Ahmet ALTAN
Şu anda insanlık sıkı bir sopa yiyen boksör gibi.
Ardı ardına şiddetli darbeler iniyor.
Dünyanın “cenneti” kabul edilen Norveç’te bir faşist onlarca genç çocuğu tek tek öldürüyor, demokrasinin beşiği İngiltere’de sokak çeteleri ayaklanıp Londra’yı yakıyor, Libya’da iç savaş bütün şiddetiyle sürüyor, Somali’de her gün insanlar açlıktan hayatlarını kaybediyor, Suriye’nin diktatörü bir yandan kendi halkını katlederken bir yandan tanklarını Türkiye ve Irak sınırına yığıyor, İran Kandil eteklerinde yeni mevziler kuruyor, Yunanistan ekonomik olarak batıyor, İtalya ve İspanya borçlarını ödeyemez duruma geliyor, Amerika maliyesini düzeltemiyor, altın fiyatları patlayıp gidiyor, borsalar altüst oluyor...
Kim dövüyor insanlığı böyle?
Her zaman olduğu gibi insanlığın kendisi...
İnsanlık hiçbir zaman bitmeyen bir gerilimi taşır içinde, bir yanı değişirken, diğer yanı değişime direnir, büyük bir değişimin eşiği aşılırken değişen ve değişmeyen parçalar arasındaki gerginlik bu çekişmeyi taşıyamaz.
Değişen parça da, yeni şartlara uygun yeni bir hayat biçimini hemen oluşturamadığından, bu gerginliği olumlu bir kanala akıtarak çözemez.
Büyük bir kırılma ve kriz yaşanır.
Bugün olduğu gibi...
O kadar çok değişimi aynı anda yaşıyoruz ki her biri ayrı bir krize yol açıyor.
Bir yanda “değişime öncülük” eden gelişmiş ülkelerin kendi başlattıkları değişime ayak uyduramamalarının, eski alışkanlıklarını terk edememelerinin, paralarını ve enerjilerini yanlış alanlara yönlendirmelerinin yarattığı ekonomik kaos var.
Yunanistan, Avrupa Birliği’nden aldığı paraları har vurup harman savurunca battı.
Avrupalı ülkelerin çoğunun kendi oluşturdukları Avrupa Birliği’ne çok fazla güvenmeleri, sırtlarını AB’ye dayayarak aşırı borçlanmaları, “nasıl olsa AB bir şekilde halleder” diye aldırmaz davranmaları, sonunda Avrupa’nın sırtına taşıyamayacağı kadar ağır bir yük yükledi.
Avrupa kendi yükünün altında ezildi.
Amerika ise bir yandan dünya teknolojisinin değişim merkezi olurken bir yandan “parasını kullanma” biçimi olarak geçen yüzyılın alışkanlarını aynen sürdürebileceğini sandı.
Paradan para kazanma sihrinin tekerini boşlukta döndürmeye koyuldu.
Ellerindeki bol parayı hiçbir karşılığı olmayan “mesken sektörüne” yatırdılar, kredileri ödeyemeyecek insanlara kredi verip ev sattılar, sonunda krediyi alanlar borçlarını ödeyemedi, kredileri veren bankalar battı, evler elde kaldı, denge bozuldu.
Amerika “iPad”i icat etti ama “iPad”e uygun bir ekonomik ve sosyal yapıyı kuramadı.
Finans krallarıyla kraliçeleri yirminci yüzyılın alışkanlıklarına göre davranmayı sürdürünce, Amerikan ekonomisi kökünden sallandı.
Gelişmiş ülkeler kendi iç dengelerini koruyamadılar ama gelişmişlerle gelişmemişler arasındaki dengeler de düzelemedi.
Yunanistan bahçesi olmayan hastaneye üç bahçıvan atayıp beleşten para ödeme lüksünü sürdürürken Afrika’da insanlar ölüyordu.
Batılıların yüzlerce yıl, sonuna kadar abanıp belini kırdığı Afrika, fakirliğine bir çare bulamıyordu.
Batılı ülkelere göçmenler gitmeye başladılar.
Max Frisch’in dediği gibi Batılılar “işçi beklerken insanlar geldi” ve o insanlar kendi geleneklerini, kültürlerini Batılı ülkelere taşıdılar.
Hem dünyada üretim tarzı değiştiği ve insan bedeni artık eskisi kadar değerli olmadığı için artan “işsizlik”, hem bu işsizliğin yarattığı rekabetin beslediği kızgınlık, hem de bu kızgınlığı çatışmaya döndüren kültürel farklar, en sakin ülkelerde bile cehennemler yaratmaya başladı.
Ortadoğu’da ise diktatörler değişime direniyorlar ve halklarını alabildiğine ezme “özgürlüğünü” sonsuza dek kullanabileceklerini sanıyorlardı.
Diktatörlükler büyük yolsuzlukları da beslediğinden onların varlığı ekonomik sistemin zaten aksayan gidişatını daha da zora sokuyordu.
Diktatörlüklerdeki halklar, dünyanın da desteğiyle ayaklanmaya koyuldular.
Kaddafi gibi, Esad gibi diktatörler hem kendi halklarına hem de dünyaya meydan okuyorlardı.
Şimdi bütün dünya, her biri bir diğerini tetikleyen birçok çatışmayı birarada yaşıyor, insanoğlu kendi yarattığı değişime ayak uydurmakta zorlanıyor, değişen parçasıyla değişmeyen parçası arasındaki gerginlik kırılma noktasına geliyor.
Dar bir geçit burası...
Ne yazık ki bütün büyük değişimler böyle “dar kapılardan” geçerek mümkün olabiliyor.
Buradan geçeceğiz ama geçerken biraz örseleneceğiz.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018