Mümtazer TÜRKÖNE
Rejimin hızla otoriterleştiğinden şikâyet edenler, Erdoğan’ın Hizmet Hareketi’ne açtığı savaşı neden bir demokrasi sorunu olarak görmezler?
Demokrasi standartları hızla düşüyor. Çoğulculuğun en klasik şekli olan kuvvetler ayrılığı prensibi işlemiyor. İktidar üzerinde halk denetimi, siyasî denetim bir kenara yargı denetimi bile işlemiyor. “Fiilî başkanlık sistemi” lafı çok gereksiz, resmen ve fiilen Aksaray’ın odalarında paralel bir devlet yapılanması ve onun en tepesinde modası geçmiş bir otokrasi oluşturuluyor. Anayasada, kanunlarda yazmayan devlete paralel yapıyı, artık her gün Ak-Saray haberlerinden izleyebilecek duruma gelmişken, bu “paralel devlet heyulası” ile kimin feraseti ile dalga geçiliyor? İktidar karşılaştığı yolsuzluk ithamları kıskacından, üzerindeki her türlü denetimi kaldırarak çıkarken neden sadece Hizmet Hareketi’ni yegâne düşman olarak hedef tahtasına koyuyor? Bu kadar eşitsiz ve adaletsiz bir tablo nasıl “Cemaat de devlete göz dikmeseydi” denkliğine mesned oluşturabiliyor? En basit tarafından “yesinler birbirlerini” muhabbeti, otokrasinin önünü açmaya yarıyor. Ezeli ve ebedî bir demokrasi mücadelesi, yani iktidarın kişisel çıkarlar için denetimsiz bir şekilde kullanılması sorunu, bugün Erdoğan’ın Hizmet Hareketi’ne karşı yürüttüğü topyekün imha savaşı ile sürüyor. Bu savaşı, demokrasinin anlam dünyasına yerleştiremeyenler, ülkenin demokrasi standartları adına çok şey kaybetmiş olacaklar.
Demokrasi paranteze alındığı zaman mağdur olanlar hep aynı toplumsal gruplar. En son 28 Şubat sürecinde yaşandığı gibi bugün, fişlemelere dayalı memur kıyımları yaşanıyor. Benzerlik o kadar fazla ki, dün birbirinin ayağını “mürteci” diye kaydıranlar, bu sefer aynı işi “paralelci” diye yapıyor. Dün “yeşil sermaye” vardı, bugün “paralel sermaye” var; devletin ekonomik iktidarı bu sermayeyi yok etmek için aynı sistematik içinde seferber ediliyor. Aynı okullar dün de bugün de iktidarların hedef tahtasında. Daha ötesi bankaların içi dün patronları tarafından boşaltılıyordu, bugün kamu bankaları batık kredilerle kevgire dönmüş durumda. Demek ki temel çatışma bugün olduğu gibi dün de toplumun farklı inanç veya etnik grupları, laikler ve dindarlar, muhafazakârlar ve çağdaşlar arasında değil devlet iktidarını elinde tutan güç ile toplum arasındaymış. Devlet iktidarını eline geçiren azınlık hızla tekelleşmeye ve ortaklarını safdışı bırakmaya girişiyor, sonra da devlete özgü egemenlik araçlarını topluma çevirerek bir otokrasi oluşturuyor. Devletin ekonomik iktidarını kullanarak, rant paylaşımı ve finans sektörü aracılığıyla toplumu kontrol altında tutacak bir siyasî-ekonomik ağ oluşturuyor.
AK Parti sonrasında Türkiye bugün 12 yıl öncesine göre daha dindar bir ülke değil. “Devlet dini”, devlet tarafından üretilen her şey gibi kaba ve sevimsiz. Dindarlığın gelişebileceği doğal zemin devletin resmî ve soğuk kurumları değil, toplumun canlı yapısı. AK Parti iktidarına kadar İmam Hatiplerin neredeyse tamamı halk tarafından yapılmıştı, bu yüzden dindarların ilgi odağıydı; bugün 15 kat artan öğrenci sayısı, kamu fonlarıyla veya devlet rantlarından alınan bağışlarla inşa edilen binalarda eğitim görüyor. Demek ki bu mekteplerin dindarlığa bir katkıda bulunma şansları artık kalmadı.
Tekrar aynı soruya dönelim. Cemaatlerin, bilhassa Hizmet Hareketi’nin devleti ele geçirme niyeti yok mu?
Klasik devlet-toplum çatışması, bugün devleti ele geçiren ve tekeline aşan AK Parti ile cemaatler arasında sürüyor. Bu çatışmayı başlatan tarafın iktidar kanadı olduğunu unutmayalım. Cemaatler devleti ele geçirdikleri için değil, iktidarı denetledikleri ve dengeledikleri için, otokrasi inşası önünde engele dönüştüler.
Sorun bir demokrasi sorunu; öyleyse çözümü karşılaşan iki güç arasındaki denge noktasında değil, demokrasinin evrensel prensipleri ve mekanizmaları içinde aramalıyız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025