Fehim TAŞTEKİN
Rakka’dan sonra en kritik soru: Rus ve Amerikan etki alanları nasıl birleşecek? Zurnanın zırt dediği yer işte burası. O noktaya giderken kilit konuma yükselen Kürtlerin tutumu belirleyici olacak. Bu yüzden Rusya Kürtleri yakın planda tutuyor.
Antalya’da aynı karede üç general: Hulusi Akar, Joseph Dunford ve Valeri Gerasimov. Türk, Amerikan ve Rus genelkurmay başkanları. Soğuk Savaş’ın bitişine yakışır bir fotoğraf olabilirdi. Lakin o savaş biteli çok oldu!
Bu fotoğrafın altına ‘yeni dünya düzeni’ başlığını atıp küresel nizama dair heyecan pompalayanlar var.
‘Yeni Dünya Düzeni’ değil de ‘Menbic Düzeni’ derseniz bu tezin altını azcık Suriye toprağıyla doldurabilirim! Birkaç solukluk mesafede iki küresel güce ilaveten Türkiye ve Suriye orduları, bir de bunların yedeğinde bir sürü milis gücü yüz yüze sırt sırta birbirine o kadar çok yaklaştı ki üç general kafa kafaya vermesin de ne yapsın! Aksi halde istenmeyen felaketler yaşanabilir.
Aradan “Ya Rakka?” diye seslenenler olabilir. Haklılar. Menbic, Rakka operasyonunun bayrak yarışının yapıldığı yer olduğu için buna ‘Menbic Düzeni’ dedim. Heyecan veren Antalya buluşmasından Rakka ile ilgili bir ortaklık formülü çıkmadı. Tarafların ısrarla vurguladığı şey sahada çakışma ve çarpışmaları önlemek için koordinasyon seviyesini artırmanın ne kadar elzem hale geldiği. Medya suflörlerine göre toplantıda Türkiye, YPG’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ABD’nin ortaklığına yönelik itirazlarını sürdürdü. İtirazların hiçbir karşılık bulmadığını, toplantıya eş zamanlı olarak 400 Amerikan askerinin Rakka’ya ulaşmasından anlıyoruz. Yani SDG’ye destek, M-777 Howitzer topları ve Osprey tipi helikopterlerle gelen Deniz Piyadeleri ve Komando Birliği ile büyüyor. Şimdiye dek SDG’ye eğitim, taktik ve koordinasyon desteği sağlamış olan Amerikan güçleri ateş gücüyle bizzat oyuna giriyor. Hava operasyonlarından sonra bu da bir ilk.
Türkiye, Menbic’i hedef tahtasına oturtur oturtmaz Amerikan askeri araçlarının Menbic etrafında ‘caydırıcı-önleyici’ misyonla Fırat Kalkanı’na bayrak göstermesi tercihin zaten YPG’den yana yapıldığının işaretiydi. Öyle anlaşılıyor ki SDG yerine, muhaliflerden devşirilecek 10 bin savaşçıyı Rakka’ya gönderme önerisi de Amerikalıları pek etkilemedi. Koalisyon Sözcüsü Albay John Dorrian, Amerikan güçlerinin SDG ile birlikte çalışacağını belirtip “Türkiye’nin olası rolü askeri ve diplomatik düzeylerde hala ele alınıyor. Mantıklı bir sonuca varılması için bu istişareyi sürdüreceğiz” dedi. Demek ki Türkiye’nin olası katkısı belirsizliğe bırakıldı.
Halihazırda üç ülkenin fırça darbeleriyle şekillenen yeni Suriye tablosu bugün Moskova’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin arasındaki zirvede biraz daha şekillenecek. Bakalım ne çıkacak?
***
Ancak generaller arasında böylesi bir toplantının olabilirliği bile tarafların birbirlerini törpülemesi ve dengelemesi açısından önemli bir zemin sunuyor. Çıkar çatışmaları, bitmeyen garezler ve tarafların kurdukları ittifak kombinezonlarının ürettiği çelişkilere rağmen Rusya ve ABD birbirini göz ardı edemiyor. Ettikleri takdirde Suriye’de tökezleyeceklerini biliyorlar. Türkiye de ‘müstahak’ bir pozisyonda bu dehşet dengesinin üçüncü ayağı olmak durumunda.
Tuhaf olan şu: Asıl çatışma ABD ve Rusya arasında değil NATO müttefikleri Türkiye ile ABD arasında yaşanıyor. Rusya aradan çekilse neredeyse Amerikalılar ve Türkler birbirini boğazlayacak.
Peki, Rusya’yı hem Ortadoğu’da ABD’yi tek başına hareket edemez duruma sokan hem de NATO’nun iki önemli müttefiki arasında handiyse arabulucu pozisyonunu armağan eden iksir nedir?
İşte bunu Russofobik damarın deli gibi attığı Batılı okumalarla anlayamayız. Rus satrancını, bütün argümanını ‘Moskof kâfiri’ repliğine bağlamış milliyetçi-mukaddesatçı çerçeveyle de anlayamayız.
Batılı kurumlarda çalışan Ortadoğu uzmanları sürekli olarak “Obama yönetimi pasif kaldığı için oluşan boşluğu Rusya doldurdu” diye ahkâm kasıyor. Donald Trump’ı etkilemek için son zamanlarda bu söylem yine tavan yaptı. Pasif olmak ne kelime! Sanki yüzlerce silahlı örgüt Amerikan yönetimi ve ortakları sayesinde Suriye sahnesine çıkmadı. Vekâlet savaşını anlatmaktan bize gına geldi. Ama elbette o kadar da naif olmaya gerek yok; pasiflikten kastettikleri Irak’ta olduğu gibi ABD’nin bütün yok edici gücüyle sahaya inmemesi.
Naifliğin bu uzmanların nasibine düşen payına dönersek: Nasıl ki Türkiye bütün askeri yapılanmasıyla NATO’ya, dolayısıyla ABD’ye yaslanmışsa Suriye’nin bütün askeri sistemini şekillendiren de Ruslardır. Suriye’nin askeri koridorlarında Arapça ile birlikte yankılanan diğer dil Rusçadır. Suriyeli askerlerin Rus askerlerle çatır çatır Rusça konuştuklarına defalarca şahit oldum. Lafın kısası Rusya’nın boşluğu doldurduğu yok, Rusya zaten Suriye’nin savunma konseptini oluşturmakla kalmayıp bizatihi orada üslenmiş bir güçtü. Asıl 2015’e kadar Rusya’nın kendisini tutmasından kaynaklanan boşluğu dolduran Amerika oldu.
***
Peki, kurduğu savunma kalkanıyla bu ülkenin hava sahasını kontrol eden Rusya, uluslararası hukuk açısından Suriye’de bulunan yegâne ‘meşru güç’ olarak neden hem Amerikalılar hem Türklere alan açtı? Bunu birkaç saike bağlamak mümkün:
Birincisi geçmeyen Afgan sendromu. Afganistan’dan çıkardığı dersle Suriye’nin kendisi açısından bir bataklığa dönüşmesini istemiyor. Bunun için sahadaki askerlerinin sayısını minimum düzeyde tutuyor. Askeri operasyonlara başladığı 30 Ekim 2015’ten bu yana Suriye’nin ikinci Afganistan olacağına dair öngörüleri boşa çıkardı.
İkincisi ABD ve ortaklarını tamamen karşısına alarak Suriye’de savaşı sürdürmeye kalktığı takdirde sahadaki örgütlere tonlarca silah akacağını biliyor. Bu yüzden Fırat’ın batısında ABD’ye operasyonel alan açılmasına göz yumdu. Türkiye’nin Fırat Kalkanı ile El Bab’a kadar inmesine göz yumduğu gibi.
Bu stratejinin sonuç almaya başladığını görüyoruz. Bir kere Batı-Körfez ittifakının rejim değişikliğine endeksli yol haritasını geçersiz kıldı. Bu bağlamda savaşın konseptini değiştirerek terörle mücadeleyi birincil gündeme dönüştürdü. Halep’in tamamen ordu kontrolüne girmesini sağlayan operasyona Türkiye’yi ortak etti! Ankara’yı İdlib’te de işbirliğine razı ederse Putin, Erdoğan’a açtığı kredinin karşılığını almış olacaktır.
Türkiye, Halep’ten çıkanları Fırat Kalkanı’na asker yaparken öne sürülen bir koşul var: Bu güçler Suriye ordusuyla savaşmayacak!
Aynı şekilde ABD’nin ittifak geliştirdiği SDG de prensipte Suriye ordusuyla savaş halinde değil. Bu, Rus stratejisinin selameti açısından önemli bir veri. Bu pozisyonun değişmesi Rus stratejisini batırabilir. Rusya şimdiye kadar askeri güç ile diplomasiyi birbirine koşut olarak götürdü. ABD ve Türkiye’yi kendi çizgisine taşıyabilmesinde bu ikili yaklaşım etkili oldu.
***
Bu kırılgan yakınlaşmanın kırılma noktası Rakka. Rusya bir yandan Rakka’da ABD ile işbirliğine açık kapı bırakırken diğer yandan bir an önce Suriye ordusunu Rakka’ya ulaştırmaya çalışıyor. Bu çerçevede El Bab’ın güneyinde IŞİD’e müdahaleyle Suriye ordusunun kontrol alanı hızlıca genişledi. Bu hareket, Suriye ordusuna batıdan Rakka’ya yaklaşma imkânı veriyor. Bir diğer hamle güneyden geliyor. IŞİD’in Palmira’dan atılmasının ardından buradaki güçler, Hama ve Humus’un doğusunu temizleyerek kuzeye çıkmayı hedefliyor. ABD ise Suriye ordusundan önce Rakka’ya girerse pazarlığı “Fırat’ın kuzeyi” ve “Fırat’ın güneyi” diye koymayı umuyor.
Rakka’dan sonra en kritik soru: Rus ve Amerikan etki alanları nasıl birleşecek? Zurnanın zırt dediği yer işte burası. O noktaya giderken kilit konuma yükselen Kürtlerin tutumu belirleyici olacak. Bu yüzden Rusya Kürtleri yakın planda tutuyor.
***
Bu süreçte Putin ile Trump’ın yakalayacağı ambiyans da belirleyici olacak. Trump ve adamlarının Rus büyükelçisiyle temaslarından dolayı Amerikan Kongresi’nde Jackson-Vanik ruhu hortladığından vaat edilen Rusya açılımı bir türlü gelmiyor. Bu da haliyle Suriye’de olası Rus-Amerikan işbirliğinin gelişmesini geciktiriyor. Trump’ın İran’ı bir nolu düşman ilan etmesi potansiyel olarak Suriye krizine başka bir açıdan bakma fırsatı da verebilir. İran’ın etkisini kırmak için Rusya ile işbirliğini tercih edebilir.
Bu durumda Putin, Erdoğan’la yakaladığı uyumu Trump’la da yakalarsa işte o zaman Antalya’da generallerin verdiği poz yeni bir döneme ithafen çerçevelenir.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025