Ceren KENAR
“Şimdi ben buna nasıl uyayım, nasıl diyeyim ki PKK kâfir? Benim cemaatimde dagˆda o¨len c¸ocugˆun babası, kardeşi, yakını da var; şehit babası da var. Yani PKK'yı onayladıgˆımdan da degˆil ama sonuc¸ta o dagˆdaki c¸ocuklar da bizim bo¨lgemizin c¸ocukları, sonuc¸ta kim olduklarını da biliyoruz, belki anarşi yapıyorlar ama kâfir de denmez ki onlara. Bunlar Yunan'ın evlatları degˆil ki Ku¨rt'u¨n evlatları... E bir de şimdi hadi devletin dedigˆini yapsan bir de PKK var orda. Devlet gibi o da etkili bo¨lgede. Devletin dedigˆini yapsan PKK başına bela olur, dedigˆini yapmasan ismin bo¨lu¨cu¨ imama c¸ıkar...”
2010 yılının Şubat ayında, Diyarbakırlı yaşlı bir imam söylemişti bunları bana. 1990'ların karanlık zamanlarından bahsediyordu. Kaymakamın, böldeki imamları çağırdığını, vaazlarında PKK'lılara kâfir demelerini istediğini tam bu sözlerle anlatmıştı bana.
Diyanet İşleri Başkanlığının hazırladığı Kur'an-ı kerim meali üzerine çıkan tartışma bana ister istemez bu sözleri anımsattı.
Kürtçe Kur'an-ı kerim meali, hutbe ve vaaz. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması için, barış için herkesi duaya çağıran bir Diyanet İşleri Başkanı...
Devletin güvenlikçi politikaları için, savaşa meşruiyet için hizmet veren bir Diyanet'ten, yeni bir Diyanet'e geçiş sürecini gösteren örnekler bunlar.
İlginçtir, AK Parti'nin Diyanet kurumuna dair politikalarıyla, Türkiye'de birden Diyanet'in siyasi işlevi hatırlatıldı.
Türkiye'de din ve devlet ilişkisinin merkezinde duran kurum Diyanet İşleri Başkanlığı, 1924 yılında, bir Cumhuriyet projesi olarak kuruldu. Kuruluş amacı devletin resmî İslam anlayışını kitlelere dayatmak ve camileri kontrol altında tutmak oldu. Yani aslında camileri siyaset malzemesi yapan Türkiye'deki sağ ve İslamcı partiler değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucuları oldu.
Peki ne yapmalı? Türkiye'de din-devlet ilişkilerini nasıl tanzim etmeli? Diyanet toptan kapatılmalı mı?
Boğaziçi Üniversitesi sosyoloji bölümünde, “Cumhuriyet tarihi döneminde Cuma hutbeleri” konulu tezimi konu olarak danışman hocama sunduğumda, bu konuda tavrım çok netti: Diyanet kesinlikle kapatılmalı! Devletin dini kendi amaçları için kullandığı bir sisteme laiklik denemez! Bu hem dindarlara, hem de sekülerlere haksızlık!
Hazırlama aşamasının bir kısmı diyanet arşivlerinde geçen, imamlarla mülakatları içeren, dünyada devlet-din ilişkilerine dair örnekleri karşılaştırmalı incelediğim tezi tamamladığım zaman da tavrım çok netti: Diyanet'i kapatmak iyi bir fikir değil. Zaten mümkün de değil. Türkiye'de din-devlet ilişkilerini yeniden tanzim etmenin gerekliliği, yani reform ihtiyacı aşikârdır. Lakin Diyanet'i kapatmak ne dindarlar, ne de sekülerler açısından sağlıklı sonuçlar getirir. Toplumsal barışa hizmet etmez, büyük sorunlara gebe bir kriz ortamı oluşturur.
Diyanet'e ilişkin tartışmalarda bazı İslamcı, liberal ve solcu aydınlar ve şimdi HDP'li siyasetçiler işin biraz kolayına kaçıp, bu meseleye kökten bir çözüm olarak Diyanet'in kapatılmasını öneriyor. Bu fikir kısa vadede ne uygulanabilir bir öneridir, ne de toplumsal barışa katkı sunar.
Zira tez yazım sürecimde farkına vardığım başka bir hayat dersi de, etkin politika üretiminin, kütüphanede ideal örnekler üzerinden keskin hüküm vermekten farklı olduğu oldu.
Devletin dini faaliyetlere sponsor olması Türkiye'ye özgü değildir. Hatta neredeyse genel bir normdur. Din ve devlet işlerinin tamamen ayrıldığı vakalar nadirdir (bu anlamda en önemli ve hatta belki de tek örnek ABD'dir.) Batı demokrasileri de dahil olmak üzere, neredeyse tüm devletler dinin regüle edilmesine dahil olurlar. Bazı Batı ülkelerinin “resmî” kiliseleri vardır. Avrupa'da birçok ülkede kamu fonları dini hizmetleri finanse eder. Örneğin, laikliğin kalesi Fransa'da Katolik okullarının %80'i devlet fonları tarafından desteklenir. Veya Danimarka gibi ülkelerde devlet direkt olarak “resmî” kiliseyi finanse eder. Dünyada yüzden fazla ülkede, dini faaliyetlerin izlenmesinden sorumlu devlet kurumları vardır.
Bu anlamda, Türkiye devletinin dini hizmetler için bütçe ayırması istisna değildir. Benzer şekilde Diyanet de Türkiye'ye özgü bir kurum değildir. Ancak Türkiye'de din-devlet ilişkilerini istisnai kılan başka bir unsur vardır. Bu da Diyanet üzerinden, Türkiye'de devletin dini üretimi tekeline almasıdır. Türkiye'de yasal olarak tüm imamların devlet memuru olmak zorunda olması Türkiye'ye özgü bir garabettir.
Türkiye'de Kemalist devlet aklı bir yandan Diyanet üzerinden, devletin resmî ve ayrıcalıklı dinini İslam olarak belirlemiş, diğer yandan aynı kurum üzerinden dini faaliyetleri tamamen kendi kontrolü altına almayı hedeflemiş ve devletten bağımsız dini faaliyetleri yasaklamıştır. Türkiye'yi laiklik açısından tuhaf bir vaka kılan bu çarpıklıktır.
Diyanet'in kademeli olarak reforme edilmesi ve özerkleşmesi ise öncelikli bir gündem maddesi olmalıdır. Türkiye'de dini faaliyetlerin devletten bağımsız olabilmesinin önü açılmalı ve bu anlamda din alanı sivilleşmelidir.
Bunun yolu ise (Türkiye'de laikliğin önündeki en büyük engellerden biri olan) 30 Kasım 1925 tarihli Tekke ve Zaviyelerin yasaklanmasına ilişkin kanunun yürürlükten kaldırılmasından geçer...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2017
5.02.2017
4.02.2017
27.06.2017
26.06.2017
21.06.2017
7.02.2017
5.02.2017
2.02.2017
30.05.2017