Yüksel TAŞKIN
CHP’nin Ağustos Ayı İnsan Hakları İhlalleri Raporu’na göz atıp, Genel Başkan YardımcısıSezgin Tanrıkulu’nun görüşlerini okuyunca bir CHP değerlendirmesi yazmaya heves ettim. Tanrıkulu’nun “CHP’de misafir olduğunu” ima eden kimi CHP’liler olsa da, ona benzer duruşları olan partililerin, 80’lerin SHP’sinde normal karşılandıklarını unutmamalı. 1980 öncesi CHP’sinde de Tanrıkulu gibi simalar eksik değildi.
Tanrıkulu, kendisini “ABD ajanı” diye itham eden partili milletvekiline rağmen efendiliğinden ve çalışkanlığından taviz vermedi. Çünkü misafir değil. Sosyal demokrat kişilikleri bu partide misafir hâline getiren Baykal oligarşisidir. Tanrıkulu, Rıza Türmen ve Atilla Kart gibi çalışkan milletvekilleri sayesinde sosyal demokrat kadrolar CHP’de yeniden ağırlık kazanabilir.
Ama bu dönüşüm o kadar kolay olmayacak. CHP’yi, Turhan Feyzioğlu’nun Güven Partisi gibi muhafazakar cumhuriyetçi çizgiye demirleten Baykal’ın tahribatını aşmak zor olacak. Baykal zamanında sadece binlerce sosyal demokrat partiden dışlanmadı; bu camianın tek düşünce kuruluşu sayılabilecek TÜSES bile kızağa alındı. Milliyetçi ve İslamcı partilere yakın düşünce kuruluşlarında patlama yaşanırken, CHP’yi ele geçiren “devletlular”, fikir ve siyaset üreten sosyal demokratları küstürdüler.
Fikrin ötelendiği yeri siyaset esnaflarının doldurması kaçınılmazdır. Bugün CHP’de asıl mücadele, ulusalcılar ve sosyal demokratlar arasında yaşanılan mücadele değildir. Esas mesele Baykal zamanında ağırlık kazanan siyaset esnafının, partinin büyümesiyle kendi etkinliklerini yitirecekleri korkusuna kapılmaları ve değişime direnç göstermeleridir.
Siyaset esnaflığı, sadece CHP’ye özgü bir durum değil elbette. Mevcut Siyasi Partiler Yasası (SPY) ve Darbe’nin yarattığı siyasi kültür, “lidere itaat edersen ödüllendirilirsin” mantığıyla bu türden kadroların önünü açtı. Kılıçdaroğlu’yla beraber partiye ciddi katılımlar yaşanınca, sözkonusu siyaset esnafları güç yitirme telaşına kapılarak ulusalcı söylemlere meylettiler.
CHP geleneği, SHP dâhil, özellikle 40 yaş altı dinamik kesimlere kapılarını açabildiği zaman, toplumun değişen dokusunu ve taleplerini daha kolay kavrayabildi ve ona göre politikalar geliştirebildi. SHP, bugünkü CHP’ye göre Türkiye sosyolojisini yakalamayı, içerisine almayı daha iyi becermişti. Ne var ki tüm bu kesimleri birarada tutabilecek; birtakım soyutlamalara değil, reel temellere oturan bir sosyal demokrat kimlik üretemedi. SHP, kimlik siyasetinin aniden yükselişe geçtiği bir dönemde bu taleplere uygun söylemler üretemedi.
Oysa 1990’larda Kürtlerin ve mütedeyyinlerin içerisinde rahat hissedebilecekleri bir parti kültürü oluşabilseydi, bugün sosyal demokratların iktidarda olmamaları için bir neden yoktu. SHP’yi bitirerek sağcı bir CHP yaratanlar, bırakınız ideolojik yenilenmeyi, her türlü arayış karşısında reaksiyonerliği tercih ettiler.
CHP’nin tek çıkar yolu, Türkiye’nin değişen sosyolojisine somut yanıtlar üreten bir sosyal demokrat kimlik inşa etmektir. Bunu yapabilir mi? AKP, Milli Görüş’ten gelen bir parti olarak ciddi bir dönüşüm geçirebildiyse, kendine özgü bir dönüşümü CHP’nin gerçekleştirmesi de mümkündür.
Yeter ki CHP’ye yapıcı eleştiriler getirmekle, AKP’yi eleştiremeyenlerin milli sporu hâline gelen CHP’yi itibarsızlaştırma gayretleri arasındaki farka dikkat edelim...esad'ı eleştirip erdoğan'ı destekleyenlerden bıktım! artık nefes alamıyorum. mülteci düşmanlığı yapanlardan, her mülteciye el kaideli muamelesi yapanlardan , suriyeli mültecileri kendi siyasi çıkarları için kullananlardan, mülteciler üzerinden rant edinenlerden bıktım. rojavaya ilaç kampanyası yapan bazı tarafların geçen yıl kapısını çalmıştık, suriyeye ilaç kampanyası için yardımcı olur musunuz diye, reddetmişlerdi. bu kişilerden ve kurumlardan bıktım. suriyeli kürtlere her hangi bir yardımın ulaşmasını engellemek için elinden gelen her şeyi yapan akp'den ve yandaş kurumlarından bıktım. ben bunlardan bıkarken ve nefes alamazken 100 bin insan öldürüldü suriyede ve öldürülmeye devam ediyor."
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017