Tayfun Atay
Sözü hemen ilmin erbabına bırakıyoruz:
"Herkes çölde yaşayabilir mi? Şunu hemen hatırlatalım ki, çöl yaşantısına vücudun yaptığı uyum tam olarak anlaşılmış değildir; yalnız sıcak ve kuru çöl ikliminde birkaç hafta kalan kişi bazı uyumsal değişmeler gösterebilir; öyle ki zamanla ter bezleri daha hassas hale gelir, daha fazla ter salgılarlar. Ne var ki yoğun terleme de beraberinde bazı sorunlar getirir; çünkü ter sadece sudan ibaret değildir; içinde tuzlar da vardır. Dolayısıyla, terleme yoluyla çok miktarda sodyum da kaybedilir. Terleme aynı etkinlikte devam ettikçe, idrar miktarında azalma gözlenir. Sanki vücut, terleme için çok gereksinim duyduğu suyu tutmaya çalışır. Fizyolojik düzeyde devreye giren bu uyumsal tepki tüm insan ırkları için geçerlidir."
Özünde biyolojik kapasiteleri yani ırksal nitelikleri ne olursa olsun, bütün insanlar çölde yaşayabilir diyen bu satırlar, Hacettepe-Antropoloji'de hocam olmuş, biyolojik antropolojinin bu ülkedeki en kıymetli ismi, Prof. Metin Özbek'in Dünden Bugüne İnsan (İmge, 2000, s. 225) adlı kitabından…
Metin Hoca, insanın biyolojik evrimi üzerine de, insan biyolojik çeşitliliği, yani "ırk" olgusu üzerine de Türkiye'de ilgi ve dikkat yöneltilmesi gereken bir bilim insanı. Özellikle yukarıda zikrettiğimiz çalışmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan'a en kısa zamanda ulaştırmak, onun da bu kitabı bir köşeye çekilip tatlı tatlı okuması gerekir!..
"Arap, eşittir, çöl" müdür?
Erdoğan geçen hafta TRT'deki özel canlı yayında öyle bir lâf etmiş ki ben bundan haberdar olduğumda inanamadım. Sonra tekrar tekrar baktığımda, çaresiz, inanamama ısrarından vazgeçerek derin bir üzüntü ve hicaba savruldum.
"Barış Pınarı" harekâtı ve Soçi'de Rusya ile sürdürülmüş görüşme sonrası yeni ortaya çıkan tabloyla ilgili sorulara yanıt verirken İdlib'den söz açıldığında, "Önemli olan İdlib'de yaşam tarzını kontrol altında tutmak" demiş Erdoğan… Ve şöyle devam etmiş: "Bu da en çok Araplara uygun. Kürtlerin tarzları buraya uygun değil."
"Peki neden" diye sormuşlar ve işte müthiş cevap: "Çöl burası…"
Elbette bu cevabın "samimiyeti" de sorgulanacak ve hepimizce malûm bir resmi-siyasi arka plan doğrultusunda "yaşam-tarzı"nın burada bahane kılındığı ileri sürülebilecektir.
Ama işte bir mesele de şu ki "bahane" dahi olsa böyle bir cevap üretirken edilen lâf, tam mânâsıyla kaş yapayım derken göz çıkarmak olmuş.
"Burası Kürtlerin değil Arapların yaşam tarzına uygun, çünkü burası çöl" demek, ne demek?!..
Bu kadar sorunlu bir ifade olur mu?..
Bu Cumhurbaşkanı'nın yanında sosyal-beşerî bilimlerde tahsil yapmış, okumuş-yazmış sözcüler, iletişim başkanları ve saireler yok mu?
Bunlar o Cumhurbaşkanı'na doğal çevre, insan biyolojik çeşitliliği (ırklar) ve yaşam tarzı (kültür) ilişkisi üzerine hiç mi brifing vermiyor böyle topluma açık yapacağı, içeriği baştan belli konuşmalar öncesinde?..
Siyah'a "Arap" demek ne ise?..
Dediğim gibi, esas tatlı tatlı başvurulması gereken kaynak, Metin Hoca'nın kitabı. Ama biz de tane tane ve tatlı tatlı anlatmaya çalışalım.
Arap'ın yaşam alanı çöl değildir.
Arap, çöl insanı değildir.
Araplık sadece belli bir iklim ve doğal çevre koşulu ile uyarlı ve sınırlı bir yaşam-tarzı, yani kültür de değildir.
Cumhurbaşkanı'nın "İdlib yaşam-tarzı olarak Araplara uygun, çünkü çöl burası" lâfının, Siyah ırktan insanlara "Arap" demek şeklindeki o yaygın mı yaygın tarihsel yanılgı ve yanlış yargıdan pek bir farkı yok.
Biliyorsunuz, bizim memlekette siyah ya da esmer tenli insanlara "Arap" dene gelir. Bu, İslamiyet-sonrası Arap istilalarıyla din olarak Müslümanlığı benimsemenin ötesinde dil olarak da Arapçayı benimsemiş Afrika halklarından insanların Osmanlı coğrafyasına/sarayına intikaliyle bağlantılı tarihsel bir yanlış algının sonucudur.
Siyah'a "Arap" demek nasıl vahim bir yanlışlıksa, Arap'ı çölle özdeştirmek de o kadar vahim bir yanlışlık.
Araplar her yerde yaşar
Araplar illa biyolojik temelde bir ırk kategorisine yerleştirilmek istense, Beyaz ırkın bir alt-grubu olan Akdeniz ırkına dâhil edilebilirler ve bu sınıflama içinde çölden dağa açılan bir doğal çevre yelpazesinde farklı yaşam-tarzı (kültür) örüntüleri sergilerler.
Sözü yine ilmin erbabına bırakalım:
"Ortadoğu'da yaşayan Araplar ve Yahudiler de (son zamanlarda dışarıdan gelen koloniler hariç) Akdeniz ırkı içinde dikkate alınırlar. Güneybatı Asya'nın çöl, dağ ve vahalarında yaşamlarını sürdüren Araplar, önceleri sadece Arap Yarımadası'nda sınırlı kalmışken, Hz. Muhammed'in ölümünden sonra çok kısa bir zaman içinde Orta Asya'ya, Afrika'nın içlerine kadar yayılmayı başardılar. Bugün Ortadoğu'daki birçok topluluk yanlış yere Arap olarak adlandırılır. Söz konusu bölgede Filistin Arapları, Kuzeybatı Suriye Alevileri ve Arapça konuşan yerleşik halkların yanı sıra Lübnanlılar ve Dürziler de yaşamaktadır. Suriye ve Lübnan'ın dağlık yörelerinde yaşayanlar, dilleri ve dinleri ne olursa olsun bir bütün olarak kabul edilirler. Suriye'de Şam'dan Halep'e kadar olan çöl alanda yaşayan yerleşik Araplar ise bedensel özellikleri yönünden Bedevilerle demin sözünü ettiğimiz dağlık yörede yaşayanlar arasında yer alır. (…) Suudi Arabistan'da al-Hasa eyaletinin vaha sakinleri, uyum sağlamış oldukları nemli ortam ve zengin bitki örtüsüne bağlı olarak, fiziksel yönden bedevilerden ayrılırlar. Özellikle Suudi Arabistan'ın güneyinde, Yemen'den Maskat ve Oman'a kadar olan kıyı şeridi bol yağış alan verimli bir bölgedir. Dolayısıyla, Arap yarımadasının en yoğun biçimde iskan edilen yöresidir. Bu yörede yaşayanlar çöl yaşamı süren Bedevilerden farklıdır" (M. Özbek, Dünden Bugüne…, s. 283-284).
Eskimo çölde, Bedevi kutuplarda yaşar
Demek ki ne Araplığın belli bir doğal çevreye uyarlı bir yaşam tarzıyla sınırlanabileceği, ne de herhangi bir yaşam tarzının (çöl kültürü) sadece Araplığa özgülenebileceği; aksine karmaşık, geçişlilik arz eden ve kalıp yargılara sığmayan bir biyo-kültürel antropolojik tablo var ortada Araplar söz konusu olduğunda...
Ayrıca tabii ki bugünün dünyasında gelinmiş tekno-ekonomik aşamada, çevreye biyo-kültürel uyarlanma zorunluluğunun çoktan aşıldığı bir insanlık hali içindeyiz.
Söylemeye gerek var mı; bir Eskimo'yu çölde yaşatabileceğiniz gibi, çölde yaşayan Bedevi'yi de pekâlâ Kutuplarda yaşatabilirsiniz artık.
Küresel bir sarmaşma halinin sürekli göçlerle ırksal izolasyonu tamamen yok edip melezleşmeyi insanlığın asli varlık kodu kıldığı dünyada, "Arap çölde yaşar, Kürt başka yerde" nevinden sözlerin ciddi bir abesle iştigal olacağını belirtmek boynumuzun borcu.
Peki, Kürt nerede yaşar?
"Kürt başka yerde yaşar" demişken… Sahi yahu, Kürt nerede yaşardı?..
Buna yönelik bir cevap, bilindiği üzere "12 Eylül" (1980) sonrası süreçte askeri darbe yönetiminin başındaki Kenan Evren marifetiyle, bugünkü "çöl, eşittir, Arap" garabetini hiç aratmaz mahiyette "dağ, eşittir, Kürt" şeklinde dehşetlice önümüze konmamış mıydı?
Demek ki bazı yanlış-yönelimler siyaseten hep yeniden ve yeniden üretiliyor.
O günleri kim unutabilir; "Kürt", bu adla anılan insan topluluklarının dağda yürürlerken adım attıklarında çıkan "kart-kurt" seslerinden gelmekteydi!..
Kürt-mürt yoktu; onlar "Dağ Türkleri" idi!..
Mahcubiyet vesikaları
Evren'den Erdoğan'a "Bizim Eller"de değişen bir şey yok anlayacağınız…
Kürt'ü dağla, Arap'ı çölle özdeştiren bilgi fukarası bir devlet aklıyla iktidar çıkarları peşinde koşulurken tarihe bol bol mahcubiyet vesikası bırakacak işler yapılmaya-sözler söylenmeye devam ediliyor.
Gönül ister ki böyle olmasın! Türkiye'nin başkanlık/cumhurbaşkanlığı makamlarında bulunanlar, insanbilim, toplumbilim, kültürbilim derslerinden böylesi sınıfta kalacak performans sergilemesinler.
Kapatılmayacak açık değil bu, yeter ki istensin!..
Ama bana "hayal görme", "boşa nefes tüketme", "kendin söyleyip kendin dinleme" diyorsanız… Eh, o zaman elde var hüzün!
Hallerine, halimize, hâl-i perîşânımıza üzülmeye devam!..
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
27.01.2020
23.01.2020
9.01.2020
7.01.2020
5.01.2020
31.12.2019
26.12.2019
22.12.2019
12.12.2019