Namık ÇINAR
Hiç ihtimâl vermiyorum bu kadar saf olunabileceğine. Çoğu kimsenin işine geliyor olmalı ki, topluca aptalı oynuyorlar. Yoksa hiçbir şey söylenmediği hâlde, Kürt meselesi üzerine konuşuyormuş gibi yapılabilir miydi, bunca zaman? Çünkü bu sorun, içeriğine zerrece değinilmeden, Türkiye’nin sanki bildim bileli en çok dert edinip konuşulan meselesiymiş gibi olmayı sürdürüyor, senelerdir. Hâttâ meziyet bile dense yeridir, bu beceriye.
Bu tabii işin bir yüzü.
Öteki yüzünde ise, Felek, yapılmayanlara dair tutmuş olduğu çetelesini eline almış, göstereceğim size gününüzü dercesine, hemi parmağını sallıyor bize doğru, hemi de pis pis sırıtıyor.
Eee... en başta bütün bu kendinizi kandırmalar, atlatmalar yanınıza kâr mı kalacak sanıyorsunuz? Altmış dört yaşındayım; bu vakte kadar öğrendiğim birkaç şeyden biri de, sadece yaptıklarımızın değil, belki de daha fazla yapmadıklarımızın bedeli, mutlaka burnumuzdan gelecektir fitil fitil.
Çünkü ha kırdıkları ha kıracakları bu yumurtayı, kırk kişi elini değdirmeden taşır gibi yapıyor.
Kimse bu belâya bulaşmak istemiyor. Vatan millet Sakarya diye yırtınıyorlar ya, hepsi hikâye! Hiç kimse ağzındaki baklayı çıkarmıyor.
Kafalar desen, iyice karışık. O yüzden koskoca toplum, üç beş bin başıbozuk diye küçümsediği bir terör örgütünün kuyruğuna takılmış, her gün onun oluşturduğu bir gündemle basireti bağlanmış bir şekilde savrulup duruyor.
PKK o denli inisiyatif elde etmiş ki, kime değse âdetâ canına okuyor. Toplumsal cadı kazanımızın ateşi bize özgü olimpiyat meşalesi gibi sürekli yandığı için, meselâ CHP kaçırılıp bırakılan milletvekilini“basında çıkan şu şu lâflarınla sen ne demek istedin?” diye, belli ki sıygaya çekmek üzere şimdi de apar topar Ankara’ya çağırıyor. Bırakılacağına ölseydi de bayrağa sarsalardı, pek bir prim yapardı ya neyse, kısmet değilmiş.
Yâni netice olarak herkesin, yeni durumlar karşısındaki pozisyonlarını eskisi gibi zararsız(!) kılmaktan başka bir halt yediği yok.
İnsanlarıyla ve kurumlarıyla şartlanmışlıklarını aşıp değişmenin daha “elif ba”sına bile gelemeyen bu toplum, Kürt sorununu nasıl çözecek?
Kürt sorunu dedikleri esasen bir sonuç. Asıl mesele, iki yüz senedir ne yutabildiğimiz, aynı zamanda da ne çıkarabildiğimiz, ağzımızda çürüyüp duran bir bakla gibi “merkeziyetçilik” tutkusu mu tutsaklığı mı, artık ne derseniz deyin.
Bu uğurda koca Osmanlı battı, akıllanılmadı. Aynı şey şimdi de Türkiye’yi batıracak, hâlâ akıllanılmıyor.
Kafaya takmışlar bir kere, akla hayâle gelebilecek her şeyi illâ merkezden yönetecekler. Böylelikle hem kendi önemlerini, hem de kendi çıkarlarını maksimize edecekler.
Herkesi birörnek kılmak istemeleri de bu yüzden. Yönetmeyi ve karar alma süreçlerini ülke sathına yayarak paylaşmayı bir bilseler; o vakit bu homojenleştirmeye de gerek kalmayacağı gibi, yaşam herkes için daha da rasyonelleşecek.
Ama ne fayda!
Tüm toplumu bu monist “tek adam” ritmine göre terbiye ederek, atı alıp Üsküdar’ı geçmişler zaten.
Nitekim o kitleler de büyük bir çoğunlukla başka türlüsünü istemez olmuşlar. Adam yerine konmayıp güdüldükleri bu verimsiz ve çağdışı idarî mekanizmayı, “Cumhuriyet’in kazanımları” diye yutarak, en iyisi sanmışlar. Hayat tarzları ya bu olacak, ya da seçeneksiz bir şekilde bölünüp parçalanacaklar. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe, yâni. Kendilerine dayatılan sadece bu işte.
AKP bir ara bir şeyler yapacakmış gibi göründü ise de, “devlet olmak” özellikle Erdoğan’a pek bir cazip geldiğinden, kıracak değiller ya, onlar da o sevdadan vazgeçiverdiler.
“Sirenler”in büyüsüne kapılıp halkın sesini duymaz olmak, bu toprağın binlerce yıllık hasleti değil midir, Homeros’un anlattığı gibi.
O nedenle merkeziyetçiliğin en kralını şimdi artık Erdoğan yapıyor. Meselâ Boğaz Köprülerinde bakım var diye, araç geçişlerinin şu kadar süreliğine ücretsiz olmasına dahi o karar veriyor. Belediye otobüslerinin ücret olarak çift yerine tek bilet almalarını bile o emrediyor. Sadece başbakanlık kesmiyor, aynı zamanda otobüs terminali ve köprü müdürlüklerini de o yürütüyor.
Artık hepimiz, her şeyimizi o yönetsin diye ağzının içine bakacak kadar zıvanadan tam çıkmışken, işte bu sırada Kürtler kalkmış “biz özerklik istiyoruz” diyorlar. Öyle yağma yok! Sıyrılıp kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Ya herru ya merru, özerklik isteyeceksek hep beraber isteyeceğiz.
Aslında Dr. Cengiz Aktar, konuları bilen ve aklın yoluna ışık tutan bir aydın olarak,“ademimerkeziyet ilkesinin hayata geçmesini sağlayacak en uygun zeminin, Türkiye’nin de resmen kabul ettiği, AB nezdinde destek gören ve o esaslara göre kurulan 26 Bölge’ye ayrılmış ‘Kalkınma Ajansları’ olacağına” dikkat çekiyor. “Türkiye’nin önünde bir fırsat olarak duran AB’nin bu uygarlık projelerini, aslında ne ulusal siyaset ne de Kürt siyaseti doğru dürüst biliyorlar” diyor.
Birbirlerini yiyecekleri yerde AB’nin bu yol haritasını izleseler, sorunlar bir bir oturacak çözüm yatağına oysa. Sadece Kürt sorunu değil, Türkiye’nin tüm merkezîleşme hastalıkları savacak, giderek.
Ne ki, vandalizmin geleneksel metodu olan savaşmak dururken, kim adımlar doğru kapıya çıkan barışçı yolu?
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016