Ali Türer
Batı’da üniversiteler, 13. Yüzyıl ortalarından itibaren ticaret burjuvazisinin yeni yaşama alanı talebi içinde belediyelere bağlı, kilisenin içinden ortaya çıktılar. Mesleki eğitim ile dirsek teması içinde, kurallarını kendileri koyan korporatif yapılar biçiminde örgütlendiler. Toplumda gelişen iş bölümünün, çeşitlenen ihtiyaçların birer sonucu olarak yaygınlaştıkça, modernleşme sürecinin de ateşleyicileri oldular.
Türkiye’de ise üniversite serüveni, modernleşmenin bu topraklarda sancılı gelişmesinin bir göstergesi gibidir. Tutucu güç haline gelen dönemin Uleması, üniversiteye hep kuşkuyla bakmıştır.
Darülfünun (fenler evi) kurulmasına 1845’de karar verilir. Binasının yapılması 20 yıl sürer. 1863’de Derviş Paşa dayanamaz, halka açık Fizik dersi ile eğitim öğretimi başlatır. 1865 yılında çıkan yangında 4 bin kitabı ile Darülfünun yanar, kül olur.
1870’de Hoca Tahsin müdürlüğünde yeniden açılır. Ramazan ayı gelir, derslere ara verilir. Dönemin ünlü İslam bilgini Cemalettin Afgani verdiği bir konferansta “Fen’lerin dine üstün” olduğunu söyler, ayaklanma çıkar, kuruluşundan altı ay sonra Darülfünun bir kez daha kapanır.
1875 yılında Galatasaray Sultanisi içinde Mekatib-i Aliye-i Sultani adıyla üçüncü defa açılır. Bu bir yandan Galatasaray Sultanisinin önemini ortaya koyar, diğer yandan yöneticilerin üniversite kavramına ne kadar uzak olduğunu da gösterir. Bu yapı, 1881 yılına kadar öğretim dili Türkçe ve Fransızca olarak faaliyetine devam eder. Bu tarihte üniversitenin hukuk bölümü bağımsız bir okul halinde ayrılır, edebiyat bölümü de kapanınca özelliğini yitirir.
1900 yılında Darülfünun-u Şahane adıyla yeniden açılsa da, gerçek bir üniversite haline gelmek için, 1909 yılında İttihat ve Terakki liderlerinden Emrullah Efendi’nin elinde ideolojik yaklaşımı içinde yeniden yapılanmayı bekleyecektir. Bu süreçte Almanya’dan getirilen profesörlerin katkısı önemlidir.1912 yılında Emrullah Efendi’nin çıkardığı Darülfünun Nizamnamesi ile üniversitenin asıl serüveni başlar. Bu dönemde üniversitenin rektörünü kendisinin seçtiğini de hatırlayalım.
Türkiye’ye davet edilen Prf. Albert Malche’ın verdiği rapor doğrultusunda 31 Mayıs 1933’de Darülfünun kapatılır, yerine İstanbul Üniversitesi kurulur. Bu yeniden yapılanmada, 1926’dan itibaren Hitlerden kaçıp Türkiye’ye sığınan 15 kadar Alman profesörün katkıları da önemlidir. Alman Profesörlere üniversite kapısı ardına kadar açılırken, orijinal eğitim düşüncesi ile hatırladığımız Darülfünun son rektörü İsmail Hakkı Baltacıoğlu kapının önüne konacaktır. İkinci üniversite ise Ankara’da 1946’da Ankara Üniversitesi adıyla kurulur.
Üniversiteden toplumun beklentisi, her alanda nitelikli insan gücü yetiştirmesi, bilgi üretmesi, ürettiği bilgiye sahip çıkması, bilgiyi halkın yaşamında kullanılacak hale getirmesi, yaşamda kullanılmak üzere teknolojiye dönüştürmesi, bu amaçla projeler geliştirmesi olarak özetlenebilir.
Bugün 79’u vakıf, 129’u devlet, 203 üniversitemiz var. Yüksek öğretimde lisans ve ön lisans düzeyinde 8 milyonu aşan da öğrencimiz var. BİLKENT, ODTÜ, İTÜ, İstanbul, Sabancı, Boğaziçi, Koç, Hacettepe ile bunlara eklenebilecek üç beş üniversite dışında, toplumun beklentilerine uygun işleyen, gerçekten kurumsallaşmış üniversite var mı?
Bizde üniversiteden devletin asıl beklentisi, devleti ayakta tutacak siyasi ve mesleki seçkinler yetiştirmek oldu. Ziya Gökalp’e göre modern eğitim içinden yetişen aydınlar, modernleşme ile gelen evrensel bilgiyi halka götürürken halktan da kültürü alacaklardı, böylece birer seçkin olma hakkı kazanacaklardı. Bunu da ne ölçüde becerebildi aydınlarımız, meçhul!
- Üniversite, bilim ve teknolojinin etrafında geliştiği bir merkez olamadı, Batıda olduğu gibi Türkiye’de bir türlü.
- Yüksek öğretime olan istem karşılanamayacak düzeye ulaştı. Çünkü orta öğretim mesleki eğitim temelinde yapılandırılamadı.
- Gerekli alt yapı hazırlanmadan ve öğretim üyesi sorunu çözülmeden yeni yüksek okullar ve üniversiteler açıldı.
- Yüksek öğretimde öğrencilerin bilim alanlarına dağılımı ile kalkınmanın gerektirdiği insan gücü arasındaki denge de bir türlü tutturulamadı.
- Yüksek öğretimde okullaşma oranı, gelişmiş ülkelerdeki okullaşma oranlarının çok altında kaldı.
- Yüksek öğretimde; eğitimin kapsam ve niteliği, başarı oranları kurumlar arasında önemli farklılıklar gösterdi.
- Nitelik ikinci plana itildi, unvanların kazanılmasındaki standartlar sık sık değişti, üniversite statü, saygınlık ve ücret bakımından gelişeceği yerde her geçen gün geriledi.
- Bu durum; birçok üniversiteyi yüksek okul düzeyine düşürdü; bilgi aktarma, iktidarın dümen suyunda hareket etme, bilgi ve fikir üretmenin önüne geçti.
- Son 20 yılda Türkiye üniversitelerinde bilim yapma potansiyeli, akademisyen başına yapılan yayın sayıları, alanlara göre yayınların dağılımı, bunların ülkemiz bilimine ve üniversitelerine katkıları sorunludur. Kullanılacak (atıfta bulunulacak) bilgi üretme yerine, unvana yetecek makalelerle yetinildi.
- Üniversitelerde liyakat yerine unvana dayalı son derece merkeziyetçi ve hiyerarşik bir işlerlik yerleşti. Apartman sakinine tanınan yöneticisini seçme hakkı, bilim insanına tanınmadı. Tanınan nispi seçme hakkı da, kurumsallaşmanın olmadığı yerde ideolojik çatışmalara kurban gitti. Artık bugün sıra, üniversiteleri siyaseten atanmış kayyumlarla yönetmeye geldi.
Çözüm bir yana, yukarıda listesini verdiğimiz sorunları daha da derinleştiren bir rol oynadı Yüksek Öğretim Kurulu. Geldiğimiz noktada unvanını, medya ekranlarında siyasi çatışmalarda kullanan profesörlere tanık oluyoruz.
Bilimsel, yönetsel, ekonomik özgürlüğe sahip olmadığı, bilimsel objektif, tarafsız, tutarlı tavrı ile öğretim üyesinin halkına güven veremediği bir ülkede, üniversite, nitelikli insan yetiştiremez; bilim ve teknoloji üretemez.
Kararname ile dışarıdan rektör atamaya Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri, haftalardır inatla direniyorlar. Bu ülkenin aydınlık geleceği için hala bir umut var, bunu bize gösteriyorlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024