Mehmet BARANSU
Demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçmişti. Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemlerinden biriydi. Devlet tüm kurumlarıyla, sivil görünümlü toplum örgütleriyle özellikle askeri ve medyasıyla seçilmiş iktidara karşı açık ve gizli bir savaş yürütmüştü. Bin yıl sürecekti. Adına da 28 Şubat post-modern darbesi denmişti.
İşte o bin yıl süreceği planlanan dönem, henüz 13. yılını doldurmadan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bir soruşturma açtı. Dönemin aktörlerinden bazıları şüpheli olarak adliyenin yolunu tutmaya başladı. “Dalga dalga”, ifade vermeye başladılar. Kimileri tutuklandı.
Soruşturma devam ederken, TBMM’de de bir komisyon kuruldu. Adına “Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu” dendi. Amacı 28 post-modern darbesi başta olmak üzere, diğer müdahaleleri incelemekti. Çalışmalara başlandı, kimi isimler Meclis’te dinlendi.
Bu komisyondan geçtiğimiz günlerde ilginç bir haber kamuoyuna yansıdı.
300 kişiye davetiye gönderilmiş ve dinlenilmek üzere komisyona davet edilmişlerdi. Müslüm Gündüz, Fadime Şahin ve Ali Kalkancı’nın yanı sıra gazete patronları ve bazı yazarların da listede olduğu açıklandı.
28 Şubat öncesi ve sonrasında medya-siyaset ilişkilerini mercek altına alınacak, medya-asker rolü araştırılacaktı. Listede psikolojik operasyon çetesinin otakları ve mağdurları vardı. Aydın Doğan,Fatih Çekirge, Hüseyin Gülerce, Turgay Ciner, Ali Kırca, Kadir Çelik, Zafer Mutlu, Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu bunlardan bir kaçıydı.
Bir bilgi de komisyon başkanı eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş’tan (Çubukçu) geçen hafta geldi. Katıldığı bir televizyon programında sıranın medyaya, akademisyenlere ve işadamlarına geldiğini belirtti.
28 Şubat süreciyle ilgili yapılan bu açıklamaları medya sıcağı sıcağına büyüttü. “Sıranın askerlerden sonra işadamları ve gazetecilere” geldiğini yazdı.
Peki, yazılanlar, yapılan açıklamalar doğru muydu?
Doğrusu ne söylenenler ne de medyanın olaya yaklaşımı gerçekleri yansıtıyordu. Bilgi doğru olmadığı gibi iktidar 28 Şubat planını gün gün hayata geçiriyordu. Sahnede başka perde arkasında başka bir oyun sergileniyordu. Medyada çıkan haberler de bu oyunun kamufle edilmesinden başka bir şey değildi.
Yazdıklarımla kafalarınızın karıştığının farkındayım.
İsterseniz ne demek istediğimi biraz daha açayım. Sahne arkasında oynanan oyunu sahne önüne taşıyalım.
Çok iddialı bir söz olacağını bilerek şunu söyleyeyim. “TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu”, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nda yürütülen soruşturmayı engellemek, etkisiz hâle getirmek ve kapatmak için kuruldu.
Nasıl mı?
AK Parti’de kimi üst düzey yöneticiler ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da yürütülen 28 Şubat süreci soruşturmasından hep rahatsızlık duydu. Bu rahatsızlığını kamuoyuyla paylaşamasa da savcılık üzerinde baskı kurulduğu Ankara’da hep konuşuldu.
Rahatsızlığın dışavurumu ise ilk kez Aydın Doğan’la yapılan barış anlaşması sonrasına denk geldi. Başkanlık ve Köşk planları Erdoğan’ı düşmanlarıyla ittifak yapmaya itmiş, Aydın Doğan’ın Mecidiyeköy’de bulunan iş merkezinin kırmızı kurdelesi de bu çerçevede ortaklaşa kesilmişti. İşte bu açılıştan günler önce bir yurtdışı gezisi sonrası havalimanında kameralar karşısına geçen Erdoğan, aynı gün yapılan 28 Şubat süreci operasyonunun kendisini rahatsız ettiğini açık açık itiraf etti; “1. dalga, 2. dalga, 3. dalga, 4. dalga filan... Bunlar toplumun huzurunu da doğrusu kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi manada rahatsızız. Kusura bakmasınlar, bu dalgalarda bu ülke boğulur.”
Bu sözler karşısında kamuoyu ne düşündü bilemem ama aklıma aylar önce yaptığım bir görüşme geldi.
Görüşme Başbakan’ın Aydın Doğanla kurdele kestiği plazada gerçekleşmişti. İsmi 28 Şubat süreciyle anılan, Aydın Doğan’ın bu üst düzey yöneticisiyle yaptığım görüşmede, 28 Şubat süreci ve Ankara’da savcılığın yürüttüğü soruşturmayı konuşmuştuk.
Ben soruşturmanın genişleyeceğini hatta kendisini de içine alabileceğini söyledim. Onun rahatlığı ise dikkatimden kaçmamıştı. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi, 28 Şubat sürecinde askerle anlaşarak suç işlemediğini düşünüyordu. Özeleştiri yapıp “çok hata yaptık” diyor ancak bunların suç olmadığını iddia ediyordu.
Rahatlığının ikinci nedeni ise Ankara’dan aldığı bazı bilgilerdi. Kendi deyimiyle “izlenimlerdi”. Ona göre operasyonlarda gazetecilere ve işadamlarına dokunulmayacaktı. Ankara’da böyle bir hava vardı.
Henüz Meclis’te komisyon kurulmamış, Erdoğan “dalga dalga ülkeyi boğuyorlar” cümlesini kullanmamıştı ama görüştüğüm kişi olacakları önceden görmüş gibi şunları söyledi;
“Ne işadamlarına, ne de bizlere dokunacaklar. Hükümet konunun bu noktalara gelmesini istemiyor. Meclis’te bir komisyon kurulacak ve savcılığa çağrılmayacak bizleri o komisyona çağırıp dinleyecekler. Dinleme adı altında komisyon öncesi ve sonrası toplum önünde itibarımız üzerinden yargılama yapılacak ve konu kapatılacak. Hükümetin planı bu.”
Doğrusu aylar önce yaptığım görüşme, sonrasında yaşananlar, planın çok önceden yapıldığını gösteriyor. 28 Şubat soruşturması medyanın manipüle ettiği gibi derinlere indirilmiyor ve ustaca kapatılıyor.
Görüştüğüm ismin de dediği gibi savcılığın elinden alınan bazı isimler, komisyon üzerinden itibar kampanyasıyla yıpratılacak ve soruşturma kapatılacak. AK Parti’ye mutlak manada itaat eden medya da Meclis’te yaşananları manşetlerine taşıyıp, yargılamanın yapıldığını, bittiğini, 28 Şubat’ın cezasız kalmadığını yazacaklar. Oyun da işe o anda bitecek ve tiyatronun perdeleri indirilecek.
Bakalım bu oyunu “bağımsız” yargı ve savcılık bozabilecek mi?
Bekleyip göreceğiz.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.01.2016
5.02.2016
28.12.2015
15.12.2015
9.02.2015
30.11.2015
23.11.2015
16.11.2015
9.01.2015
26.10.2015