Merve Şebnem Oruç
Beylerbeyi Sarayı’nın önünde olağanüstü bir durum olduğu haberiyle başladı her şey. Bir grup asker, arbedeye benzer görüntüler sergileyerek Saray önündeki emniyet mensuplarının silahlarını almıştı. Ardından Türk hava sahasının askeri trafiğe kapatıldığı yönünde bir duyum yayıldı sosyal medyada.
Ya büyük bir terör saldırısıyla karşı karşıyaydık ya da bir darbe girişimiyle. Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçerken askerlerin yolu kesmesi sonucu köprüde kalan bir arkadaş arayıp, “Buradaki askerler çok gergin, ne olduğunu sorunca neredeyse dipçiği indiriyordu yüzüme” deyince anladık; her ikisiydi olan. Hem alçak bir darbe teşebbüsü hem de korkunç bir terör saldırısıydı yapılan.
.....
Ancak Türk milleti karşısındakini tanıyordu. Onun kimin askeri olduğunu biliyordu. ‘Sizden korkan sizin gibi olsun,’ tepkileri, ‘size bu vatanı teslim etmeyeceğiz,’ haykırışlarının yükselmesi kısa sürmedi. Saniyeler içinde halk ayaktaydı, dakikalar içinde sokaktaydı.
Başbakanımız Binali Yıldırım’ın darbe girişimini açıklaması ve Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar’ın rehin alındığı haberinin ulaşmasıyla, İstanbul’da, Ankara’da ve tüm Türkiye’de millet sokaklara indi. Yüzler binler oldu, binler yüzbinler ve milyonlar... Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ekranlara mobil imkanlar vasıtasıyla bağlanarak halkı direnmeye çağırmasıyla şahlanan milyonlar, daha üç saat olmadan göstermekteydi ki, ne kadar sürerse sürsün, bu kalkışma asla başarılı olamayacaktı.
Tankları sokaklara indiren, bu millete meydanlarda kurşun sıkan, Meclis’ine, devlet kurumlarına havadan ateş açan alçaklar çıtayı yükselttikçe, insanların da korku eşiği yükseliyordu. Cuntacılar kurşun sıktıkça daha çok cesaretleniyordu bu aziz millet. Ölmekten korkmuyor, dönmekten korkuyordu.
15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece bir destan yazıldı Türkiye sokaklarında. Bu yazıyı gözlerim dolu dolu, tüylerim diken diken kaleme alıyorum ve her kelimesini yüreğimde hissederek yazıyorum. Çünkü oradaydım, şahittim. Vatan’daydım, Saraçhane’deydim, Topkapı’daydım, Ulus’taydım ve benim gibi milyonlar olduğunu biliyordum.”
«««
Bu yazıyı 16 Temmuz 2016 günü üstüm başım hala perperişanken kaleme almıştım. Bir önceki gün akşamüstü sıradan bir yaz akşamı herkes ne yapıyorsa onu yapmak, eş-dostla vakit geçirmek için dışarı çıkmış ama kendimi herkes gibi bambaşka bir gecenin içinde bulmuştum. Sabah eve döndüğümde anahtarı kilide sokup çevirmek için son gücümü toparlamış, kapıyı kapattıktan sonra oraya yığılıp kalmıştım. 3-4 saat boyunca aralıksız ağladım. “Neler olmuştu? Neler yaşamıştık? Nasıl bir geceydi o?” Gücümü toparlayıp yazılarımı yazarken hala akıyordu gözyaşlarım. Gözümün önünden akıp giden kan, üstümüzden uçup giden F-16’lar... Sesler görüntülere, insanlar çığlıklara, selalar “Allahuekber” nidalarına karışıyordu. “Allahım, ne kadar çok kan akmıştı, ne kadar çok insan şehit olmuştu bir gecede?”
Ardından gelip geçen uykusuz günler boyunca, demokrasi nöbetlerine, yayınlara koşuştururken tutamadım gözyaşlarımı. Yayınlarda ağlıyordum; her gördüğüm şehit yakını, her tanıştığım gazi, o gecenin kahramanı, her yeni tüyler ürpertici hikaye beni hıçkırıklara boğuyordu, engel olamıyordum. Travmatize mi olmuştum, kendimi fazla mı kaptırmıştım? O beni tanımlayan soğukkanlılık gitmiş, yerine bir türlü kapanmayan iki çeşme gelmişti sanki.
Durup sakinleşmeliydim ama o gece şahit olduklarım flaş flaş yanıyordu beynimde; görmediğim, bilmediğim binlerce, yüzbinlerce insan hikayesi vardı öyle. O küçük hikayeler üst üste binip bir deve dönüşmüş, 15 Temmuz Destanı olmuştu. Nasıl etkilenmeyecektim, nasıl ağlamayacaktım ki? Bir millet kükremiş ve şaha kalkmıştı.
Büyük bir tehdidin yaklaştığını hisseden ama nereden geleceğini bilemeyen, bilemedikçe gerilen, gerildikçe sertleşen, sertleştikçe gerginleşen, gerginleştikçe tedirginleşen devlet, tedirginleştikçe kendini korumaya almıştı 15 Temmuz öncesinde. Bir yere kadar normaldi de bu. Ve fakat ‘devlet’in dili bazılarınca fazlaca yüceltilmiş ve de yükseltilmişti, yumruğunu kaldırırsa indirdiğinde dümdüz edeceklerinin eşkâli yuvarlaklaşmaya başlamıştı. Kendini savunmaya alma refleksine katılan bu ajite söylem, reaksiyonu anormalleştirmişti. Belki söyleyenler farkında değildi, ama muğlak ifadeler halkı tedirgin etmekteydi. Nitekim tehdit içerideydi, saldırı içeriden gelmişti. O ‘devlet de devlet’i millet ipin ucundan almıştı. Bey devletsiz, devlet vatansız, vatan milletsiz olmazdı. Millet, devletin tehdit algısı yükseldikçe kalınlaştırdığı duvarları yıkmış, içeri girip iradesini yılanın elinden kurtarmıştı. Sonra gerisingeri yerine dönmüş, usulca “ev kira ama memleket bizim” pankartını kaldırmış, demokrasi nöbeti meydanlarında kendi işporta tezgahının yerini SUV’lerin almasına da ses çıkarmamıştı. Cebinde akbili, sırtında çocuğuyla podyumdaki ‘devlet’e bakarken, arkalardan koşup gelenler elindeki bayrağı kapıp hızla öne koşmuş, ona da susmuştu. Bu toplu bilinci, bu sezgi gücünü, bu basireti, bu cefakarlığı ve bu tevazuyu görüp de yutkunmamak, etkilenmemek, duygulanmamak mümkün değildi.
Ağladım, ağladım, ağladım. Artık ağlayamayana kadar. Çünkü millet evine gitti. Millet gidince geriye ‘bacaklarını yaya yaya oturup omuzlarını gere gere konuşan’ sempozyum insanları kaldı. O destanı kanlarını akıtarak yazanların yerini, kamyonla para akıtılan dergi-panel-sergilerde aynı resmi yeniden çizmeye çalışanlar aldı. Millet kendi kavgasına geri döndü, ay sonunu getirmeye, borçlarını ödemeye çalışıyor ve sabah işe giderken otobüs camından duvarlara asılan 15 Temmuz afişlerine bakıyor. Devlet de eski haline geri döndü. Yine geriliyor, yine sertleşiyor, yumruklarını sıkmaya, duvarlarını kalınlaştırmaya, dilini muğlaklaştırmaya devam ediyor. Oysa yine tehdit içeride, herkes biliyor. Millet de biliyor, yine susuyor, yine ses etmiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018