Ahmet ALTAN
Her depremde, şehirleri, binaları yanlış zeminler üstüne kurduğumuz anlaşılıyor.
Niye bu kadar çok yanlış yapıyoruz?
Çünkü bence biz şehirlerden, binalardan önce devleti yanlış bir zemin üstüne kurmuşuz.
Bu devlet, Ankara’daki bir diktatörlüğü ülkenin halkına karşı korumak için biçimlendirilmiş.
Kendi insanından kuşku duyan, kendi insanına düşman bir devlet.
Kendini sağlama almış, bütün amacı da bu olmuş zaten.
İnsanları ise hiç umursamamış.
Bu anlayış da hiç değişmemiş.
Bugün de durum aynen devam ediyor.
Ama daha korkunç olan gerçek, her birimizin aynen “vatandaşı olduğumuz bu devlet” gibi bu ülkenin insanlarını küçümsememiz, umursamamamız.
Van’a gidip izlenimlerini yazan Kerem Altan’ın anlattıklarını okuyacaksınız, orada iki partinin birbirleriyle çekişmesinin organizasyonu aksattığını söylüyor.
Oradaki halka en yakın iki parti bu.
Ama kendilerini, halktan daha fazla önemsiyorlar.
Elbirliği yapmıyorlar.
Geçen gün, AKP hükümetinin atadığı vali ile BDP’li belediye başkanının bir televizyon programında yan yana gelmesi haber oldu.
O iki adamın sadece bir televizyon programında biraraya gelmesi değil, deprem olduğu andan itibaren birbirinden ayrılmaması gerekiyordu.
Eğer insanları önemseselerdi öyle olurdu.
Hazreti Süleyman’ın ünlü meselini bilirsiniz.
İki kadın gelmiş Süleyman’a.
İkisi de aynı bebeğin annesi olduğunu iddia ediyormuş.
“O bebek benim bebeğim” diyormuş.
Hazreti Süleyman “Bir bıçak getirin” demiş.
Bir eline bıçağı, bir eline bebeği almış, “Madem ikiniz de bebek benim diyorsunuz, bu bebeği ikiye keseceğim, yarısını birinize, diğer yarısını öbürünüze vereceğim” demiş.
Kadınlardan biri hemen atılmış, “Kesme,” demiş, “bebek öbür kadının”.
Hazreti Süleyman, bebeği, “Kesme” diyen kadına vermiş, “sahip olmak isteyenin” değil “çocuğu yaşatmak isteyenin” gerçek anne olduğunu anlamış çünkü.
Van’da, Erciş’te, “hakkından” halkın iyiliği için vazgeçen, siyasi çıkarını bir kenara bırakan, bu halkı önemseyen parti çıkmamış anlaşılan.
Zaten o yüzden, yaptığı binalar yıkılan bir müteahhidin bahçesinde iki çadır varken yüzlerce, binlerce insan günlerdir bir çadır için o buz gibi soğukta sıra bekliyor.
Ailesini barındıracağı bir çadırı bulamıyor.
Yanlış kurulmuş bir devlet, her şeyi de bir “yanlışa” döndürüyor.
Siyaseti, ticareti, yerel yönetimi, partisi, örgütü, hepsi yanlış.
Hepsi, birer “devlet” gibi önce kendini korumaya uğraşıyor, “insan” onlar için ikinci sırada kalıyor.
Bir “insanın” önemli olabilmesi için ya parası ya da “nüfuzlu” tanıdıkları olması gerekiyor.
Müteahhidin sağlam binasının bahçesine iki çadır var ama Kerem Altan’ın deyimiyle “siyah Kürtlerin” başını sokacak tek bir çadırı yok.
İnsanı ön plana alan bir organizasyon yok çünkü.
Hazırlık yok.
Niye?
Çünkü onlar başbakan, bakan, vali, general, belediye başkanı, müteahhit değiller.
Aslında bütün yakın tarihimiz böyle.
Bir aldırmazlıklar tarihi.
Bunu tam tersine çevirmek zorundayız.
Geçmişten bize kalan ne varsa atıp, devleti de toplumu da yeniden inşa etmemiz gerekiyor.
Yapacağımız yeni sıralamanın en üstüne “insan” yazmadığımız sürece bu ülkedeki sorunları düzeltmenin pek imkânı yok.
İnsanları ne Osmanlı önemsedi, ne Cumhuriyet, biz “Atatürk” dediğimiz kadar “insan” demedik, Atatürk’ü eleştiren biri çıktığında bas bas bağırdık ama bir adam Erciş’te üç gün çadır sırasında bekleyince aynı tepkiyi göstermedik.
Ben burada sayfalarca oradaki insanların çektiği sıkıntıyı anlatsam, pek az insan umursar ama ben iki satır Atatürk’ü eleştirsem ortalık birbirine girer.
Yanlış devletin ruhu bizim ruhumuza girmiş çünkü.
Bizim ruhumuzu da çürütmüş.
Kendimiz “kendi değersizliğimize” inanmışız.
Her sabah, “Türk’üm, doğruyum” diye bağırmak yerine, her sabah “biz insanız, her şeyden daha değerliyiz” diye bağırmalıyız bence, çocuklar “insanın” değerini anlamalı, Türk’ün önemini değil.
Bu olduğunda, buradaki insanlar kurtulacak.
O gün gelene kadar da biz “insan değerlidir” diye yazıp duracağız, insanlar da soğuk gecelerde sıralarda beklemeyi sürdürecek.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018