Ali Türer
Geçen hafta, Türkiye 12 Eylüle doğru giderken öğretmen yetiştirmede yaşanan çürümeyi konuştuk. Bu hafta Necati Eğitim Enstitüsü’nde 12 Eylül darbesini takip eden günlerde neler yaşandı, sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.
12 Eylül 1980 darbesi ile Sıkıyönetim Komutanlığı Necatibey Yüksek Öğretmen Okulu’na el koyar. 12 Eylül Necati Eğitim Enstitüsü’nü sınav döneminde yakalamıştır. O gün sınav için gelen öğretmen ve öğrenciler, sokağa çıkma yasağı yüzünden evlerine yollanılırlar.
Darbenin hemen ardından Necati Yüksek Öğretmen Okulu’nun başına daha sonra Korgeneral olarak Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanlığına kadar yükselecek, 2004 yılında emekliye ayrılacak Hava Kurmay Kıdemli Binbaşı Osman Nuri Solakoğlu gelecekti.
Solakoğlu okul yönetimini 15 Eylülde toplantıya çağırdı. Toplantıya eski okul müdürü Cahit Acar “müdür müşaviri” sıfatı ile katılacak, toplantı tutanağını Solakoğlu imzalayacaktı.
İlk toplantının gündeminde yapılamayan güz dönemi sınavları vardı. Toplantıda sınavların 20 Eylül 1980 Cumartesi saat 10’da yapılması kararı çıktı. Bütün öğretmenler soru hazırlamak için o gün sabah sekizde okulda hazır bulunacaklardı. Her sınav kurulunu oluşturan öğretmeler soruları birlikte hazırlayacaklar, sınav sonrasında da kâğıtları yine birlikte okuyacaklardı. Sınavlar şöyle yapılacaktı:
1. Sınav komisyonunda görevli öğretmenler komisyon odalarında saat sekizde hazır bulunacaklardır.
2. Komisyon çalışmasının başlama saatinden sonra komisyon odasına giriş çıkış yasaktır.
3. Sınavda cevap kâğıdını kullanırken öğrenciler, isim yazacakları bölgenin arkasındaki yerleri boş bırakacaklardır.
4. Cevap kâğıtları sınav sonunda, değerlendirilmeden önce, kâğıtlarda öğrenci isimlerinin olduğu yerler kesilecektir. Cevap kâğıtlarının okunması, cevap kâğıtları ve isimlerin bulunduğu parçalar kodlandıktan sonra yapılacaktır.
5. Başörtülü kız öğrenciler başörtüleri ile sınav salonuna alınmayacaktır.
6. İmtihan kâğıtları sınavın yapıldığı günden sonraki gün komisyon üyeleri tarafından birlikte okunacaktır.
7. İmtihan kâğıtları 9.00-12.00 saatleri arasında okunacak ve sonuç bir sirküler ile öğrencilere duyurulacaktır.
8. Komisyon odasına müdür Solakoğlu ve müdür müşaviri Cahit Acar’dan başkası giremez.
9. Sınav salonlarını bölüm şefleri denetler.
10. Bölüm Şefleri ve Müdür Yardımcısı sınav komisyonunda görevliyse, sınav salonlarında öğrencilerin başında aynı bölümden belirlenmiş öğretmenler duracaktır, öğretmenleri müdür müşaviri görevlendirecektir.
11. Bölüm şeflerine görev kâğıtları müdürlükçe verilecektir.
12. Öğrenciler sınavda soruların anlamadıkları kısımlarını yüksek sesle soracaklar, salonda görevli öğretmen, bütün öğrencilerin duyabileceği şekilde açıklama yapacaktır.
13. Bütün sınavlarda öğrenciler sadece kurşun kalem kullanacaktır, aksi hareket eden öğrenci kopya çekmiş sayılacaktır.
14. 3 yıllık öğrencilerin kış dönemi sınav programları Bölüm Şefleri tarafından hazırlanıp ilan edilecektir.
15. Kurulda alınan kararların ilgililere duyurulmasına oy birliği ile karar verilmiştir. (15 Eylül 1980)
Her halde bir sınav, bu kadar “disiplinli” yapılır. Emir böyleydi, böyle olmasına da birlikte soru hazırlayacaksın, sonra bütün kağıtların öğrenci isimlerinin bulunduğu bölümü keseceksin, kotlayacaksın, kağıtları hep birlikte okuyacak sonra kesilen öğrenci adları ile birleştireceksin. 4500-5000 öğrencinin girdiği sınavlarda, kağıtların okunması ne kadar sürer siz düşünün.
Nitekim sınavda görev alan öğretmenlerin anlattıklarına bakılırsa, bir süre sonra kağıtların okuması için getirilen kurallar sulanmaya başlamış, emirler aynı kalmış, ama hocalar, işi bildikleri gibi sonuçlandırmışlardır.
Okul yönetiminin bir sonraki toplantısı kılık kıyafet durumlarıyla, bir de okula giriş çıkışların nasıl olacağı ile ilgilidir. Askerlerin en küçük disiplinsizliğe, lakayt tutuma seyirci kalacak halleri yoktur. Öğretmenlerin saç ve sakalları uzun olmayacak, sade olacak, kızlar aşırı makyaj yapmayacak, okulda öğrencilerin kimlik kartları yakalarında asılı olacak, öğretmenler ziyaretçilerini öğretmen odasında, öğrenciler ziyaretçilerini konferans salonu giriş kısmında kabul edeceklerdir.
Yönetim kurulunda alınan 24. Eylül 1980 tarihli 4. karar ise sınıfta derslerin nasıl işleneceği ile üniversite sınavlarından gelen yeni öğrencilerin bölümlere nasıl dağıtılacağı ile ilgiliydi. O yıllarda öğrenciler, üniversite sınavı sonuçlarına göre geniş alan yaklaşımı içinde FKB ve Sosyal Bilgiler bölümlerini kazanıp geliyorlardı. Sosyalcilerin öncelikle Tarihçi mi, Coğrafyacı mı, FKB bölümünü kazanlarının öncelikle Biyolojici, Kimyacı, Fizikçi mi olacaklarına okulda karar veriliyordu. Askeri sıkıyönetim koşullarında da kimin hangi alanda istihdam edileceğine öğrencinin ilgisine, ihtiyacına bakarak karar verilecek değildi herhalde. Okul sorunu şöyle çözdü:
- Dersler, 90’ar dakikalık 4 blok biçiminde ikisi sabahtan, ikisi öğleden sonra olacak şekilde işlenmek zorundadır. (Doksan dakikalık derse öğretmen ve öğrenci nasıl dayandı dersiniz?)
- Sosyal Bilgiler bölümüne kayıt yaptıran öğrenciler 2/3’ü Tarih ağırlıklı Coğrafya, 1/3’ü ise Coğrafya ağırlıklı Tarih okuyacak biçimde sınıflara dağıtılacaklardır.
- FKB bölümüne kaydolan öğrenciler eşit sayıda, Fizik-Kimya ve Biyoloji sınıflarına yerleştirilecektir.
- Öğrencilerin bu alanlarda hangi sınıflarda okuyacakları kura ile belirlenecektir.
- Yerleştirme sonuçlandıktan sonra öğrenciler aralarında karşılıklı becayiş (değiştirme) yoluyla değişiklik yapabileceklerdir.
- Bakanlığın emri gereğince öğretmen çocuklarına %5 kontenjan ayrılmıştır. Bu öğrencilerin ön kayıt yapabilmesi için gerekli evrak bakanlıktan istenecektir.
İstediği alanda okuyamayan öğrenci becayiş ile bunu sağlayamadıysa artık şansına küsecekti çaresiz. Ya da en iyisi hangi alana yerleştiyse o alanı sevmeyi bilecekti, başka çaresi yoktu bunun.
12 Eylül 1980 devirmesinin ardından Yönetim Kurulu sekiz oturum yaptıktan sonra, onca iş içinde bir de Necatibey Yüksek Öğretmen Okulu ile ilgilenmek yük haline gelmiş olmalı ki Albay Solakoğlu, okulu yönetmeyi Hava Kıdemli Yüzbaşı Yıldırım Özalpman’a bırakır. Öğretmen yetiştirme, bu tarihi eğitim kurumunda artık vekâleten görevlendirilen bir yüzbaşı gözetiminde yapılmak zorundadır.
Okul Yönetiminin 75 Nolu kararı ise Askeri Yönetim altında okulda işlerin nasıl yürüyeceğini belirler:
- “Öğretmen ve öğrencilerin bakanlık, sıkıyönetim ve okul müdürü tarafından tebliğ edilen emir ve bildirilere aynen uymalarını sağlamakla görevli yetkililer gerekli titizliği göstermek zorundadırlar.
- Ege ordu ve İzmir, Manisa, Aydın, Uşak, Isparta, Denizli, Burdur, Muğla, Antalya, Balıkesir sıkıyönetim komutanlığının 19 numaralı bildirisini tüm öğretmen ve öğrenciler okuyacaktır.
- Her öğrenciden emir ve kararları duyduğuna dair imza alınacak, bu imza listelerini saklanmak ise müdür başyardımcısının görevi olacaktır. (17 Kasım 1980’de alınan karar)
İşte 12 Eylül koşullarında Necatibey Yüksek Öğretmen Okulunda eğitim öğretim bu koşullarda sürmüştür. Başörtüsü sorununun ilk tohumları, Atatürkçülüğün ve Laikliğin yeni yorumu uyarınca 12 Eylül Darbecileri tarafından ekilmiştir.
Resim, Yazı ve Sanat Tarihi derslerine giren okulun kadim öğretmenlerinden Cevdet Atmaca’nın Osman Nuri Solakoğlu ile ilgili bir anısı oldukça ilginçtir.
12 Eylül Darbesi olunca Cevdet Atmaca artık emekliliğini isteme vaktinin geldiğini düşünür. Ne de olsa bu kurumda 30 yıldır görev yapmaktadır. Oysa Solakoğlu’nun Cevdet Atmaca ile ilgili planları başkadır. Cevdet Atmaca’yı en eski deneyimli öğretmen olarak kendine müdür yardımcısı yapar. Atmaca’ya bir de özel görev verir. İstihbarat almıştır, 1978’den sonra öğrenciymiş gibi gelip, okulda ortalığı karıştıranlar vardır. Cevdet Atmaca dosyaları inceleyecek öğrenciymiş gibi yapan bu provokatörü, varsa onu koruyup kollayanı mutlaka bulacaktır, görevi budur.
Cevdet atmaca, öğrenci olarak kayıt olanlar ile sınava girmiş diploma almış öğrencilerin karşılaştırılması üzerinden titiz bir inceleme yapar. Gerçekten de 12 Eylül dönemi arifesinde Cahit Acar’ın Müdürlüğü sırasında, Bursa’dan gelmiş, okulun öğrencisi olmadığı halde derslere, sınavlara girmiş ve diploma almış Sağ görüşlü birini bulur. Osman Solakoğlu Cahit Acar’ı bu olayla ilgili mahkemeye verir. Fakat mahkeme uzar, hükümetler değişir, bir sonuç çıkmaz. Olay kapanır, ya da kapatılır.
Bu olayda sorulması gereken bazı sorular vardır: Solakoğlu okulda böyle bir provokatör olduğu bilgisini nereden, nasıl almıştır? Bu vatandaşı kim ne amaçla okula yerleştirmiştir? Bu “sözde” öğrencinin yaşanan olaylardaki payı var mıdır? 12 Eylül öncesi yaşananlara ışık tutacak böyle bir olayın üstü neden kapatılmıştır, madem üstü kapatılacaktıysa bu olay neden kurcalanmıştır? Bu sorulara doğru yanıtla alabilseydik 12 Eylüle nasıl gelindiği ile ilgili de bazı ipuçları bulabilirdik belki.
Askeri Yönetim 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren yönettiği okulu 1 Ocak 1981’de önce Bakanlık Müfettişi Saim Erdem’e bırakacak, beş ay sonra ise yerine asaleten 12 Eylül sonrası ilk müdür Süleymen Leylak, 1 Mayıs 1981’de okula atanacaktır.
KAYNAKLAR:
Necatibey Eğitim Fakültesi arşivi, Necatibey Yüksek Öğretmen Okulu Yönetim Kurulu Karar Defteri.
TANIKLIK:
Cevdet Atmaca, Resim-iş ve Sanat tarihi öğretmeni, Ressam, Şair
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024