Namık ÇINAR
Bugün Atatürk’ü eleştirirken, neden “başlangıçta iyi yoldaydı, ama sonradan bozuldu”demiyoruz da, sonuçta “Jakoben idi” diyerek kestirip atıyoruz?
“Kurtuluş”a sıvanmak üzere Anadolu’ya geçtiğinde ve kongrelere katıldığında, ardından II. Grup diye adlandıracağımız muhalifleri de içinde barındıran TBMM’yi açtığında ve giderek 21 Anayasa’sını yaptığında; fena mıydı bütün bunlar da, olumluluk hanesinde zikretmeyip, neticede “tek adam”lığa soyunmuş olduğunu öne çıkararak, bir çuval inciri berbat etmesini işleyip duruyoruz sadece?
Bu şekil davranıp söylemekte haklıyız. Çünkü başlangıçtaki gayretlerini sonradan sıfırlamış ve tarihe de kala kala şimdi eleştirdiğimiz işte bu baskın karakteri ve o minvaldeki hareketleri kalmıştır.
Erdoğan’a gelince...
Tarih onun için henüz son sözünü söylemedi ise de, gidişatına bakılırsa, ne diyeceği aşağı yukarı belli gibi görünüyor.
Mustafa Kemal’in, arkadaşlarını ağırlayacağı bir rakı sofrası vardı, hiç değilse.
Korkarım ki Erdoğan’ın, Kasımpaşalı eski tanışlarına bazen yolu düştüğündeki kadar bile sohbeti olmuyordur artık, birlikte yola çıktıklarıyla.
Üstelik toplu tasfiyeler için, onun bir tür İstiklâl Mahkemelerine de ihtiyacı yok. Üçüncü dönem sonundaki “nadas” sayesinde, Parti’yi dilediği gibi sürerek yeniden dizayn edeceği, giderek açıklık kazanacaktır.
Sana-bana karşı ne denli kodaman görünürlerse görünsünler, kaderlerine tevekkülleri melül bakışlı gözlerinden okunan partililer, Erdoğan’a geldi mi, karşısında önümüzdeki bayramın kurbanlıkları gibi teslimiyetlerle bekleşip duruyorlar.
Onun önce “Başkanlık Sistemi”ne, olmuyorsa da “Partili Cumhurbaşkanlığı”na odaklanması boşuna değil. Çünkü nadas sürecine önlem, bir tek onun bakımından gerekli de ondan.
AKP demenin Erdoğan demek olup, geri kalan hiçbir şeyin bu denli önem taşımadığına; o yüzden “Tek Adam” konseptinin partinin kendisinden ve geleceğinden daha önalımlı bir değer oluşturduğuna işaret değildir de nedir bu şimdi?
Son kongredeki veda ritüeli kendisi gidecek olduğu için değil, gönderilecekler için bir uğurlama seremonisi yerineydi, peşin peşin. Helâlleştiler ya, niyetine girenler göreceksiniz randevu dahi alamayacaklar şutlandıklarında.
Böyle giderse, nasıl bir Türkiye göreceğinizi AKP’ye bakarak hayâl edebilirsiniz.
Dışsal olarak her şeyin yolunda gittiği farzedilen, ne ki içeriği itibariyle son derece yalıtılmış ve giderek kutsanan monist bir liderin iki dudağı arasına sıkışmış bir dünya görüşü.
Ben böyle bir hayat istemiyorum. İsteseydim, Atatürk ne güne duruyordu? Üstelik ağzını Erdoğan gibi sabah-akşam din ile açıp din ile kapamadığı gibi, benim gibi rakı da içiyordu.
Batı değerlerine öykünüp de kendi tasarladığı önder eksenli askersel sistemli bir siyasal modeli topluma dayattığı için reddettiğim ve mücadelesini verdiğim Kemalist ideolojiden boşalan yere, bu defa da doğu değerlerine yaslanan yeni versiyonuna neden kanayım da, ona yeşil ışık yakayım, söyler misiniz?
Ben bu ülkenin Mustafa Kemal’in kurguladığı gibi olmasını nasıl istemiyorsam, Recep Tayyip Erdoğan’ın kurguladığı gibi olmasını da istemiyorum.
Bu ülkenin sadece ve sadece gerçekten demokrasiyle yönetilmesini dilediğim için, AKP’yi o yolu açacak diye desteklemiş; başlangıçtaki işaretlerini sürdürmesini beklemiştim, umutla bugüne kadar.
Ama ne zaman ki muktedir olmaya başladı, iş yapmamaya da başladı.
O nedenle ben, AKP’nin yaptıklarına değil de yapmadıklarına bakarım, daha ziyade. Öyle dolu ya da boş tarafını görmeye benzetmekten çok, eğer bardağın suyunu bütünüyle değiştirmezseniz, temiz diye koyduklarınız da kirleniyor, o değiştirilmeyen suyla. Sorun burada.
Meselâ bakın, orduyla ilgili olarak ne YAŞ, ne MGK, ne çift başlı yargı, ne Genelkurmay’ın MSB’ye bağlanması, ne Jandarma’nın tasfiyesi, ne TSK’nın sağlıklı bir şekilde profesyonelleşmesi, ne OYAK sorunları, ne Sayıştay denetimleri, ne İç Hizmet Kanunu, ne Sıkıyönetim Kanunu, ne askerî okullarla ilgili mevzuat, ne sosyal tesislerin ele alınması, ne sicil yönetmelikleri, saymakla bitmeyecek olan ne şu, ne bu...
Sadece bu saydıklarım değil ki, örneğin artık savunan bir kişisi dahi kalmamış şu 82 Anayasa’sının yeniden yapılmasında bu kadar çok sallanılmış olmasını içtenlikli buluyor musunuz?
On sene bu yahu, dile kolay! Demokrasi bakımından boşa geçirilmiş tam on tane koca sene!
Başbakan sözlüğe bile savaş terimleri için bakıyor olmalı ki, ağzından çıkanlar sadece mermi ebadında kelimeler. Savaşla yatıp savaşla kalkmak, topçunun taarruzdan önceki “Hazırlık Ateşi”ne benzer. İlkin alışıp kanıksayacağınız bir barut kokusu sarar ya ortalığı; o da öyle çocukluğumun kokulu Japon kalemleri gibi rayihalar yayarak, harbe hazırlıyor galiba bizi.
N’oluyoruz birader, hep böyle gergin mi yaşayacağız? Bunun için mi seçtik onu da, reva görüyor bize böyle bir hayatı?
AKP’de hâlâ ışık görenler, sönmüş yıldızların bir süre daha gelmeye devam eden huzmeleri yüzünden yanılgıya düştüklerini bir an evvel anlarlar da bu savaşkan ruhun suç ortaklarından olmazlarsa, iyi ederler bence.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016