Ahmet ALTAN
Başbakan Erdoğan hayatımıza bir “çılgın proje” lafı soktu.
Ben o projeyi oluşturan hayalgücünü, kendine güveni, inancı çok sevdim.
Ama doğrusunu isterseniz, İsmet Berkan’ın önceki gün Hürriyet gazetesinde yazdığı bir başka “çılgın proje” benim gönlüme daha uygun geldi.
Berkan projesini çok açık bir şekilde anlatmış.
“Benim çılgın projem şu: Ak Parti iktidarı birkaç yıl önce verdiği sözü tutsun, kendi açıkladığı takvime tamamen uysun, Türkiye’nin 90 bin küsur sayfalık Avrupa Birliği müktesebatını sanki tam üye olmuş gibi kendi kendine ve tamamen kendi arzusuyla yüzde yüz yerine getirmesini sağlasın.
Böylece hükümetimiz, çıksın vatandaşına desin ki, ‘Ben sizin birer Avrupa vatandaşı gibi yaşamanız için gereken bütün mevzuat değişikliklerini gerçekleştirdim.’”
Nasıl proje?
Bence harika.
Berkan’ın önerdiği proje gerçekleşse, yanlış kurulmuş bir cumhuriyetin vatandaşlarına çektirdiği çilelerin hepsi bitecek.
Ne Kürt sorunu, ne Alevi sorunu, ne başörtüsü, ne fikir özgürlüğü, ne askerî vesayet sorunu kalacak.
Ceza yasalarını faşist İtalya’dan, anayasasını darbecilerden alan bu devlet yeniden kurulacak.
Bu ülkede herkes eşit ve özgür olacak.
Üstelik büyük bir çoğunlukla iktidara gelen ve daha da büyük bir destekle yeniden iktidara geleceği anlaşılan AKP, bu “projeyi” gerçekleştirmek için Berkan’ın dediği gibi söz de vermişti.
Peki, niye bu “çılgın projeyi” gerçekleştiremiyoruz?
Dağları delmekten daha mı zor Avrupa Birliği’nin kurallarını kabul etmek?
Avrupa Birliği’nin kuralları arasında, bu ülkede yaşayan insanların hayat seviyesini, refahını, özgürlüğünü, güvencesini eksiltecek bir madde mi var?
Hayır.
Tam aksine, o maddelerin hepsi “insanın” mutluluğu için hazırlanmış.
Bu ülkenin insanlarının hepsini, bugün olduklarından daha zengin, daha güvenli, daha özgür kılacak “çılgın” bir reçetemiz var ama bu reçeteyi hastalıklarımızı iyi etmek için kullanmıyoruz.
Hastalıklarımızdan vazgeçmiyoruz.
Bu hastalıklarla yaşamayı sürdürüyoruz.
Toplumun neredeyse bütün kesimleri o “hastalığın” acısını çekerken, bizi iyileştirecek ilaca neden arkamızı dönüyoruz?
Biz acı çekerken, birisinin de bu hastalıktan yarar sağlaması gerekli bu reçeteyi reddetmemiz için.
O kim?
O, devleti yönetme gücünü elinde tutanlar.
Berkan, bunu şöyle tarif ediyor:
“Bizim karakterimize aykırı gelebilir, yerel demokrasiyi geliştireceğiz derken başbakanımızın ülkenin orasındaki burasındaki sanat yapıtları hakkında karar vermesi tarihe karışabilir.
...Kamu alımlarına ve ihalelerine sıkı kurallar geri gelebilir.”
Berkan, Avrupa’nın kurallarının daha ziyade Başbakan’ı kısıtlayacak bölümlerini vurgulamış ama bence bunun devamı da var.
İşkenceciler cezasız kalmayacak, çocuklar için harcanan paralar denetlenecek, savunma harcamalarının “uygunluğu” sorgulanacak, “tutukluk süresi on yıl olabilir” gibi maddeler yasada yer almayacak, darbecilerin arzuladığı değişiklikler esrarengiz biçimde yasalaşamayacak, Kürtler Türklerin sahip olduğu bütün haklara sahip olacak, kadınlar istedikleri gibi giyinebilecek, insanlar istedikleri biçimde ibadet edebilecek, Alevilerin cemevlerine saygı gösterilecek, muhtıra veren generaller hemen görevden alınacak, Cumhurbaşkanı’nın eşi Çankaya’da, Başbakan’ın eşi Başbakanlık Konutu’nda huzurla ve saygı görerek yaşayacak, yediğimiz gıdalar sağlığa aykırı olamayacak, belediyeler özerkleşecek, eğitim “diktatörlüğü yücelten” kuralların ezberlenmesine dayanmayacak, üniversitelerin akademik özgürlüğü ve kalitesi artacak...
Say sayabildiğin kadar.
Hepsi de bu ülkenin insanlarının çıkarına.
Ama ne iktidar, ne muhalefet böyle bir “çılgın projeyi” hayata geçirmeye aday oluyor.
Halkın çıkarına olan bir çözümü benimsemiyorlar.
Hasta da burada, ilaç da burada.
Soracağımız “makul” soru ise şu:
Niye bu ilacı acı çeken halkınızdan saklıyorsunuz?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018