Markar ESAYAN
Cioran demişti galiba, “Her insanın içinde ortaya çıkmak için bekleyen bir peygamber vardır ve bu olduğunda, dünya biraz daha kötü bir yer haline gelir...” diye...
Herkes peygamberleşmek ister gerçekten, kendi düşüncesi yüceldikçe sıradanlaşsın, herkesin olsun, herkes ona tâbi olsun. Bu kötü bir şeydir.
Kahramanlıklarımızın, cesaretimizin, iyiliklerimizin çoğunun, ölüme karşı verilmiş bir zayıf çaba olduğunu biliriz. Samimi değil, diyemeyiz, vicdan, Allah korkusu, ilkelere saygı, yurt sevgisi, kahramanlıklarımızın zarif birer örtüsüdür, ama öznesi değildir. En azından, önemli bir veçhesi budur. Biz yok sayarız, ayıp sayarız. Konuşmayız birbirimizle. Bunu itiraf eden azdır. Bile bile ayın görünen yüzünde bir hayat kurarız.
Biz genellikle birbirimize çok yalan söyleriz.
Oysa hayat bir bütündür ve karanlık tarafında da çok mühim şeyler olmaktadır.
Çoğunlukla korkar insan, endişelidir, çok da haklıdır. Yani benim “haklı” endişelerim var en azından. Çünkü o hakkı ben yaratıyorum. Ben tanımlıyorum. O halde haklıyım.
Endişeler ruhun kıymıklarıdır. Bütüne dairdir, lakin isyankârdır ve gitme temayülündedir. Kirpilerin okları gibi, yanlış açıdan yaklaşan düşmanları veya saygısızları uzak tutmaya yarar, özden.
İnsan evrenden kendine hücum eden her uyarımı, ancak kendi kadar ve kendinden geçerek yorumlayacaktır. Her uyarımda, kendini bir kez daha, bir kez daha kat ederek ona bir anlam ve karşılık dokur. Bu başka türlü olamaz. Ruh hayatın deşifre aygıtıdır. Ruhun olgunluğu uyarımları doğru deşifre etmesinin garantisi değildir.
Tam burada bir peygamber mutlaka kuluçkaya yatmış olur. İnsan kibrinden değil, kaybolmamak için biraz da zorunluluktan kendini evrenin merkezine yerleştirir. Burada bir zavallılık, endişe ve kahramanlıklar çorbası yüksek ısıda birbirine karışmış halde bulunur. Lucifer’in hatası da merkezi merkez yapanın onun orada olma eylemi olduğunu zannetmesiydi. Hataydı. Bakın başımıza neler geldi.
Kendinden uzaklaşmak vecd hallerinde biraz daha mümkün gözükür, ama ne bileyim Kutsal Ruh gibi bir deux ex machina ortaya çıkıp ruhu doldurmazsa, kişi kendinden geçemez genelde. O yüzden uyuşturucu gibi yardımcılar fazlasıyla yaygındır. Çünkü insan kendi sadeliği ve ölümlülüğüyle karşılaşmaya hiç hazır olamamıştır. Belki olmamalıdır da.
Bizi en çok müzik etkiler. Beni en azından öyle..
Neden böyle diye çok düşündüm. Bana dert oldu. Ne kadar sahtekâr olduğumuzu bildiğim için müziği sadece güzel olduğu için dinleyemeyeceğimin de farkındaydım. Bir işe yarıyordu, o kadar güçlü işe yarıyordu ki, en çok ona çekiliyordum. Aşktan ve edebiyattan daha önce bile gelebilirdi benim için. Ha, bir de müzik, edebiyat vs. gibi ruha nüfuz etmek için akla ihtiyaç duymaz, kendiliğindendir.
Sonra keşfettim. Tüm keşifler gibi sönüktü. Evet, bir yazar arkadaşımın dediği gibi, beni de tekerleğin bulunuşundan beri hiçbir icat kesmiyordu artık. iPhone’umla yapışık yaşadığım halde Jobs’ın ölümüne ağıt yakanlardan olamadım, nedense, üzüldüm. Çünkü annem gibi pankreas kanserinden ölmüştü. Beni oradan yakaladı daha çok.
Evet, müzik beyinde nereye tekabül ediyor, hangi reseptörleri kapatıp açıyorsa, acayip bir yücelme hissi veriyordu insana. Ölüm endişesinden en çok uzaklaştığımız anlar, yani o yücelme, müzik sayesinde mümkün oluyordu.
Bu da bana başka bir fikir verdi.
Demek içimizde ölüm endişesinden uzaklaşmanın bir mekanizması vardı. Bende müzikle çalışıyordu, başkasında seksle, duayla, paraşütle atlamayla, kedi kesmeyle veya uyuşturucuyla olabilirdi. Ama bu da bir tür zavallılıktı. Yani “onu” “kolaylaştırıcı” olmadan harekete geçirebilir miydik?
Gerekli mi bilemem ama, evet bu mümkün. Daha yapamadım. Tam da yapamayacağım, bu şeyler bir yandan çok sıkıyor beni. Bir de bir noktadan sonra kendimi İsa’ya bırakmam gerekiyor. Aramızdaki anlaşma bu ve ben anlaşmalara uyarım. O zaman bana fazlaca yapacak bir şey kalmıyor. Belki de Vaiz kitabına Süleyman’ın dediği gibi, bir şey yapmamak daha iyidir.
Formül yüzeysellikte...
İnsan dipsizdir. Ben dipsiz olduğumu çok önce gördüm. Ama köşedeki bakkal da gördü, kim olursan ol, sen de. Geçen hafta onu anlatmaya çalıştım. İç’te korkunç bir derinlik var. Biz düşerken Allah’ın boşalttığı bir yer olduğu için, sonsuz. Bunu sadece filozoflar değil, herkes fark ediyor. Ve bu çok ürpertici. İçinize bir taş atın, sesin hiç gelmediğini duyacaksınız.
Zarif, bilgece ve alçakgönüllü bir yüzeysellikten bahsediyorum, hâsılı.
Bir kraterin kenarında tasasız bir akrobat gibi dolaşmaktan bahsediyorum.
İçindeki peygamberi uykuda tutmaktan...
Her şeyi bir anda bırakıp gidecek kadar köklü bir yerleşiklikten.
Her şeyin senin için bir araç olduğunu kabul edecek kadar tasasızlıktan.
İyi yemekler yemekten, sevişmekten, denk gelen sevgiyi karşılıksız bırakmamaktan, insanlara nazik davranmaktan, dünyadaki elemi arttırmamaya çalışmaktan ve bunları bir peygamber edasıyla yapmamaktan.
Sonra biraz dalgacılıktan, bazen hüzünlü olmayı sevmekten, bir halt olmamanın insan için ne yüksek bir paye olduğunu anlamaktan ve en ve en nihayetinde...
Evet öleceğiz, ama, yaşamış olmanın da nesi kötü ki?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019