Yasin AKTAY
İran’da yaşanmakta olan protestoların bir anda bütün dünyanın gündemine düşmesine şaşmamak lazım. Olaylara verilen tepkiler herkesin İran’a dair duygularının, beklentilerinin ve hatta iştahının bir ifadesi olması da gayet normal. İran’ın başka ülkelerin içini karıştırmasından dolayı ümmet adına üzülenlerin bir tür ilahi tokatla uyarılıyor olduğunu düşünenler, olayı bu şekilde yorumlayanlar, hatta bu şekilde müjdelenmeyi bekleyenler var. Ancak ABD ve İsrail’in de bu olaylara karşı sergilediği sevinç gösterileri insanlardaki duyguları doğal olarak karmaşık hale getiriyor.
ABD ve İsrail’le aynı duygu safında yer almayı bugünlerde hiçbir ümmet evladının isteyebileceğini sanmıyorum. Tabi bu tür beklentiler ve duygusal yaklaşımlar İran’da olup bitenleri anlamaktan uzaklaştırıyor. Tahminleri temennilerin bir ifadesine dönüştürüyor ve bütün tahminler ve analizler sadece İran’a dair temennileri anlama verileri olarak kayda geçer.
Tabi bu durumdan dileyen İran’ın kendine göre bir takım dersler çıkarmasını da isteyebilir, ama bunun ne yeri ne zamanı. İran’da başka yerlerde olduğu dinamik bir sosyoloji var ve İran’ın uluslararası planda yüklendiği misyonların o sosyolojiye yansımaları illa ki olacaktır. İran halkının tamamının İran rejimiyle aynı duygu ve anlam frekansında olmadığını biliyoruz. Üstelik devrimin 40 yıllık pratiği giderek kendi halkını hızla kendinden uzaklaşıyor, nefret ettiriyor.
Bununla birlikte bu protestolarla karşılaştığında onun karşısına dikilecek, devletlerini, istikrarlarını koruyacak bir başka halk daha var. Yani İran bugünlerde meydanlarda gördüğümüz protestoculardan ibaret değil. O protestocu, muhalif halkın karşısında bir o kadar da örgütlü, devrimin inançlarına, hedeflerine sonuna kadar inanmış bir başka kitle de var. O yüzden bu tür kitle gösterileriyle sonuç almak isteyenlerin İran’ın bu dinamiğini yeterince dikkate alamadıklarını görmek lazım.
Aslında Gezi hadisesinde de göstericilere medya üzerinden yüklenen anlam, onların bütün Türkiye’yi temsil ediyor olduklarıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yüzde 50’yi evlerinde zor tutuyoruz”derken, meydan okuduğu bu toptancı “Türkiye halkı” algısından veya araçsallaştırımından başka bir şey değildi.
Kısa süre içinde protestocuların karşısına değil ama ayrı meydanlara topladığı kalabalıklarla yaptığı devasa mitinglerle yaptığının blöften ibaret olmadığını göstererek kendisini halk protestoları eliyle devirmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmış oldu.
Halk gösterileri, kabul edelim ki, modern dünyada demokrasinin sandıkları arkadan dolanan bir mümkün yolu gibi.Adeta demokrasinin kutsallarından biri.
Tabi kalabalık toplamak bir yere kadar kolay, ama bunun bir hükümeti değiştirmek için yeterli olup olmaması, onun karşısında da benzer veya daha büyük kalabalıkların toplanıp toplanamaması veya o ilk protestocu kalabalığın başka bazı güç unsurlarıyla bu değişimi gerçekleştirecek kadar birleşip birleşememesidir. Mısır’da Tahrir’de temerrüt olarak toplanan ilk kalabalığın on katı kadar kalabalık Rabia meydanında toplandı ve kırk gün boyunca gösteri yaptı, ama ilk kalabalık hem orduyu hem de sözümona uluslararası toplumu arkasına almış olduğu için o görece küçük kalabalık demokratik bir dönüşüm talebi olarak kabul edildi. Bu kabul de bu sürecin tamamı da haksızdı ve sürecin darbe olduğu gerçeğini değiştirmedi tabi, ama geçelim.
İran’da neticede bugünlerde gerçekleşen protestolara Trump ve Netenyahu’nun açıktan verdikleri destek, doğrusu bu protestoların meşruiyetini baştan yok ettiği gibi, haklı bir tarafı var ise onu da bertaraf etmektedir.
İran’daki olaylar dolayısıyla BM Güvenlik Konseyini olağanüstü toplantıya çağırmayı akıl edebilen Trump’ın ayın günlerde Mısır’da gerçekleşen haksız ve alelacele idamlara ses çıkarmıyor olması da bir yerde kayda geçirilmeli.
Mısır’da darbe sonrası onbinlerce insanın hapishanelerde en ağır şartlarda işkence ve en temel haklarından yoksun olarak tutuldukları, insan hakları raporlarının da artık rutin konularından biri.
En son 2 Ocak’ta 5 kişinin sessiz sedasız idam edildiği haberleri geldi. Bunlardan hemen önce sadece iki hafta içinde 15 kişi idam edildi. İdamların hepsinin ortak özelliği, hiç birinin ne sorgulamasının ne de yargılamasının doğru dürüst yapılmamış olması. Apar topar derlenen veya uydurulan delillerle sanıklar herhangi bir eylemden suçlu bulunarak, isnat edilen suçlarla bile orantısız bir biçimde verilen idam cezaları infaz ediliyor.
Aslına bakarsanız, hapishane şartları zaten bir tür gerçek survivor ortamı gibi. O şartlarda zaten mahkumların uzun süre hayatta kalmaları mümkün olmaz gibi. Hayatta kalanlara da alelacele idam cezaları uygulanarak ölüm makinası biraz daha hızlandırılmış oluyor.
BM Güvenlik Konseyi halen insanlık namına hareket etmek gibi bir misyonu bir nebze koruyorsa harekete geçmesini gerektiren asıl durum budur, ama kılını kıpırdattığı yok.
Ne Trump’tan ne de herhangi bir başka BM Güvenlik Konseyi üyesinden Mısır’da ve Mısır hapishanelerinde neler olduğuna dair en ufak bir soru veya ilgi gelmiyor.
İran’da değişimin olması ABD ve İsrail için neden isteniyor olabilir? Daha fazla demokrasi için mi? Güldürmeyin Allah aşkına. Siz kim demokrasi kim?
Demokrasiyi, bahsettikleri insan hakları ve özgürlüklerini onlara yazan elbette Allah değildi, onlar kendi kendilerine bunu farz kıldılar. Tıpkı ruhbanlığı kendine farz kılan din adamları gibi, bari kendi uydurdukları, kendi kendilerine farz kılmış oldukları bu sözlere uysalar ya.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019