Ali Türer
Muhalefetin AKP MHP iktidarı karşısında başarılı olması, daha demokratik daha katılımcı bir Türkiye için bir araya gelmesine bağlı.
AKP MHP ittifakı ülkenin maddi manevi bütün kaynaklarını hukuku, teamülleri bir kenara bırakarak keyfi bir biçimde iktidarda kalmak için kullanıyor. Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi bunun için icat edildi. İktidar üzerinde hiçbir denetim, kontrol mekanizması istemiyor.
Popülizm, iletişim politikaları, basın yayın organları, sosyal medya, ağza bir parmak bal sürmeler, tarikat destekli eğitim politikaları, toplantı ve gösterilere coplu, gazlı müdahaleler, hukuki süreçler, parti kapatmalar, seçim yasası değişiklikleri iktidarı sürdürmenin belli başlı araçları haline getirilmiş durumda. Seçimler iktidarı sürdürmek için meşrulaştırma aracı olarak kullanılmak isteniyor. Otoriter yönetim elinde Türkiye içine kapalı bir sistem haline geliyor.
Kendine inanç üzerinden sağlam zemin bulan iktidar, karşısında, güçlü büyüyen bir demokrasi cephesi istemiyor. Muhalefetin doğru zeminde bir araya gelmesini önlemek için elindeki her aracı kullanıyor.
Bunun için kullandığı iki temel manivela var: milliyetçilik ve popülizm. Üstelik kullandığı bu araçları muhalefete de servis ediyor. Milliyetçilik ve popülizmin muhalefetin doğru zemin üzerinde bir araya gelmesini önleyecek, muhalefetin birbirine düşmesine yol açacak araçlar olduğunu biliyor.
Bugün bu araçları sığınmacılar, göçmenler ile hayat pahalılığı üzerinden muhalefete servis etmiş görünüyor.
Son günlerde siyasi tartışma, sığınmacılar, göçmenler üzerinden “kim daha milliyetçi” çekişmesi üzerinden gidiyor.
Muhalefet, dar gelirlilerin giderek zorlanan ekonomik yaşam koşullarını dile getirince halkın kendiliğinden etrafında toplanacağını zannediyor. Lafla, polemikle peynir gemisi yürümüyor, muhalefet yaşam biçimine sahip çıkması için halka öncülük etmek gerektiğini görmüyor.
Kendine muhalefete ayar verme rolü biçenler var. Sığınmacılar üzerinden muhalefette ki milliyetçilik dürtüsünü harekete geçirmeye çalışıyorlar.
İnsan neden doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kalır? Yüzyıllardır bu topraklar hem göç aldı, hem de göç verdi. Baskı ve zor kullanılarak yüzyıllardır insanlar yaşaya geldikleri toprakları terk etmek zorunda bırakıldılar. Bu ülkede insanlar baskı ve zor kullanılarak, iskan politikaları ile mübadelelerle, göçe zorlanmadı mı, yurtlarından edilmediler mi?
Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye göçünde muhalefetin de yer yer destek verdiği iktidarın Suriye politikalarının rolü yok mu? Sığınmacılar pazarlık konusu yapılmıyor mu?
Bir yandan 250 bin dolara Türkiye vatandaşlığını satışa çıkarılıyor, diğer yandan Kanal İstanbul, Organize Sanayi Bölgeleri yapılacak, maden arayacağız diye insanlar yerlerini terk etmeye zorlanıyor.
Sığınmacılar konusu olsun, hayat pahalılığı konusu olsun, iktidar için kolayca bir tür kaçış rampası haline gelebilecek konular. Buralarda iktidar kendini kolayca konsolide edecek bazı yollar bulabilir.
Sığınmacılara dönük nefret dili kullanmaya kimsenin hakkı yok. Türkiye’nin ekonomik sorunlarının derinleşmesinin yükünü sığınmacılara yüklemek, iktidara can simidi atmak anlamına gelir.
İktidar ülkenin çağdaş devlet olma yolunda ilerleyebilmesi için gerekli hayat damarlarını kesiyor.
Muhalefet “demokratik cumhuriyet” ortak paydasında bir araya gelmeyi başarmalıdır.
Hukuk tanımaz, ayrıştırıcı, taraflı, keyfi politikalara karşı, kurumların sessiz kalması ya da zaman zaman iktidarı desteleyici duruş sergilemeleri, muhalefetin bu zeminde henüz bir araya gelemediğini, çekim merkezi olamadığını gösteriyor.
Selahattin Demirtaş doğru söylüyor.
Muhalefeti bir arada başarıya götürecek tek bir ortak payda var: “Demokratik cumhuriyet”.
Bunun için de tek bir koşul var: Siyaseti kimlikler üzerinden, dar parti çıkarları üzerinden, polemik üzerinden değil, ilkeler üzerinden yaşamın ortak parametreleri üzerinden yapmak, sürdürmek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024