Mehmet TIRAŞ
Yazının başlığı 11 Kasım 1821 yılında Moskova’da doğan 9 Şubat 1881 yılında St.Petersburg’da hayata gözlerini yuman Fyador Mikailoviç Dostoyevski’nin ölümünden önce yazdığı, 704 sayfadan oluşan tuğla büyüklündeki dünya klasiklerinin değişmez edebi eserleri içinde yer alan Romanının adı.
Dostoveski bu romanı iki yılda yazar roman yayınlandıktan dört ay sonra da ölür.
Ben de pandemi sürecinde eve kapandığımız dönemde okuduğum romanlardan biri olan ‘Karamazov Kardeşler’ romanı kitap sevenler için kaleme alarak okurlarıma tanıtayım dedim.
Ölümünün üstünden yüz kırk yıl geçmiş ama hala okunan onlarca dile çevrilen dünyada tanınan ve edebi eserler içerisinde dünya klasiklerinin değişmeyeni. Edebiyat severlerin baş ucu kitabı olarak bilinen insana edebi lezzet veren unutulmaz eserler bırakan bir yazardır, Dostoyevski.
Burada Çetin Altan’ı anmadan geçmemiz mümkün değil Çetin Altan derdi ki; bir yazarın büyüklüğü öldükten sonra da okunuyorsa o büyük bir yazardır. Dostoyevski öleli 140 yıl olmuş ama hala okunuyor bu da Çetin Altan’ı teyit ediyor.
Romanın hikâyesini geçmeden önce kısaca Dostoyevski’nin biyografisinden devam edeyim.
Doğum ve ölüm tarihinden de anlaşıldığı gibi Dostoyevski hayatının en verimli çağında 60 yaşında yakalandığı ve atlatamadığı halk arasında Sara diye biline tıpta dilinde de adı Epilepsi hastalığına yakalanır ve bu hastalıktan kurutulamayarak hayata gözlerini yumar.
Çok genç yaşta yazmaya başlar çokta çileli bir yaşamı vardır yazarın sık sık Sara nöbetine yakalanır 5 yıl cezaevinde yatar idamdan kıl payı kurtulur ama yazıdan hiç kopmadığı görülmekte ve hayatına 15 kitap sığdırır.15 kitabı da onlarca dile çevrilerek dünya klasikleri arasında yer almaktadır.
Romanın hikayesine gelince roman bir aile dramından yola çıkarak başlar,aynı kadına baba ve oğulun aşık olduğu güzeller güzeli Grunişka babaya aşık değildir oğluna aşıktır ama baba bir türlü peşini bırakmaz Grunişko’nun.Karamazov kardeşlerin üçünün de öksüz, ailesiz ve sevgisiz büyümesi bu kadar da olamaz denilecek kadar çarpıcıdır ve üç kardeşin hayat hikayeleri birbirinin zıttı içinde devam eder.İvan öksüzler herkesle akraba olur diye tanımlar.
Roman baba Fiyador Povloviç’in iki eşinden üç oğlu var birisi ilk eşinden olan Dimtri Povloviç ve ikinci eşinden olan iki oğlu Alyoşa veİvan’dır.Romanın baş karakterleri üç karamazov kardeşler ile babaları yer alırken. Romanın kadın baş karakteri ise güzelliğiyle nam salan erkekleri peşinden koşturan Grunişenka etrafında örüldüğünü görüyoruz. Grunişka o kadar güzel bir kadın ki yargılayan hakimler bile güzelliğinden etkileniyor ve Grunişka’yı dinlemekten çok ona bakmaktan gözlerini alamıyorlar.
Baba povloviç zampara bir adam her akşam içen kadınlarla eğlenen mutlaka biryolunu bulup para kazanmasını da beceren bir özeliğe sahip.
Ölünceye kadar hizmetçisi olan bir mal varlığına da sahip birisi.
Povloviç cimri mi cimri ama öldüğünde üzerinden yüz bin ruble çıkar böylesi de bilinmeyen bir kirli çıkı.
Povloviç’in ilk karısı Adelayda İvanovna çok küçük yaşta anne olan bir kadındır bu kadınla Povloviç sekiz yıl evli kalır ve Dimitre adında bir erkek çocuk verir ama genç yaşta da ölür. Povloviç kadınların duygularına hitap etmesini bilen ağzı da laf yapan birisi ilk karısının yaşı küçük olması da bir avantajdır ve kızı kendine bağlamasının bir yolunu bulur ve evlenir.
Pavloviç para düşkünü biri ve para konusunda çok ta merhametsizdir.
ilk eşi genç yaşta yakalandığı hastalıktan kurtulamaz ve ölür, Pavloviç ilk eşinden olan Dimitri’ye annesinden kalan yüklü mirası vermemek için çevirmediği dolap kalmaz.
Povloviç ilk karısından olan annesi ölen Dimitri’yi bir aile yanına alır. Pavloviç boş durmaz ve kısa bir süre sonra ikinci eşi Sofya İvanova isiminde güzel bir kıza gönlünü kaptırır kız papaz yardımcısının kızıdır. Papaz yardımcısı kızını pavloviç ile evlenmesini istemez ama kız babasını dinlemez ve Pavloviç ile evlenir.
Pavloviç’in ikinci karısı İvanovana iki erkek çocuk dünyaya getirir o da genç yaşta sinir hastalığına yakalanır sık sık havale geçirmektedir İvan bir Aleksi üç yaşında iken anneleri ölür.
Bu iki kardeşi İvan ve Aleksi’yi Annesinin evlatlık oldukları generalin karısı alıp götürür ve büyütür iki kardeşi.
İvan Feyodroviç çok genç yaşta gazetelerde yazılar yazmaya başlar.
İvan karakterindeki kişi okuduğunuzda sizde çıkartacaksınız ki bu Dostoyevski’dir.
Aleksi ise romanda adı Alyoşa olarak geçer, Alyoşa çok utangaç içine kapalı bir çocuktur.
Alyoşa okulda arkadaşları arasında seks ve kadın muhabbetlerine girmediği için arkadaşları Alyoşa’ya küçük hanım ismini takarlar.Alyoşa okulun en başarılı öğrencilerinden biri olmasına rağmen bilinmeyen bir nedenle liseyi son sınıfta bırakır.
Okulu bıraktıktan sonra Alyoşa babası Fiyoda Povloviç’in yanına döner, annesinin mezarını bulup ziyaret eder ve sonra Manastıra katılmaya karar verir. Hayalinde Papaz olmak vardır.
Manastıra gitmesiyle Manastırın baş papazı rahip Styaretz’e hayran kalır ve sürekli onu dinlemeye gider öğütlerini nerdeyse bire bir uygulamaya çalışır.
Alyoşa din ile sosyalizm arasında düşüncelerini karşılaştırır.
Sosyalizmi sadece işçilerin yada dördüncü sınıf halk yığınlarının gögü yere indirmek amacıyla yapılmış bir Babil kulesi olarak görür.
Manastır papazı Alyoşa’ya öfkesini kontrol edemeyen hem kendisini hem de düşüncesini küçük düşürür der.
Bu romanda da görüyoruz ki bilimin gelişmediği ve toplumların sosyalleşmediği yerde din her zaman her yerde etkili oluyor. Askerdeki oğlundan haber alamayandan tutun da engelli çocuğunun iyi olması için papazın duası ile çocuğunun sağlığına kavuşacağına inanan, binlerce insanlar var ve hem de sıraya girerek uzun kuyruklar oluşur kilisenin önünde.
Papaz Styaretz hastaları için dua isteyenlerin dualarını yapar ama hasta olanları da hekime götürmeleri konusunda da uyarır.
Papazın Alyoşa’ya tavsiyesi: ”kendine yalan söyleyen bunu da ciddiye alan insan, sonunda kendi gerçeklerini ve dışarıdaki gerçek hayatı göremez; böylece hem kendisine hem de başkalarına saygısızlık eder. Saygının olmadığı yerde sevgi de olmaz diye öğüt verir.”
Rahip gerçekten hayatı çok yönlü anlatan bir kişiliğe sahip. İnsan sadece sevdiğine değil nefret ettiğine de aşık olabilir. Şeytan Tanrıyla boy ölçüşmek ve savaşmak için insan kalbini arena olarak seçmiş diye sohbetlerinde anlatır.
Romanın en etkili geçen bir bölüm.
Dokuz yaşındaki çocuk İlyuşa’nın yaşlı babasını genç Dimitri tarafından gözlerinin önünde dövülmesi ve bir şey yapamaması çocuğun asabileştirir ve yataklara düşürür.İlyuşa babasına baba ben büyüyünce seni döveni aynı yerde döveceğim ve intikamını alacağım der ama İlyuşa kısa bir süre yatalak hasta olur sonra yaşamının son günlerinde babasına baba senden bir şey istiyorum benim mezarımın üzerine ekmek kabuğu ufala .Ekmek kırıntılarına serçeler gelir ben de seslerini duyar .Yalnız olmadığıma sevinirim der. Kitaptan S.238.
Roman İvan ile papaza adayı kardeşi Alyoşa arasında Din, Tanrı, felsefe ve kadın üzerine tartışmalarla geçer.Alyoşa kardeşi İvan ile saygı duyduğu rahibin düşünceleri arasında kalır.
İvan Alyoşa’ya bir kadının kadınlar hakkında söylediği bir sözle başlar sohbetine ’Kadınlar ağlarken ben erkekler tarafına geçerim’ sözüne dikkat çeker.kadınlara dikkat et mesajı verir.
İvan Alyoşa’ya Oklid geometrisinden bahseder. Oklid Geometrisini yaratan MÖ yaşamış Yunan matematikçi Oklid tarafından ortaya atılan bir geometri sınıfıdır.
Oklid iki doğrunun kesişmesidir.
İvan, ben Tanrıyı olduğu gib ,bütün çıplaklığıyla kabul ediyorum. Şuna da dikkat etmeliyiz: Tanrı varsa ve yeryüzünü gerçekten yaratmışsa, bunları Oklid geometrisi üzerine kurmuş ve insan zekasına ancak üç boyutlu kavrayabilme yeteneği vermiştir. Aklınla kavrayamadığını Tanrıyla nasıl anlayacaksın sevgili Alyoşa. Yeryüzünde mevcut dinlerin temeli isteğe bağlıdır. Cehennem yaptıkları kötülükleri ve yok ettikleri hayatı getirebilir mi? Tanrıyı inkar etmiyorum Alyoşa, sadece giriş biletini yüksek saygılarımla iade ediyorum. İnsan Tanrıyı yaratmasaydı insan vahşiliğine Tanrı seyirci kalamazdı. İnsan anlayacağın kendi Tanrısını yarattı ve vahşileşti. Din üzerinden topluma yön verenler her olayı Tanrıya itikatsızlık olarak görüyor ve Tanrıya inanmakla biteceğini söylüyorlar. Dinciler başkalarına yargıçlık etme görevine üstlenirler. Voltaire, Tanrıya inanmadan insanları severdi.
İnsanın kendi Tanrısını yarattığı vahşi bir olayı anlatır İvan. Köleciliğin sürdüğü dönemde bir emekli generalin üç yüz kadar köpeği vardır bu köpeklere bakan onlarca kölesi çalışır. Kölelerden birinin dokuz yaşındaki erkek çocuğu generalin çok sevdiği zaarin ayağını kırar. General köpeklerini arasında gezerken o sevdiği zaarin topalladığını görür ve kölelere bu zaarin ayağına ne oldu diye sorar, kölelerden biri de falanca kölenin çocuğu kırdı deyince general o çocuğu getirmelerini emreder ve çocuğa bakar bu çocuğu götürün bir odaya kapatın ve sabah çocuğu bana getirin diye talimat verir. Çocuğun annesi de gelsin der sabah köleler toplanır. General kölelere çocuğu soyun çırılçıplak olduktan sonra şimdi koş diye çocuğa bağırmalarını söyler, çocuk koşmaya başlayınca general köpeklerine yakala diye köpekleri çocuğun peşine salar ve köpekler çocuğu yakalamasıyla birlikte paramparça ederler annesinin gözünün önünde. İşte görüyorsun Alyoşa insan Tanrıya inansa bunu yapamaz. İnsan kendi Tanrısını yarattığı için bu vahşete ortak oluyor ve seyrediyor der İvan.
Özgürlükleri yok sayanlar köleliği kabul ediyor. İnsanoğlunun asıl sorunu kendilerine doğuştan bağışlanan özgürlükten sıyrılarak bunu biran önce başkalarına devretmeleridir. İnsanoğlunun hayatında verdiği en büyük mücadele ekmek uğruna verdiği çabadır. İvan Rahip adayı kardeşi Alyoşa’ya hayatın görünen ve görünmeyen yanları üzerine rasyonel bir konuşma yapar din ve Tanrı tartışmaları romanda insan ilişkisinde psikoloji önemli bir yer tutmaktadır.
İvan babasını kardeşi Dimtiri’nin öldürmediğini, babasını öldüren hizmetçisinin öldürdüğünü hizmetçiye itiraf etti ama duruşmaya çıkmadan hizmetçi intihar eder. Bu arada İvan ve Alyoşa kardeşleri Dimtiri’inin babalarını öldürdüklerine inanmıyorlardı ama bütün deliller Dimtiri’nin öldürdüğünün işaretlerini veriyordu. Kardeşlerini kurtarmak için çabalarken İvan’ın da sara nöbetleri sıklaşır kendi kendine hayal görür kardeşi Alyoşa’da İvanı yalnız bırakmaz, İvan’ın başına sürekli sirkeli havlu sarar ama hiç bir çaba yeterli olmaz.
Roman’da gördüğüm eksikler Dimtiri’nin babasını hizmetçisinin öldürdüğünü öğrenmişimdir burası bilinmemekte.
Grunişka’nın Dimitri’nin babasını öldürmediği haberini öğrenip öğrenmediği konusunda bir bilgi yok..Yalnız Grunişka Dimitri babasını öldürdüyse para için değil kendisi hakkında bir kötülük düşündüğü için öldürmüş olabilir, çünkü Dimtir beni o kadar seviyor ki ölümü bile göze alacağındna hiç şüphe duymadığını, kendini sorgulayan hakimlere de söyler.Grunişka Dimitri’nin her duruşmasına geldiği gibi sık sık cezaevinde ziyaretine de gider. Dimitri tutuklandığında Grunişka ölene kadar yanındayım aşkım diye bağırır Dimtiri’nin en zor günde yanında yer alır.
Karamazov kardeşler Romanı üç kardeşin ve bir babanın serüveniyle yaşamın bütün olumlu ve olumsuzluğu etrafında örülür.
Kitaba başladığınızda biran önce bitirmek için elinizden bırakmayacak kadar önemli bir eser olduğunu aldığınız, edebi lezzette sizde fark edeceksiniz.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025