İlker DEMİR
HDP, Diyarbakır'da demokrasi ve barış deklarasyonunu ilan etti.
Eş başkan Pervin Buldan, "Türkiye'nin demokratikleşmesi Kürt sorununun çözülmesinden geçmektedir, bunu demokratik ve barışçı yolla gerçekleştirmek için HDP üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır" dedi.
Doğru dedi.
Sonra demokratik anayasa, OHAL'in kaldırılması, anadilde eğitim, hasta mahpusların tahliyesi, koruculuğun kaldırılması, hakikat komisyonları kurulması vb vaatlerden söz etti.
Açıklamanın her satırı barışa ve demokrasiye çağrı idi.
Bu, Türkiye'de emeğiyle yaşayan tüm halklar için ekmek, su, hava ve özgürlük kadar kadar acil, ilaç gibi bir açıklamaydı.
Çünkü şiddetin kurbanları halkın çocuklarıydı.
Bu açıklamadan sonra sıra iki sıra duran devlet ittifaklarında.
Esasında bir asra yakındır sıra devlette, ama burjuvalar bir türlü burjuva demokrat bile olamadı bu devlette; burjuva hakları bile teslim edemediler sahiplerine.
Ama artık halkın mecali kalmadı, bıçak kemiğe dayandı.
Açıklama metninde de ifade edildiği üzere anadilsizliğe, statüsüzlüğe, fiili asimilasyonlara, zindanlara doldurulmaya, işkenceye, ölüme, ev ve ocaklarının başlarına yıkılmasına, duygusal bağların tarumar edilmesine karşın HDP'nin uzattığı bu el çok kıymetli bir el.
El uzatmak, el vermek kutsaldır, her anlamda samimiyettir, içtenliktir.
Bu barış ve can yoldaşı ele Türkiye'de yaşayan herkes el vermeli.
Devletin bu çağrıya önce kulak, sonra mış gibi değil sahici yaklaşımı şarttır.
Devletin el vermesini, haktan hukuktan yana olmasını teşvik için tüm halkların bu çağrıya önümüzdeki seçimde oy vermesi de elzemdir.
Her halükarda oylar HDP'ye, ancak HDP'nin de halkın, barış ve hak savunucularının eleştirilerine kulak vermesi şarttır.
Mesela HDP açıklamasındaki kendi rolünü tanımlayan bölümde yer alan HDP yetkileri tartışılıp bir sonuca varılmalıdır.
Tartışılacak bölüm şöyle:
"HDP meseleye hakimdir.
Sorunun tarafları ve muhatapları bellidir.
Bu sorun ancak muhatapların iradesiyle çözülebilir.
Yeni ve suni muhataplar aramak çözümsüzlük politikasında ısrardır.
Sorunun çözümünde çatışan güçler meselenin doğal tarafıdır."
Makul görünen bu açıklama tartışmalıdır.
HDP meseleye hakimse, hakim olduğu konuda neden kendisi muhatap değildir?
Neden seçenek önüne geldiğinde muhatap değerlendirmesi yapmamaktadır?
Veya HDP neden önceden muhatap ataması yapmaktadır?
Bu tutum daha baştan kendini ve kapsamını gölgeleme ve inkar değil midir?
HDP barış ve demokrasi isteyen bir partiyse, ki öyledir, bunun için yürüttüğü mücadelede önüne gelen her sorunla muhataptır, olmalıdır.
Söz gelimi HDP Bolu'ya kadar yürümekte sorumlu, Bolu'dan sonra değildir denilemez; denilirse, kendini bağımsız bir parti olarak ilan etmemesi, Bolu'ya kadar hareket örgütü vb demesi gerekir.
Veya sorumluluklarını sınırlayanlar, sınırlarına geldiğinde durabilir, başka yere gidebilirler; sübjektif niyetler örgütte vizyona ve tutuma yasa olmamalıdır.
Değilse, HDP sonuna kadar demokratik ve barışçı mücadelede muhataptır ve sonuna kadar bağımsız bir örgüt olarak davranır.
Halka ancak kendi kararlarını veren kişilikli bir tutumla güven verilir.
Barışın teminat altına alınması gereken noktada çelişen özneler varsa, doğal olarak ortaya çıkar ve onlar kendi imzalarını atar, almaya yeltenen olamaz, zaten kimseye kendi imza haklarını vermezler.
HDP önceden onların atacağı veya atmayacağı imzaya, muhataplıklarına veya tersine karışamaz, bunu ilan edemez, etmemelidir.
HDP kendi ve temsil ettiği kitleler adına tam yetkili olmalıdır.
İlkelere göre de böyle olmak durumundadır.
Her sol örgütlenme bunu bilmez, sol örgütlenmelerde alt organ vardır ama alt örgüt yoktur.
Mesela HDP'nin tabip komitesi olur ama tabip odası/örgütü olmaz.
Devlet partilerinde vardır ama dünyadaki komünist partilerde kadın kolları, gençlik kolları vb alt demokratik kitle örgütlenmeler yoktur; partinin organları/komiteleri oralarda sadece çalışır, örgütlenir.
Komünist/demokratik bakış, bu tür alt örgütlenmeleri, gençliği, kadınları vb toplum kesimlerinin demokratik gelişimlerini baskılayan, inisiyatifini körelten buyrukçu devlet anlayışının anti demokratik tutumunun bir gereği sayar.
Dolayısıyla HDP kendisine alt örgüt algısı ürettiren bu tür açıklamalardan kaçınmalıdır.
Bütün oylar, barışa, demokrasiye, HDP'ye!
Yazarlar
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.01.2026
19.01.2026
14.01.2026
9.01.2026
5.01.2026
4.12.2025
26.11.2025
31.10.2025
4.10.2025
17.09.2025