Ümit KARDAŞ
Emevilerden başlayarak Selçuklu ve Osmanlı’da devamlılık gösteren husus Peygamber Sünniliğin gerçek bağlamından koparılarak devletin merkezinde yer alması, devlet yönetiminde araçsallaştırılıp yozlaştırılması ve yayılmacı asimilasyon politikalarında kullanılmasıydı.
Arap etnik kimliğinin dışında kalanları ötekileştiren Emevî Sünnîliği, Saray’ın, dolayısıyla egemen sınıf iktidarının yanında yer aldı, kendi kaderini iktidarın kaderine bağladığı için statükoyu muhafaza etmeyi amaç haline getirdi.
Bu bakımdan Emevî Sünnîliği, hem Selçuklu’da hem deOsmanlı’da mevcut siyasî, ekonomik ve sosyal yapıya dinî meşruiyet kazandırdı. Bunun sonucu oluşturulan asimilasyoncu politikalarla da Alevilere acımasız davranıldı.
Kuşkusuz Sünnîlik içerisinde geleceğini devletin ve iktidarın bekasına bağlamayan, çıkar önerilerine uzak kalan ve Saray’a açıktan açığa tavır alan muhalif bir damar mevcuttu. Ancak bu damar etkili olamadı.
Abdülhamit’in Osmanlı üzerinden İttihad-ı İslam olarak gözüken politikasını Genç Osmanlılar devam ettirdiler. Ancak, İmparatorluk içindeki Hristiyanların milliyetçilik akımlarının etkisinde kalarak, etnik kimlikleri üzerinden ulus-devlet kurmaya gitmeleri ve Balkanlarda Rumeli’nin kaybedilmesinin yarattığı travma bu politikanın değişmesine neden oldu.
Başlarda Osmanlıcılığı savunan birçok Jön Türk, aynı zamanda romantik bir Türkçüydü. 1917’de Türkçülük siyasal anlamda bir canlılık kazandı. Bir yandan Batı’nın materyalist ve pozitivist zihniyeti alınırken diğer yandan Türk milliyetçiliği ön plana çıkıyordu.
Ancak Sünni İslam, Türklüğün tamamlayıcı bir unsuru olarak önemliydi ve İttihatçılar siyasal çıkarlar gerektirdiği zaman devletin İslami niteliğini vurgulamaya hazırdılar.
İttihat ve Terakki, Müslümanlığın arka plana itildiği ve araçsallaştırıldığı, Türkçülük ideolojisinin ön plana çıkarılıp, Türkleştirme politikalarının baskıyla ve şiddetle uygulandığı bir politikaya geçti...
Abdülhamit döneminde ve II.Meşrutiyet’te özellikle Batı’nın Gayrimüslim unsurlar için öngördüğü ve siyasi birlik için yapılması gereken reformlar yapılamadı, parçalanma ve çöküş hızlandı.
İttihat ve Terakki yönetimi, Almanlarla işbirliği içinde şifreli telgraf teknolojisini kullanarak etnisite mühendisliği uyguladı. Rumlar ve Ermeniler tehcir ve katliamlara uğratılıp, malları, servetleri gasp edilerek binlerce yıldır yaşadıkları coğrafyadan silindiler.
Balkanlardan ve Rusya’dan gelen Müslüman muhacirler boşaltılan yerlere yerleştirildi. İmparatorluğun ekonomik, toplumsal, kültürel belkemiği kırılmış oldu.
Kürtler bu kıyımdan Müslüman-Sünni olmaları ve arındırmaya ortak edilmeleri nedeniyle kurtuldular ancak daha sonra imha ve inkâra dayalı bir asimilasyona tabi tutuldular.
İttihatçıların ortak paydası, milliyetçilik, pozitivist anlayış, modernleşme yönünde eğitimin gücüne güven ve devletin toplumu şekillendirebileceğine ilişkin duydukları inançtı. Bu ortak paydada Sünni İslam gerektiği zaman kullanılacak bir araçtı.
Mustafa Kemal de İttihatçıların ortak paydasına katılmakla birlikte, dinin toplumsal ve siyasi açıdan öneminin de farkındaydı. Nitekim Milli Mücadele döneminde “Bizim kanun-i esasimiz (anayasamız) Kur’an-ı Kerim’dir” dedi.
Ancak modernleştirme projesi uygulanmaya başladığında başat unsur Türklük ve Türkleştirme politikalarıydı.Kürtler bu nedenle inkâr ve imha politikalarına maruz kaldılar.
Laiklik ilkesi de modernleşmenin bir aracı olarak getirildi. Aslında gerçek bir laiklik söz konusu değildi. Sünni Müslümanlık Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulmasıyla devlet tarafından araçsallaştırıldı ve denetim altına alındı.
Alevilerin tekke ve dergahları kapatıldı. Kürtler, Aleviler, Gayrimüslimler ve devlete yamanmayan gerçek Müslümanlar mağdur oldular.
Erken Cumhuriyet döneminde Türkleştirme politikaları bireysel ve toplumsal temelde, ekonomi ve kültür alanlarında zorbalıkla uygulandı. Bu politikalardan devlete çok uyumlu davranmalarına rağmen Yahudiler de nasiplerini aldılar.
1934 Trakya olayları, 1942 Varlık vergisi uygulaması tek parti zihniyetinin doğurduğu politikalarının devamı olarak tarihe geçti... Muhafazakâr sağ bir parti olan DP iktidarı döneminde de iktidarın kışkırtması sonucu 6-7 Eylül faciası yaşandı.
Söz konusu politikaları üreten zihniyet açısından tespit edilmesi gereken husus Türkçülüğü, ulusalcılığı ön plana alanlarla Müslümanlığı alanlar arasında bir fark bulunmayışıydı.
Söz konusu zihniyet ve politikanın Kürtlerin taleplerine yönelik olarak şekillenmesinin bir sonucu meydana gelen 1925 tarihli Şeyh Sait Ayaklanması’ndan sonra Sıkıyönetim ilanı, Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun değiştirilmesi, devrim ilkelerine aykırı yayın yapan gazetelerin kapatılarak, sahip ve yazarlarının cezalandırılması, Takrir-i Sükun Kanunu’nun kabul ve ilanı ve İstiklal Mahkemeleri’nin yeniden kurulması kararları alındı.
Bu sert tedbirler içinde özellikle Takrir- i Sükun Kanunu’na ilişkin Meclis’te yapılan tartışmalar çok önemlidir. Bu tartışmalar liberal görüşte olanlarla cumhuriyetçiler arasında bir iç hesaplaşmaya dönüştü. Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa, Rauf Bey, Dersim vekili Feridun Fikri Bey, Sivas vekili Halis Turgut Bey gibi isimler bu kanuna ve İstiklal Mahkemeleri’ne karşı çıktılar.
Bu isimler isyancılarla masum halkın birbirinden ayrılması gerektiğini, bu kanunun özgürlükleri ortadan kaldırarak, dikta idaresine yol açacağını düşünmekteydiler. Tartışmaların alevlenmesi ve Meclis’in iki ayrı kampa bölünmesi üzerine Mustafa Kemal söz alarak kürsüye çıktı ve yeni bir dönemi başlatacak kararı açıkladı. “Milletin elinden tutmaya lüzum vardır. Devrimi başlatan tamamlayacaktır.”
Bu karar bugünü de şekillendiren ve yaratan önemli bir tercihti. Çünkü cumhuriyet özgürlüklere ve demokrasiye açılım politikası ile değil, ödünsüz, otoriter bir sertlik politikasıyla şekillenecekti.
2002’de AKP, Sünni referansla çevreden merkeze geldiğinde bu statükoyla karşılaştı. AB dış dinamiği ve işbirliği yaptığı iç dinamiklerle önce merkezde ve iktidarda kalma mücadelesi verdi.
Demokratikleşme yönünde bazı adımlar attı. Bu arada kendisini alaşağı edecek askerî vesayet rejimini orduyu hiçbir reforma tabi tutmadan yargıyı araçsallaştırarak dönemsel olarak geriletti.
2011’den itibaren ise dış ve iç dinamikleri devreden çıkardı. Bürokratik kurumları şeffaflaştıracağına, aksine demokratik denetime kapalı ve iktidara bağlı hale getirip, merkezden rant dağıtan bir sistemi en uç noktaya taşıyarak eski statükonun devamı sürecine girdi.
Böylece Sünni referanslı AKP, Sünni İslam’ı, tıpkı Cumhuriyetçilerin merkezde araçsallaştırması gibi siyasi güç ve rant uğruna araçsallaştırdı ve Cumhuriyet'in kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nı çıkarları için kullandı.
Kürt meselesinde eski rejimin güvenlikçi zihniyet ve politikalarına teslim oldu. Böylece eski rejimin zihniyet kodlama gücü ve demokrasi-hukuk kültürünün yokluğu anlaşıldı.
Sonuç olarak sistemin ve halkın çoğunluğunun demokrasi, özgürlük ve hukuk barındırmayan Türk-İslam sentezi ekseninde kemikleştiği görülmekte.
Müslümanlar, Kemalistler, Milliyetçiler ve Ulusalcılar yaşananları akıl ve vicdan süzgecinden geçirip düşman ve hain üreten bu zihniyeti değiştirmedikçe kimsenin barış ve huzur içinde yaşamasına imkân yok.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025