Yüksel TAŞKIN
Yakın zamanda bazı entelektüeller, HDP’lilerin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde CHP’ye oy vermelerini önerince, yaman bir tartışma alevlendi. CHP’ye stratejik oy verme önerisine gösterilen tepkiler son derece sert ve duygusaldı. Öneride bulunanlara ciddi bir baskı uygulandı. Oysa özgüven sahibi olup ne yaptığını bilenlerin biraz daha serinkanlı tartışabilmeleri beklenirdi. En sert tepkiyi gösterenler de Kürtlerden ziyade, Türk solunun farklı bileşenlerinden gelenlerdi.
1920’lerden beri Türkiye solunun farklı renkleri Kemalizm’le nasıl yaşayacaklarını bilemediler. Bazen ideolojik nedenlerle bazen de yılgınlıkla Kemalistlere yanaştılar. Türkiye solunun önemli isimleri, genellikle Kemalist ailelerin çocuklarıdır. Ebeveynler ve çocukları arasındaki kuşak çatışması, CHP’lilerin çocuklarının sistem-dışı sola yolculuklarını da hızlandırdı.
Çocuklar, Türkiye’ye özgü nedenlerle hiç genç olamayıp, hızla yaşlandıkları için, bir zamanlar sert tepki gösterdikleri ebeveynlerinin ideolojik konumuna genellikle geri döndüler. “Baba Evinden” hızla ve öfkeyle çıkan çocuklar, eve döndüklerinde artık Kemalizm’e yeniden demirlemiş oluyorlardı. Bildiğimiz gibi Kürt solu gemileri yaktı ve eve geri dönmedi. Kürt solu kendi evini inşa ederken, Türkiye solunun büyük bölümü farklı kanallardan da olsa Kemalizm’e geri çekilişini gerçekleştirdi.
Geride kalanlar; yani Kemalizm’e mesafelerini koruyanlar, 80 öncesi tabanlarını bir türlü yakalayamadılar. Bu hareketleri sürükleyenler, Anadolu’daki kadrolarını ya Kürt hareketine ya da Kemalist çevrelere kaptırdılar. Bahsettiğim solcuların bir bölümü bugün HDP içerisinde yer alma tercihinde bulunuyor. Umarım bu çevreler, HDP’yi etkili bir Türkiye partisine dönüştürebilirler. Solda “fazla” parti olmasını bir kazanç değil, kayıp olarak algılamak; Soğuk Savaş’tan devraldığımız bir yanılgı.
Yine de bu sol çevrelerin, CHP’lilerle daha fazla entelektüel-politik etkileşime girmelerinin gerekli olduğunu düşünüyorum. “CHP’li ebeveynler, sosyalist çocuklar” gerilimine verilen aşırı duygusal tepkiler, bana hiç de sağlıklı görünmüyor. Yukarıda bahsettiğim yenilmişlik hâli, bir bütün olarak Türkiye solunun da yenilgi tarihidir. Bundan sadece CHP’liler sorumlu değil.
Benim kişisel gözlemim, Türkiye’deki farklı sol gurupların, söylemsel düzeyde çok kıymet vermelerine rağmen, pratikte demokrat olamadıklarıdır. Bununla ilişkili olarak bizler, ilkeli ittifaklar kurmayı da öğrenemedik. Gurup narsisizmi ve taassubu, birbirimizle diyalog kurmamızı bugün dahi engelliyor.
Elbette bazı HDP’lilerin CHP’nin mevcut hâline dair eleştirilerinde haklılık payı da var. CHP ile SHP arasında dağlar kadar fark var. Ama SHP zamanında da sol guruplar, SHP’yi kendi grup çıkarları için zemin olarak kullanır; SHP’lilerle entelektüel-politik tartışmalara girmezlerdi. Ne de olsa “ebeveynlerinden” çok daha ilerici bir konumdaydılar.
Kılıçdaroğlu’nun “entelektüel kesimi kazanmalıyız” ifadelerinden, sol ve liberal entelektüellerle partisi arasındaki mesafenin farkında olduğu anlaşılıyor. Yine Kılıçdaroğlu, CHP’de liberal, sosyalist, sosyal demokrat ve cumhuriyetçi (ulusalcı) kanatların olması gerektiğinden bahsediyor.
Bazıları CHP’nin ulusalcı kanadını tasfiye etmesini umuyorlar. Oysa sosyal demokrat bir kitle partisine düşen, tüm bu kanatların parti içerisinde var olma koşullarını korumak ve bir program ve hedefler ekseninde ortaklaşabilmelerine gayret etmektir. Tam da bu ortaklaşmanın olabilmesi için, sol entelektüellerin CHP’lilerle diyalog kurmaları, onlarla entelektüel-politik tartışmalar yürütmeleri gerekiyor. İşte o zaman partilerimiz farklı olsa bile ilkeli ittifaklar kurmayı öğrenebileceğiz...
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017