Levent Gültekin
Büyükşehir belediye başkanları AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine sarayda toplandı.
Toplantıya AK Partili başkanların yanısıra CHP’li ve MHP’li başkanlar da katıldı.
Muhalefete mensup belediye başkanlarının toplantıya katılmasına yönelik iki görüş söz konusu.
Bir tarafta “İyi oldu Erdoğan’a kutuplaşma fırsatı verilmedi, uzlaşma ortamı yaratıldı” diyenler; diğer tarafta ise “CHP’li belediye başkanları bu toplantıya giderek Erdoğan’ın politikalarını, pozisyonunu meşrulaştırıyorlar” türü eleştiriler yöneltenler var.
Toplantı çıkışı açıklamadaki “Biz de çok mutlu olduk. Bir kez daha sayın cumhurbaşkanımıza bu toplantıyı tertiplediği, gergin havanın ortadan kaldırılmasını sağladığı için teşekkür ederiz” cümlesine bakılırsa muhalefete mensup belediye başkanları da bu görüşmeden bir hayli memnun.
Belediye başkanları açısından bakıldığında toplantıya katılmanın izah edilir bir tarafı var gibi gözükebilir.
Çünkü var olan sorunların çözümü için iktidarla diyalog kurmak gerektiğini düşünüyorlar.
Fakat bütün bir muhalefet açısından ciddi bir sorun var ortada.
Bir taraftan “Hukuku, özgürlüğü, demokrasiyi, insan haklarını yok eden, ülkedeki rejimi değiştiren, laikliğe dayalı yönetim anlayışını tahrip eden diktatör bozuntusu” deyip diğer taraftan aynı partiye mensup belediye başkanlarının davete katılıp “Gerginliği azalttığı için sayın cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ederiz” türünde açıklama yapmaları pek tutarlı, sağlıklı bir politika değil.
Gerginlik?
Hangi gerginlikten bahsediyorlar acaba? O gerginlik niçin var?
Benim bildiğim gerginliğin temel nedeni iktidarın tek adam rejimini tesis etmesiydi.
Yani hukukun ayaklar altına alınması, demokrasinin işleyişinin aksatılması, özgürlüklerin kısıtlanması, şeffaf bir yönetim anlayışının olmamasının yarattığı bir gerginlik var.
Peki ne oldu da o gerginlik bitti?
Bütün mesele Erdoğan’ın muhalefeti adam yerine koyup görüşüp görüşmemesinde mi yatıyor yani?
Nereden bakarsanız bakın muhalefet açısından zayıflık, dirayetsizlik, kararsızlık olarak görülecek bir durum var.
Ya ‘diktatör’ demeyeceksiniz ya da her çağırdığında davetlerine koşa koşa gitmeyeceksiniz.
Ya partili cumhurbaşkanlığının sorun olduğunu söylemeyeceksiniz ya da davet geldiğinde partili kimliği olmayan bir cumhurbaşkanıymış gibi davranmayacaksınız.
Ya “Rejim sorunu var”, “Ülke büyük bir yıkıma sürükleniyor” gibi büyük laflar etmeyeceksiniz ya da bu lafları ediyorsanız bunun ağırlığına uygun bir tutum içinde olacaksınız.
Her ikisi bir arada olmaz.
“Belediye başkanlarının toplantıya katılması iyi oldu, uzlaşma ortamı sağlandı, Erdoğan’ın elindeki kutuplaştırma kozu alınmış oldu” diyerek bu çelişkili durumu normal göstermeye çalışanlara da bir çift sözüm var:
Ülkede kutuplaşma niçin var?
Erdoğan muhalefete mesafe koyduğu, onlarla diyalog halinde olmadığı için mi var yoksa demokrasi, özgürlükler, hukuk, insan hakları bütünüyla rafa kaldırıldığı için mi?
Erdoğan her gülümsediğinde, her barışçı mesaj verdiğinde kutuplaşma ortadan kalkacak mı?
Rejimin değiştirilip tek adam rejimi kurulmuş olması, bağımsız yargının bütünüyle yok edilmiş olması, özgürlüklerin kısıtlanması…
Bütün bunların hepsi duruyorken, dahası Erdoğan’da bu politikalarından en küçük bir geri adım havası yokken hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz?
Uzlaşma demokraside olur.
Uzlaşma adalette, özgürlükte, eşitlikte, insan haklarında, şeffaflıkta, dürüstlükte olur.
Neyin uzlaşması bu ve kiminle yapılıyor?
Ne dediğinizin farkında mısınız?
Erdoğan’ın kendi yanlış politikalarında gösterdiği kararlılığın, dirayetin, onda birini muhalefet kendi doğrularında gösteremiyor ne yazık ki.
Bu da her seferinde Erdoğan’ın kazancı olarak yazılıyor.
Ortada ciddi bir rejim sorunu var. Yönetim sorunu var. Anlayış sorunu var. Felsefe sorunu var.
Yüzlerce aydın yazar, akademisyen hapislerde çürüyor.
Daha geçtiğimiz hafta millet iradesi hiçe sayılarak üç büyükşehir belediyesine kayyım atanmışken, “Dindar nesil yetiştireceğiz” gibi gerçeklikten kopuk bir anlayışla eğitim sistemi felç edilmişken, tek adam rejimi inşa edilmiş, adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, liyakat, gibi değerler bütünüyle tahrip edilmişken, TBMM devredışı bırakılıp koca bir ülke KHK’larla yönetilirken neticesinde ekonomide ağır bir yıkım varken, milyonlarca insan yoksulluk sınırındayken, milyonlarca genç işsizlikle boğuşurken, üstelik tüm bunlara neden olan politikalarda milim değişiklik yokken bu politikaların sahibi, uygulayıcısıyla uzlaşmaya çalışmak ülkeyi düşünmek değil, kendi koltuğunu, kendi pozisyonunu sağlama almaktır.
Böyle bir ortamda uzlaşmaktan bahsetmek bu politikalara, bu gidişata teslim olmaktan başka bir şey değildir.
Dirayet yoksunluğudur, kendi doğrularına, yaklaşımına inançsızlıktır, dahası karakter zafiyetidir.
Ya “Bütün bunları sorun olarak görmüyoruz” deyip ona uygun politika ve söylem geliştireceksiniz ya da bu politikaların uygulayıcısına meşruiyet kazandırmaktan uzak duracaksınız.
Bunun ortası yok.
Diğer taraftan muhalefet Erdoğan’la iyi geçinmeyi, o davet ettiğinde gitmeyi AK Parti tabanıyla iyi geçinmek, onlarla uzlaşmak sanıyor.
Kutuplaşma yaratmamak için söze, tavra politikalara dikkat etmek, AK Parti tabanını dışlayacak, ötekileştirecek, yaklaşımlardan uzak durmak gerekiyor, yoksa ülkemizi ağır bir faturayla karşı karşıya bırakan politikaların sahibi mevcut iktidarla iyi geçinmek onu meşrulaştıracak davranışlarda bulunmak değil.
Muhalefet bu kararsızlıkla, bu ikircikli tavırla, bu alttan alan, zaman zaman geri adım atan tavrıyla, ülkede temel, yapısal, hayati sorunlar yokmuş, tarafsız bir cumhurbaşkanı varmış gibi davranmakla AK Parti tabanında da hem inandırıcılığını yitiriyor hem de Erdoğan karşısında zayıf kişilik, karakter olarak görülüyor.
Üstelik bu yanlışlarını da “Mesele vatansa gerisi teferruattır” gibi sakat bir anlayışla izah ediyorlar.
Oysa bilmeleri gerekiyor ki bir ülke ancak demokrasiyle, bağımsız yargıyla, özgürlüklerle, dünyayla uyumlu bir eğitim sistemiyle, şeffaf, denetlenebilir bir yönetim anlayışıyla vatan olabilir.
Bu değerlerin olmadığı ülkelerde vatan zaten tehlike altındadır.
Tam da böyle yaparak esasında vatanı teferruat, koltukları, elde edilen pozisyonları korumayı ise esas mesele gördüklerini göstermiş oluyorlar.
Muhalefet bu yaklaşımıyla tavır alma fırsatını da kararlı duruş hakkını da tutum belirleme inisiyatifini de ne yazık ki Erdoğan’a veriyor.
“Diktatör bozuntusu” deyip “Ülke büyük tehlike altında” gibi cümleler kurup sonra da her davete koşa koşa gitmek…
Biraz ciddi, biraz kararlı, biraz dirayetli politikalara, tutuma, tavra ihtiyaç var.
Böyle kimin ne yaptığı, kimin nerde durduğu, kimin tam olarak neyi dert ettiği, neye karşı olduğu belli olmayan tavırsızlıkla ne ülke ne de muhalefet bir yere varabilir.
Erdoğan’a kazandıran, kendi yanlışlarının arkasında, muhalefetin kendi doğrularının arkasında durduğundan daha kararlı, daha dirayetli, daha istikrarlı durması.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023