Alper GÖRMÜŞ
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 6 Mayıs’ta verdiği kısa kararı nihayet gerekçelendirdi ve 31 Mart’taki İstanbul seçimini neden iptal ettiğini açıkladı.
Gerekçe, adı üstünde “kısa” olan kararı tahkim etmek, o kararın doğru olduğu hususunda kamuoyunu ikna etmek üzere hazırlanan bir belge... Fakat dün (22 Mayıs) açıklanan gerekçe o kadar zayıf ki, bu haliyle Ekrem İmamoğlu’nun mağduriyetini tahkim etmek dışında hiçbir işlev göremez. AK Parti’nin işi bundan sonra çok daha zor.
Gerekçeyi ele almaya başlamadan önce artık hepimizin ezberlediği kısa kararı bir kez daha hatırlayalım ve ondan sonra da bakalım dünkü gerekçeli karar kısa kararı ne ölçüde destekliyor...
“Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaliyle yenilenmesine...”
İşte bu kadar... İlçe seçim kurulları kanuna aykırı oluşturulmuş (onları kimin oluşturduğu meselesini geçiyoruz) ve bu husus da seçim sonucuna müessir olmuş, yani seçmenin iradesini sakatlamış.
Kısa karar o kadar kısa ve netti ki, gerekçeli kararın kısa kararın “izahı” olduğunu bilen herkes (ki muhalif-muvafık, buna itiraz eden olmadı bugüne kadar) yedi YSK üyesinin, dün açıkladığı gerekçede tek bir şeyi aradı: Acaba sandık kurullarının kanuna aykırı oluşturulmuş olması, yani bazı sandık kurulu başkanlarının ve yardımcılarının kamu görevlisi olmayan kişiler arasından atanmış olması seçimi nasıl sakatladı? Herkesin, hepimizin beklediği, YSK’nın, bu sandıklarda görev yapan başkanların ne haltlar karıştırdıklarını somut örneklerle göstermesiydi.
Herkes gibi ben de bunu bekledim, fakat gördüğüm şu oldu: YSK, kısa kararında söylediği “müessir olmuştur”u gerekçeli kararında da birkaç kere bu kelimelerle tekrar etmiş, fakat bunun ne surette gerçekleştiğine dair hiçbir şey söylememiştir: Bu da benim kısa kararım.
Fakat ben YSK gibi yapmayacak, kısa kararımı gerekçeli karardan bölümlerle tahkim edecek, YSK’nın hakikaten bir şey söylemediğini göstereceğim.
Onlar da “müessir olmalı” diyor ama...
Bir kere şunu belirtelim: Yüksek Seçim Kurulu’nun kendi eseri olan “yanlış” sandık kurulu başkanlarının tek başına seçim iptaline neden olamayacağını bizzat iptalci yedi üye kendi yazdıkları gerekçede belirtiyorlar:
“(...) Yukarıda yer verilen 298 sayılı Kanunun 130. maddesi hükmü uyarınca olağanüstü itirazın ancak seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle yapılması mümkündür. Olağanüstü itirazın kabul edilebilmesi, seçimin neticesine müessir görüldüğü takdirde mümkün olabilecektir.” (s. 201).
Bir o yana bir bu yana...
Ne var ki bir sayfa sonra 7’lerin, “seçimlerin neticesine müessir olmak”tan bambaşka bir şeyi anladıkları ihtimaliyle karşı karşıya kalıyoruz. Daha doğrusu öyle bir cümle kullanıyorlar ki, “müessir olma” koşulunu tamamen unutmuş görünüyorlar:
“Hukuk sistemimizde kurulların nasıl oluşturulacağı kendi özel kanunlarında düzenlenmiştir. Bu oluşuma aykırı olarak kurulda bulunmaması gereken bir kişinin kurulda yer alması halinde, itiraz veya dava üzerine kurul kararlarının şekil yönünden geçersiz olacağı, esasa girilmeden iptal edileceği tartışılmaz bir uygulamadır.” (s. 202).
E, bu durumda kuruldaki “yanlış başkan”ın seçimin sonucunda müessir olup olmadığının bir önemi kalır mı? Daha oraya gelmeden seçimin “şekle uygun olmadığı için” iptal edilmesi gerekmez mi?
Çelişki gideriliyor...
Fakat durun, biraz önce “müessir olma” şartını bizzat kendileri hatırlattıklarına göre, bu çelişki mutlaka giderilecektir. Birkaç sayfa sonra gideriliyor da, fakat bakın nasıl:
“(Sandık kurulu başkanlarının görevleri uzun uzun anlatıldıktan sonra) Sandık kurulu başkanlarının yukarıda sayılan görev ve yetkileri incelendiğinde, oy verme düzeninin sağlanması, oy verme işlemleri, seçim sonucunun belirlenmesi gibi seçim sonucuna müessir işlemleri yaptıkları görülmektedir.”
Sandık kurulu başkanlarının seçim sonucuna, yani seçmen iradesinin bozulmasına nasıl “müessir” olduğunu anladınız mı şimdi?
Siz “müessir olma” derken “yanlış başkan”ların seçimi nasıl murdar ettiklerinin somut örneklerini bekliyordunuz, değil mi? Yok, o şekil değil, bu şekil müessir olmuşlar. (Allah aşkına, Seçim Kanunu’nda tarif edilen “seçim sonucuna müessir olma”yı YSK üyelerinin böyle anladığını anlatan bir Zaytung haberiyle karşılaşsaydık gülümsemez miydik?)
“Müessir olmak”tan ne kast edildiği açık ama...
Kanun koyucunun “müessir”den ne anladığı bu kadar açıkken iptal gerekçesine bunları yazmak çok acayip değil mi?
Bu o kadar açık bir durum ki, kanun koyucu, siyasi partilerin sandık kuruluna gönderdiği üyenin “kanun dışı” olması durumunda bile “müessir olma”yı arıyor. Bu bilgiyi, YSK kararına muhalif kalan dört üyeden biri olan Cengiz Topaktaş’ın karşı oy yazısından aldım:
“Aynı şekilde 298 sayılı kanunun 26/2 maddesi gereğince siyasi partilere üye olamayacaklar siyasi partilerce sandık kuruluna üye olarak bildirildiğinde ve sandık kurullarında görev yaptıklarında, bu kişilerin sandık sonucuna tesir edip etmediklerine bakılır.”
Bir kargaşa daha...
7’ler, Gerekçe’nin 207. sayfasında aklımızı bir kez daha karıştırıyorlar. Kanun öyle emretmiş ama, kanunda gerekli sayıda kamu görevlisi bulunamaması durumunda kamu görevlisi olmayanların da başkan olabileceği istisnası olduğu için:
“... kanunda böyle bir istisnanın mevcut olması dikkate alındığında bu eksiklik, tek başına seçim sonucuna müessir olay ve hal kapsamında değerlendirilmemiştir.”
Ben tam bu noktada bir kez daha heveslendim, demek ki “yanlış başkan”ların somut kötüye kullanma eylemleri geliyor diye düşündüm, fakat yanıldığımı hemen anladım. Aynı sayfanın sonlarında, bir sürü laf kalabalığından sonra gele gele şu geliyor:
“754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlenmesi ve bu şekilde oluşan sandık kurullarının yaptıkları seçim iş ve işlemlerine itibar edilemeyecek olması, sonuca müessir olay ve haller kapsamında değerlendirilerek seçimin neticesine müessir görülmüştür.”
İnsanın 7’leri karşısına alıp şöyle bağırası geliyor:
“Bunu zaten kısa kararda söylemiştiniz, biz sizden bunun ne surette, hangi somut eylemlerle hayata geçirildiğini bekiyorduk, Allah aşkınıza, bizimle dalga mı geçiyorsunuz?”
Asıl güzellik en sonda
Fakat asıl güzellik 210. ve 211. sayfalarda çıkıyor karşımıza...
210. sayfada 108 adet imzasız ve mühürsüz sayım döküm cetvelinin varlığından bahsediliyor, fakat ardından hemen tıpkı “yanlış başkanlar”ın tek başına seçim iptaline gerekçe teşkil edemeyeceği gibi bunun da tek başına iptal nedeni olamayacağı belirtiliyor.
Peki, o da tek başına iptale gerekçe olamıyor bu da, o zaman ne olacak? Meşruiyet içinde çare tükenmez, bakın ne oluyor:
“Seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta düzenlenmemiş olması, bu sandıklardaki seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik, tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilmiştir.”
İki “olmaz”dan bir “olur” çıkarmaca... YSK’nın 7’lerine “bravo” diyorum ve bunun üzerine söz olmaz deyip susuyorum.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025