Mensur Akgün
Bu stratejinin ilk ayağı rejim güçlerine yoğun karşılık vermeye dayanıyor. İkinci ayağında Rusya’yı karşımıza almamak var. Üçüncü ayak ABD ile ilişkileri normalleştirmeyi, yani müttefikleştirmeyi hedefliyor. Dördüncü ayağı Avrupa’yı sarsarak harekete geçirmeye yönelik.
İktidarın Suriye politikasını eleştirsek, hatalı varsayımlarla hareket ettiğini söylesek, bazı inisiyatiflerin insani sonuçlarından endişe etsek de, bu dört alanda attığı adımların, aldığı tedbirlerin amaçladığı hedeflere ulaşmasına yardımcı olabileceğini kabul etmemiz gerek.
Her şeyden önce Türkiye’nin misliyle karşılık verme anlayışını değişmesinin -tırmanmaya yol açma potansiyelini arttırmasına karşın- rejim ve onun destekçileri üstünde etkili olduğu anlaşılıyor. Verilen zarar ciddi. Amaç ise bariz şekilde cezalandırmaktan çok caydırmak.
Diyebilirsiniz ki bu strateji sürdürülebilir değil. Haklısınız değil. Türkiye’nin ekonomisi böylesi yoğun ve uzun süreli bir müdahaleyi kaldırmaz. Süre uzarsa müdahale bölgesel ve küresel komplikasyonlar da doğurur. Ama belli ki Ankara’nın niyeti de uzun süreli değil.
İstenen rejimi, Rusya’yı ve İran’ı müzakere masasına çekmek, sorunun siyasi olarak çözümünü sağlamak, Türkiye’ye yönelik yeni bir mülteci akını doğmasını engellemek, PYD’nin bölgedeki etkinliğinden kaynaklanan riskleri azaltmak, kontrolü altındaki bölgeleri nihai çözüme kadar korumak.
Başarılı olur mu derseniz, olma olasılığı yüksek derim. Zaten yenilgiyi kabul edip Suriye’den çıkmak bir seçenek değilse yapılabilecek farklı bir şey bulmak da zor. Ya direneceksiniz ve direncinizin güçlü, kararlılığınızın kırılmaz olduğunu göstereceksiniz ya da direneceksiniz.
Dünya siyasetinde, özellikle de Suriye gibi büyük devletlerin, bölgesel güçlerin hesaplaşma sahasına dönmüş yerlerde istediğinizi yaptırmak ya da istemediğiniz bir şeyin yapılmasını engellemek için güç kullanma tehdidinde bulunmaktan ve gerekirse kullanmaktan başka seçenek yok. Türkiye tehdidi de denedi, işbirliğini de. Ne yazık ki ikisi de işe yaramadı.
Rusya’yı karşımıza almama politikası da doğru bir seçim. Türkiye bir yandan Rusya’yı askerlerinin ölümünden sorumlu tutarken diğer yandan müzakere ve işbirliği kapısını kapatmayarak alanda etkili olan önemli bir aktörü müdahalesi süresince devre dışı bıraktı, kendisine 5 Mart Moskova görüşmesine kadar süre tanıdı.
Unutmayalım ki burada söz konusu olan dostluk ilişkisi değil fayda. S-400 almak ya da Rusya’yı stratejik ortak olarak adlandırmak hata olabilir, ancak Rusya’yı devre dışı bırakmak, hava sahasını sınırlı da olsa kullanımımıza göz yummasını sağlamak hata olarak kabul edilemez.
ABD ile olan ilişkilerde sağlanan ivme de hem Suriye’de daha etkin bir siyaset izlememiz, hem de genel olarak bu ülkeyle olan diğer sorunları çözmemiz, çözemediklerimizi yönetmemiz açısından önemli.
İvmeyi varılabilecek maksimum hedef olarak görüp hayal kırıklığına uğramazsak, seçim yılındaki ABD’den ve tercihleri malum Trump Yönetiminden mucize beklemezsek, normalleşmeyi, Amerika’nın Türkiye’yi yeniden müttefik olarak görmesini sağlayabiliriz.
İnsani açıdan kaygı doğursa da, 18 Mart 2016’da AB ile varılan sığınmacıların engellenmesine ilişkin mutabakatın askıya alınmasının AB üstünde şok edici bir etki yarattığını görmemiz gerek. İlk tepkiler yanıltmasın, muhtemel sonuç Türkiye’nin Suriye’deki meşru kaygılarının idraki, verilen sözlerin yerine getirilmediğinin anlaşılması olacaktır.
Türkiye’ye karşı kendince haklı nedenlerle müzahir durmayan Kati Piri bile verdiğimiz hangi sözü yerine getirdik ki mealinde sosyal medya mesajları paylaşamaya başladı. Merkel’in çözüm bulmaya çalıştığı, Suriye’de güvenli bölge fikrini desteklemeye yatkın olduğu anlaşılıyor.
Üstelik Yunan güvenlik güçlerinin sığınmacılara yaptığı müdahaleler, adalara ulaşmaya çalışan botları batırmaya uğraşması da Türkiye’nin üstündeki insani, dolayısıyla siyasi yükü hafifletti, dünya kamuoyunun ilgisinin Yunanistan’a odaklanmasına yol açtı.
Ayrıca 1951 tarihli Mülteciler Sözleşmesi’nin 31’inci maddesinin ikinci paragrafında sığınmacıların geçişini engellememe sorumluluğu olduğunu hatırlatmakta yarar var. Eğer Yunanistan veya AB ülkelerinden herhangi biri Türkiye’nin sözleşmeyi ihlal ettiğini düşünüyorsa sorunu 38’inci maddede öngörüldüğü gibi Uluslararası Adalet Divanı’na götürebilir.
Doğal olarak bu konuda söylenecek daha çok söz var. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yorumlarını, hukuki mütalaaları da dikkate almak gerek. Kaldı ki Türkiye de her şeyi en mükemmel şekilde yapmıyor. Bugünün siyaseti iktidarın geçmişte hata yapmadığı anlamına gelmiyor.
Siyasi üslup konusunda da haklı kaygılar ve eleştiriler çok. Şimdi başarı üreten, amaçlanan hedefe varmak için doğru yol gibi görünen bir stratejinin gelecekte sorun üretme olasılığı da hiç az sayılmaz. Perşembe günü Moskova’da yeni bir uzlaşı bulunması ve gerçekçi bir yol haritası çizilmesi temennisiyle…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
4.02.2026
28.01.2026
25.01.2026
21.01.2026
18.01.2026
14.01.2026
11.01.2026
7.01.2026
4.01.2026