Şahin ALPAY
Birçoğumuzun aklından geçen soruyu yakınlarda adını ilk kez duyduğum bir Amerikalı yazar açıkça ifade etti. Yazıda soruya cevap olarak bulabileceğiniz yegane ipucu ise şu cümleler: “Davutoğlu’nun hükümette büyük ölçüde Erdoğan’ın önderliğini izleyeceği kanısı yaygın.
Bu durumda, halefine karşı durabilecek çok az sayıda kişiden biri olarak geriye, AKP içinde belki Erdoğan’dan daha popüler olan, Abdullah Gül kalıyor.” (Kevin A. Lees, “Can Abdullah Gül save Turkish democracy?” Huffington Post, 27.08.2014.)
Gül’ün AKP içinde Erdoğan’dan daha popüler olup olmadığını bilmiyorum. Ama en küçük bir kuşku yok ki AKP’nin yeni genel başkanı, eğer Erdoğan’ın manipülasyonlarıyla değil de, demokratik bir rejimde olması gerektiği gibi, adaylar arasında seçimle belirlenmiş olsaydı, seçilen Gül olurdu. Peki Gül, Türk demokrasisini kurtarabilir mi? Benim bu soruya cevabım, önceki yazılarımda mevcut. AKP’nin kurucularından gerek Sayın Gül, gerekse Sayın Bülent Arınç’tan, hem AKP’yi, hem de ülkeyi Erdoğan’ın götürdüğü keyfi ve otoriter yönetime karşı uyarmalarını hep bekledim. (Bunun en açık ifadesi için bkz. “Gül ve Arınç’tan beklenen,” Zaman, 13.02.2014)
Ne yazık ki, Sayın Arınç parti içindeki “özgül ağırlığı”nın sıfırlanmasına göz yummuş görünmekte. Sayın Gül ise, olumsuz gidişe dur demek için, cumhurbaşkanı sıfatıyla ve halktan gördüğü yaygın saygı ve sevgiyle sahip olduğu “özgül ağırlığı” kullanmaktan imtina etti. Erdoğan’ın ülkeyi soktuğu yola itirazlarını dolaylı yollardan dile getirdi, ama Erdoğan’ın çıkardığı otoriterleşme yasalarını onaylamaktan geri durmadı. Böylelikle ‘iyi’ imajının bir ölçüde yıpranmasına yol açtı. Şimdi işlerin tümüyle sarpa sarması halinde partinin ve ülkenin kendisini göreve çağırmasını bekleyen bir tavra büründü. Kendisine karşı çirkin saldırılara karşı “intifada”yı bile sayın eşi dile getirmek zorunda kaldı.
Gül, “Türk usulü başkanlık” sistemine karşı olduğunu, tüm kurum ve kurallarıyla parlamenter sisteme inandığını her vesileyle belirtiyor. Veda mesajında “Kuvvetler ayrılığı ilkesinin, denge – fren sisteminin demokrasimiz için önemini sık sık vurguladım” diyerek demokrasinin seçimden ibaret olmadığını bir kez daha hatırlattı. Veda mesajından hemen sonra Erbakan döneminden kalma “kayıp trilyon” davasında ifade vereceğini açıkladı ve yargılanmakta olan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi örnek göstererek, “Hukuk devleti budur, kimse imtiyazlı değildir. Herkes gider ifade verir. Suç var mı, yok mu diye karar verme yetkisi yargıya aittir…” dedi. Bu sözleriyle 17 – 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının muhataplarına gönderme yaptığı konusunda en ufak bir şüphe yok.
Besbelli ki Gül yönetimde keyfileşme, otoriterleşme ve yozlaşmaya dur demek için siyasete ve partiye döneceğini vaad ediyor. Gül’e saygım var; demokrasiyi yeniden rayına oturtma konusunda bir rol üstleneceğine dair ümidimi kesmedim. “Yüce Önder Erdoğan”ın ülkenin kaderine el koyabileceğine dair karamsarlığa kapılmayışımın bir dizi nedeninden biri de bu. Ama Gül bu rolü nasıl oynayacak? Herhalde bekleyip göreceğiz.
Kişilerin tarihte oynadığı role inanırım. 2007’de Sayın Gül’ün cumhurbaşkanı olmasına, bunun bir yetenek israfı olacağı gerekçesiyle karşı çıktım. Haklı olduğumu zaman gösterdi. Gül hükümette kalmaya devam etseydi, eminim Erdoğan’ın güç kirlenmesine uğramasına engel olabilirdi. 2007’de Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasına da karşı çıkmıştım. Reformların sürmesi için onun hükümette olmasının önemli olduğuna inanıyordum. Bugün bu konuda çok fena halde yanıldığımı düşünüyorum. Erdoğan 2007’de cumhurbaşkanı seçilseydi, belki güçten başı dönmez, üçüncü döneminde saptığı keyfi, otoriter ve yozlaşmış yönetim yolu açılmazdı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020