Ahmet ALTAN
Günlerdir Türkiye’nin heyecanla izlediği kavgayı hükümet, en azından şimdilik, tartışılmaz bir biçimde kazandı.
İstihbarat dünyasının karanlık labirentlerinde yaşananlar hakkında karşılıklı ileri sürülen iddiaların hangisi, ne kadar doğru şu anda bir netlik kazanmadı ama bu “karanlığı” çok da karanlıkta bırakmamak gerektiğini herkes fark etti.
Bütün bunların ötesinde bence önemli siyasi sonuçlar çıktı ortaya.
Birincisi, artık Türkiye’de hükümetleri herhangi bir siyasi karar almaya siyaset dışı bir gücün“zorlayamayacağı” anlaşıldı.
Hükümetler “somut” varlıklar.
Sorumluluğu, yapısı, süresi belli, gücünün kaynağı halktan geliyor, yaptığı hataların hesabını halkın ondan sorması mümkün.
“Siyaset dışı güçlerin” kimliği, varlığı, sınırları belirsiz, hata yaparsa hesabının kimden sorulacağı belli değil, gücünün kaynağı bir seçime dayanmıyor, “sorumlu” tutulacak biri yok.
Onun için halk “görebildiği” hükümeti, “göremediği” herhangi bir güce tercih ediyor.
Böylece bir hükümete karşı çıkmanın sadece iki yolu bulunduğu anlaşıldı.
Ya bir “siyasi örgüt” haline gelip siyaset meydanında onunla mücadele etmek...
Ya da “entelektüel” planda eleştirilerini dile getirip, kamuoyunun hükümetin hatalarını fark etmesini sağlamak.
Demokrasilerde bu iki yöntem de var olması gereken, meşru yöntemler, hükümete muhalefetin bu sınırlar içinde kalması gerektiğinin anlaşılması da “normalleşme” yolunda önemli bir adım.
İkinci sonuç ise hükümetin PKK ile “müzakere etme” siyasetini kamuoyunun desteklediğinin açıkça ortaya konması.
“PKK ile müzakere ettiği” için hükümete yöneltilen eleştirileri halk benimsemiyor, savaşın bitmesi için hükümetin elinin serbest olması gerektiğini ve bunun için müzakere yolunu denemesinin de onun meşru hakkı olduğunu kamuoyu onaylıyor.
Barışa ulaşmak yolunda hükümetin önünde bir kamuoyu engeli yok.
Adalet Bakanı Ergin’in “gerekirse yeniden görüşürüz” sözleri, bu yolun açık olduğunu hükümetin de anladığını gösteriyor bence.
Bu, barış isteyen herkes için çok önemli bir gelişme.
Çocuklarımızı ölümden kurtarmak için büyük bir şans.
Kürt meselesinin öyle savaşla, silahla çözümlenemeyeceğine otuz yıldır süren savaş sonucunda sanırım çoğunluk inandı.
Bütün bunlara baktığınızda bu ülkede yaşayan insanların “normal ve huzurlu” bir hayat istedikleri gerçeğiyle karşılaşıyorsunuz.
Tabii o zaman şu soru çıkıyor karşımıza.
Ekonomisi sağlam, oy desteği yüzde elli olan bir hükümetle yönetilen, halkın büyük çoğunluğunun“PKK ile müzakere” de dâhil her türlü barış girişimini desteklediği bir ülkede biz neden bir türlü demokrasiye, barışa, huzura kavuşamıyoruz?
Hükümetin önünde hiçbir engel yok.
Demokrasiye doğru her adım attığında arkasında büyük bir destek bulan, yeryüzünde prestiji güçlenen bir hükümet, kendisi için de ülke içinde büyük yararlar sağlayacak bir yolda neden yürümüyor?
Ben bu sorunun mantıklı cevabını bilmiyorum doğrusu.
Hükümet kanadından sadece “zamanlamayla” ilgili sözler duyuyoruz, “yapacağız, zamanı gelmedi, bekleyin, sabırlı olmak lazım” gibi sözler bunlar.
Sabırla koruk helva olur ama insanlar o helvayı yiyemeden ölür.
İnsanların sonsuz bir hayatı olsaydı sonsuz bir sabırla beklemek dert olmazdı, ne yazık ki hayat sonsuz değil.
Ve, insanlar ölüp duruyor.
Şu sırada ölenler PKK’lılar olduğu için medya bunlara pek aldırmıyor ama onlar bu ülkenin çocukları, ülkeyi yönetenler sadece Türk çocuklarından değil Kürt çocuklarından da sorumlu, “onlar da dağa çıkmasaydı” insafsızlığı sağır vicdanlara bir rahatlık sağlasa da, “onların dağa çıkmayacağı bir ülkeyi yaratmak kimin görevi” sorusu da ortada duruyor.
Çocukların dağa çıkmayacağı bir ülke yaratın artık.
PKK ile müzakereye karşı çıkmayan insanların, Kürtlerin demokratik haklarının kabulüne karşı çıkacaklarından korkuyorsanız eğer bütün bu yaşananlar size bu korkunun gerçek olmadığını göstermiş olmalı.
İşte sağlam bir ekonomi var.
İnsanlar huzuru ve barışı destekliyor.
Askerî vesayet geriletilmiş, demokrasi için geniş bir alan açılmış.
Demokrasi için atılan her adım alkışlarla karşılanıyor.
Bundan daha iyi bir ortam bulunabileceğini pek sanmıyorum doğrusu, bu ortamı tuhaf tuhaf yasalar çıkartmaktan daha iyi amaçlar için kullanmak gerekmez mi?
Lenin’in lafı bence tam da bu duruma uyuyor.
“Dün erkendi, yarın geç.”
Bugün tam zamanı işte.
Kaç “bugün” kaçırdık, bir kere daha mı kaçıralım?
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018