü olan ifade özgürlüğünü boğdu.
Dağıttığı devlet ihalelerinden sağlanan paylarla ‘havuz medyası’nı yarattı.
Medyada genel yayın yönetmenlerine, köşe yazarlarına, ana haber politikalarına kadar temel konularda ‘son söz’ hakkını kullandı.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el kanlı...
Gazze’ler yarattı Güneydoğu’da.
Cizre’yi, Sur’u, Nusaybin’i, Lice’yi, Silopi’yi, Şırnak’ı, Yüksekova’yı yerle bir etti.
IŞİD’le işbirliği yaptı Kürtlere karşı.
Türkiye’de kan gölünün büyümesine yol açtı Suriye politikasıyla.
Roboski katliamının üstünü örttü.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el, yolsuzluklara bulaştı.
Yolsuzluk ve rüşvet dosyalarını kapattı.
17-25 Aralık yolsuzluk skandalını, ‘paralel darbe’ yaygaralarıyla kapatırken kendi darbesini yaptı.
Yolsuzluk ve rüşvete bulaşan kendi bakanlarını kendi dünyasını da huzursuz etmesine rağmen Yüce Divan’dan kurtardı.
Ayakkabı kutularından, yatak odalarından etrafa saçılan milyon dolarlık dosyalara ilişkin fezlekeleri kamuoyundan saklamak için her türlü oyunu sergiledi.
Kamunun hesap kitap işlerine dair Sayıştay raporlarını Meclis denetiminden kaçırttı.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el, telefonla gazeteci kovdurdu.
Telefonla TV programı sansürledi.
Meydanlarda gazeteci yuhalattı.
Meydanlarda gazeteci tehdit etti.
Twitter’ı kapattırdı.
YouTube’u kapattırdı.
Sosyal medyayı ‘baş belası’ ilan etti.
İnternetin dilini kesti.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el, ‘vergi sopası’nı dik duran işadamlarına karşı salladı.
Kızdığı işadamını hain ilan etti.
Faizi düşürmeyen Merkez Bankası Başkanı’nı hain ilan etti.
Bir büyük işadamı hakkındaki beraat kararını bozdurması için kendi Adalet Bakanı’nı Yargıtay nezdinde devreye soktu.
Danıştay Başkanlığı seçimine müdahale etti.
Bir büyük devlet ihalesini hoşlanmadığı bir gruptan alıp bir başka gruba verdirdi.
“Kırın kapısını alın o gazeteciyi içeri... Savcı mırın kırın mı ediyorsa, onu da atın içeri...” diye İstanbul Valisi’ne emir buyurabilen Başbakanlık Müsteşarı’nı İçişleri Bakanı yaptı.
“O gazetecinin sitesini kapatın! Mahkeme kararı mı yok?.. Yaa kardeşim, biz yasa yapan yeriz, gerekirse hangi yasa yapılıyorsa onu yapar, sizin yaptığınızı suç olmaktan çıkarırız. Koca yüzde 50 oy almış bir partinin iradesini söylüyorum ben. Boş ver, affedersin siktir et gerisini...” diyen Başbakanlık Müsteşarı’nı İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturttu.
“O polisleri derhal açığa alın, uzaklaştırın. Sabaha bırakmak mı?.. Onlar ifade mifade aldılar, o zaman bir anlamı kalmaz. Hemen toplayın, bir saat içinde yapın geçin. Ondan sonrasını siz buraya bırakın, yasa ne lazımsa çıkar kardeşim” diyerek İstanbul Valisi’ne talimat yağdıran, müsteşarını İçişleri Bakanı yaptı.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el, kadınların etek boyuna karıştı.
Ailelerin çocuk sayısına karıştı.
Kızlarla erkeklerin nasıl oturup kalkacaklarına karıştı.
İnsanların neyi içip neyi içmeyeceklerine karıştı.
Yani insanların ‘hayat tarzları’na karıştı.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el, toplumu kutuplaştırdı.
Cepheleştirdi.
Nefret suçu işledi.
Ayrımcılığı besledi.
Irkçılığı körükledi.
“Affedersiniz Ermeni” dedi.
“Affedersiniz Rum” dedi.
Daha 15 yaşındayken, protesto eylemlerinin kıyısında hayata veda eden Berkin Elvan’ın acılı anası Gülsüm Elvan’ı meydanlarda yuhalatabilecek kadar duyarsızlaştı.
O el sıkılmaz!
Çünkü o el, demokrasiyi demokrasi yapan değerleri itti.
Çünkü o elin sahibi, sandıktan çıkan çoğunluğu demokrasi sandı.
Sandıktan çıkan çoğunlukla her şeyi yapabileceğini sandı.
Demokrasilerde, sandıkta çoğunluğu alsan bile yargının teslim alınamayacağını, kuvvetler ayrılığının hiçe sayılamayacağını, ifade özgürlüğünün tepelenemeyeceğini, özgür medyanın yok edilemeyeceğini, sivil toplumun fethedilemeyeceğini, yani demokratik değerlere dokunulamayacağını bir türlü öğrenmek istemedi o elin sahibi...
Yüzünü Batı’dan Doğu’ya döndü.
‘Kayyum düzeni’ ile hem milli iradeyi, hem mülkiyet hakkını hiçe saydı.
Milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırarak milli iradeyi hiçe saydı.
Çünkü o el, güvenilmez bir el.
Çünkü o elin sahibi, dün dediklerinin tam tersini yaptı.
Darbecilerle bir zamanlar mücadele etti.
Şimdi Ergenekon’la kolkola...
Balyoz’la kolkola...
Avrasyacılar’la kolkola...
O elin sahibi bir zamanlar ‘askeri vesayet’le mücadele etmişti
Şimdi tam tersini yapıyor.
O el uzatılsa bile sıkılmaz!
Çünkü, böyle bir eli sıkmak pisliklere ortak olmaktır.
Demokrasiyi satmaktır.
Hukukun üstünlüğünü satmaktır.
Özgürlükleri satmaktır.
Kadın-erkek eşitliğini satmaktır.
Ve o elin sahibine teslim olmaktır, o eli sıkmak...
Eğer umut arıyorsanız...
Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te yüzde 51.7 oyla cumhurbaşkanı seçildiği gün bu köşedeki yazımı şu satırlarla noktalamıştım:
Bu seçim Erdoğan için bir zafer, Türkiye için bir hezimettir.
Bedelleri ağır olacak bu seçim sonrasında Türkiye, eğer bugüne kadar olanlar bir gösterge ise, ağır hukuksuzlukların yaşanabileceği bir döneme girdi.
Siz eğer bu karanlık dönemde bir umut arıyorsanız, onu kendinizden başka bir yerde bulamayacağınızı bilin.
Bu baskı rejimini durduracak duvar ancak kendiniz olabilirsiniz.
Yılgınlık felaketiniz olur.
İki yıl sonra bugün de farklı düşünmüyorum:
Teslimiyet ve yılgınlık felaketiniz olur!
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024