Murat AKSOY
AK Parti ile cemaat arasındaki gerilimde kuşkusuz en zor durumunda olanlar laik kesimden olup muhafazakâr dünyayı içerden izlemeye çalışan, onlarla empati kuran, onların dertlerini, hak ve taleplerinin önemini kendi çevrelerine ve farklı toplumsal kesimlere taşıyan insanlar.
Bunların büyük kısmı sadece son yıllarda değil 28 Şubat’tan darbe girişimlerine, 27 Nisan e-muhtırasından 367 krizine, Cumhurbaşkanlığı krizinden 12 Eylül 2010’daki anayasa referandumuna kadar pek çok kritik dönemde demokrasi, sivilleşme ve normalleşme adına AK Parti’nin yanında oldular.
Ve sırf bu nedenle yakın çevrelerinden dışlandılar. AK Parti’nin bu süreçte yaptığı siyasi hatalardan dolayı sorumlu tutuldular. Her fırsatta çevrelerinden ve siyasilerden eleştiri aldılar. AK Parti’yi eleştirmeyenler bu insanları eleştirdi.
Yetmaz ve yetmeyecek
Bunun en somut örneği 12 Eylül 2010’da referandumunda “Yetmez ama Evet” (YAE) pozisyonunu savunanlar oldu. Son aylarda ortaya çıkan her olumsuz gelişmeden sonra özellikle laik kesimdeki AK Parti muhalifleri tarafından - sayısı sınırlı olan bu gruba- sürekli eleştiri yapılıp pişmanlık bekleniyor. AK Parti’nin siyasi hatalarının tüm faturası bunlar kesilmek isteniyor.
Kabul edelim ki bu haksızlık. Bu eleştirinin haklılığı, YAE’çiler içinde yer alıp AK Parti’nin siyasi tercihlerindeki kırılma karşısında küçük bir özeleştiri dahi yapmayanlar, AK Parti’ye eleştirel mesafe alamayanlar için anlamlıdır. Bu süreçte, pozisyon olarak AK Parti’ye mesafe alanları, bunun için bedel ödeyenleri sorumlu ilan etmek haksızlık olur.
Hasbelkader be de bu grubun içindeyim. Kısa bir ara (Taraf) dışında yaklaşık 8 yıl Yeni Şafak’ta editör, söyleşici, muhabir, köşe yazarı olarak çalıştım.
AK Parti’nin Türkiye’nin siyasetle tanışmasında, siyasetin toplumlaşmasında önemli bir aktör olduğunu yazdım. Ancak son iki yıl içinde AK Parti’de büyük bir değişim var. Bugün geldiğimiz nokta birden değil adım adım gelen bir yer. Bugün gelinen noktanın AK Parti karşıtları için “biz demiştik” çığlıkları için karşılanması süreci açıklamaya yetmiyor.
Kendi kişisel tarihimde partinin son iki yıl içinde özellikle mikro alandaki değer temelli siyasal tercihleri sürekli eleştirdim. Gezi’de süreciye bu eleştirilerim artı ve nihayet 17 Aralık sonrası süreçte de çalıştığım gazeteyle yol ayrımı da kaçınılmaz oldu.
Gezi ve 17 Aralık süreci ile birlikte muhafazakâr medyada laik kesimden olup, görünür noktada olan, siyasal analiz yapan insan sayısı bir elin parmağı kadar ya kaldı ya kalmadı. Pek çok isim çalıştığı kurumlarla yolunu ayırmak zorunda kaldı.
AK Parti'nin büyük hayali
Ne yazık ki, AK Parti’nin siyasal tercihleri sadece medyada değil tüm kamusal alanda bir tür tek tipleştirici bir eğilim içine girdi. Kendi kültürel kimliğinden olmayan hiç kimsenin içine giremediği bir dünya yarattılar. Bu homojenleştirme çabası aynı zamanda çoğulcu aklın da devre dışı kalmasına yol açtı.
Herkesin zihnen aynı dili konuştuğu, benzer şeyleri düşündüğü, herkesin birbiri gibi olduğu ortam; giderek merkezdeki küçük aklın çevreyi hegemonya altına almasına yol açtı. İşin doğası gereği de çevre de aklını merkezin emrine vermeye hazır olduğu içim süreç, sorunsuz işledi. Bu süreç esas olarak AK Parti’nin sadece Türkiye için değil bölgede kendine biçtiği role uygun bir toplumsal form inşa girişimidir.
Başbakan Erdoğan’ın dinsel söylem ve dini semboller üzerinden kurduğu kutuplaştırıcı dil, ne yazık ki toplumu, toplumsal hassasiyetleri dikkate almayan siyasetin toplumsalı belirlediği bir dönem oldu.
2007 ve 2011’de AK Parti’yi destekleyen laik kesimden insanların ve bugün kimi muhafazakârların bugün AK Parti’ye eleştirel bakışlarını salt “karşıtlık” üzerine açıklamak haksızlık olur.
Haksızlık olur çünkü son iki yılda AK Parti’nin izlediği iç ve dış politika, özünde Osmanlı referanslı bir millet sitemi inşası ve İslam kimliği temelinde bölgesel bir liderlik arzusuna dayanıyor.
Hayalin bittiği an
Ancak Arap uyanışının Suriye’de başarısız olması ve 3 Temmuz’da darbe ile Mursi’nin devrilmesi AK Parti’nin izlediği dış politikanın başarısızlığının ve politik hedeflerinin tescili olu.
Aynı şekilde önce Gezi protestolarını anlamak yerine şiddet kullanarak bastırması ve bunu kutuplaşma siyaseti ile kullanması; sonra 17 Aralık’ta ortaya çıkan yolsuzluk iddialarının araştırılmasının hukuken önlenmesi bürokrasi ve yargıda yapılan değişiklikler AK Parti’ye geçmişte verdiğimiz siyasi desteğe daha eleştirel bir bakış getirmemizi zorunlu kılıyor.
Özellikle 17 ve 25 Aralıkta ortaya konan bilgi, belge ve iddialara karşında hükümet hukukun önünü açmak yerine yargıyı kendine bağladığı gibi sisteme geçti. Bununla birlikte İnternet yasasından MİT yasa teklifine kadar gece yarısı torba yasalara eklenen düzenlemeler Türkiye’nin demokratikleşmesine değil, küçük bir yapının korunması hedefini taşıyor.
Hayati soru
17 ve 25 Aralık soruşturma dosyaları dışında ortaya çıkan tapelerden sonra şu soruyu sormamız sanki kaçınılmaz hale geldi; yıllarca Türkiye’nin demokratikleşmesi, sivilleşmesi ve normalleşmesi olarak okuduğumuz süreç sadece bir makyaj mıydı? Makyajın altında işleyen başka bir mekanizma mı vardı?
İtiraf edelim ki eğer gerçekse ortaya çıkan tapelerdeki konuşmalar insana bunu düşündürtüyor.
Eğer öyle ise bu durum, bizim gibi siyaseten “naif” olanların hükümet tarafından kafeslendiğimizi değil ama kandırıldığımızın işaretidir. Bunu da ancak hukuk devreye girdiğinde öğrenebileceğiz.
Evet, her koşulda seçilmiş siyasetten yanayız ama seçilmişlerin kendilerini korumak adına siyasi alanı ve özgürlüklerimizi daraltmasına da evet deme lüksümüz yok.
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018