Fehmi KORU
Rabia Naz konusuna hayli gecikmeli olarak girdiğim yazıma, medya haberlerini öğrenmek için bakılan bir internet sitesi “Fehmi Koru’nun ayıbı” tepkisini verdi. Alınmadım. Zaten gecikmemden mahcubiyet duyduğumu kendim yazının başlığından duyurmuştum.
Neden geciktim?
Şundan: Bazı olayların varlığı beni rahatsız ediyor, kendimi o rahatsızlığın içerisinde bulmak istemiyorum. Rabia Naz olayı onlardan: Küçük bir kız çocuğu. 11 yaşında. Evinin önünde yaralı bereli bulunuyor. Götürüldüğü hastanede hayatını kaybediyor. “Neden öldü?” sorusuna verilen “Kendini evinin tepesinden attı, intihar etti” cevabı aileyi tatmin etmiyor. Kızın bulunduğu yer ile düştüğü söylenen tepe noktası arasında mesafe var. Yaraları daha çok dayak veya çarpmayı akla getiriyor. Baba “Araştırılsın” dedikçe karşısına duvarlar çıkartılıyor.
Rahatsız edici bir durum.
Aile muhafazakar. Kız İmam Hatip Okulu öğrencisi. Babanın “Araç çarptı” ve “Olayın üstünü kapatmak istiyorlar” kuşkusu duyduğu kişiler de muhafazakar camia içerisinden birileri. Konuya duyarsız kalanlar da öyle.
Bu da beni rahatsız eden bir başka unsur.
Konunun vahametinin mutlaka görüleceğini ve aile ile kamuoyunu tatmin edecek bir sürecin başlatılacağını düşünüyorum. “Ha şimdi, ha yarın” derken bir bakıyorum, olay ile bugün arasında 1,5 yıl geçivermiş…
Mahcubiyetim yalnızca geç kalmışlıktan değil, olayın kendisi ve ele alınış biçimi de ayrı birer mahcubiyet kaynağı.
Neden bu ele alınış biçiminin siyaseten de yanlış olduğunu anlaması gerekenler anlamakta zorlanıyorlar? Herhalde kendilerine çok güvendiklerinden.
Bu tür tavırlar da beni rahatsız ediyor işte.
Kemal Öztürk ne dedi? Neden tartışılıyor?
Hazır rahatsızlıklarımdan bahsetmeye başlamışken daha güncel bir başka konuyu da ele almalıyım.
Geçmişinde başbakan basın danışmanlığı ile Anadolu Ajansı genel müdürlüğü de bulunan gazeteci Kemal Öztürk’ün bir cümlesi geçen haftanın medya gündemini fazlasıyla meşgul etti. Yazıya oturduğumda, bir televizyon programında sarf edilmiş sözlerini sizlerle tam paylaşabilmek için araştırırken, üzerine yazılmış haber ve yorumların bir cilt boyutuna ulaştığını fark ettim.
Dediği şu:
“Bugün çok bağımsız ve özgür gazetecilik yaptığını söyleyen arkadaşlarımız ben istemeden ertesi günün gazete manşetini bana gönderiyordu, ‘Uygun mudur?’ diye soruyordu ve öyle yayınlıyordu. Bugün aktifler ve muhalifler. Kötü bir şey yaptım. Bunları saklasaydım keşke ama bu devlet işi. Ben devlet adına orada çalışan birisiyim. İsimleri verip ifşa etmeyi doğru bulmuyorum.”
Sözünü ettiği dönem kendisinin başbakan basın danışmanı görevinde bulunduğu dönem.
Kendisi istemediği halde bazı gazete yöneticileri, ertesi günün manşetini, önceden başbakanın basın danışmanına göndererek “Uygun” olup olmadığının teyidini almak istiyorlarmış…
Çok gürültü koptu, çok.
Neden?
Doğrusu anlamış değilim.
Ülkemiz siyasileri fazla alıngandırlar. Yeni değil, eskiden beri durum böyledir. Bir de kolay hiddetlenir ve hiddetlendiklerinde de gözleri kimseyi görmez.
Turgut Özal siyaset sahnesine çıkana kadar gazete patronları tahsisli kağıt uygulamasından yararlanır, piyasada bayağı pahalı olan gazete kağıdını devlet kendilerine ucuza verdiği için, bundan ayrıca kar elde etmeye çalışırlardı.
Ucuza verilen tahsisli kağıdın bir bölümünü fazla sayıda bastıklarını gösterip az basarak ve tasarruf ettikleri kağıdı piyasaya normal fiyattan satarak… [Tiraj raporlarının dandik olması geleneğimiz bu tarihi arka planla ilgilidir.]
Böyle olunca da yayınlarının devletluları hiddetlendirmesini istemezlerdi.
Manşetleri “Uygun mudur?” diye önceden göndermek de o dönemlerin işidir.
Özal tahsisli kağıt uygulamasına son verip gazete kağıdının piyasa fiyatından satılmasını sağlayınca gazete patronları-siyasetçi ilişkisinin tarzı değişti doğal olarak ve kavgalar başladı. İş, gazete manşetinden Özal’ı tehdide kadar vardırıldı.
Çareyi siyasetçi ile iyi geçinecek kişileri gazetelerin başına getirmekte buldu medya patronları…
Manşetin rahatsızlık vereceğini düşünmeleri gerekmedi böylece…
Kemal Öztürk’ün çok ses getiren sözlerine verilen tepkileri, bu geçmişi bildiğim ve bugünü de gözlemlediğim için anlamakta zorlandığımdan konuya şimdiye kadar girmedim.
O tür uygulamalar yalnız siyasilere dönük yapılmaz, bazı gazeteciler mülakatlarını onay almak üzere konuştukları kişilere metni önceden göndererek günümüzde de sürdürüyorlar. Birçok kez benimle yapılmış mülakatlar, ben talep etmediğim halde, önceden bana gönderildi, okudum ve “Tamam” dedim.
Anglo-Sakson medyası işi biraz daha ileriye taşımıştır. Haberler ile yazılarda kendilerinden alıntı yapılan kişileri, onları yayına vermeden önce, görevi bu olan birilerine aratıp, “Bu cümleler size ait, değil mi” diye mutlaka sordururlar.
Pek çok kez arada metinler gider gelir.
Gazetecilik sorumlu bir iştir ve kimse ertesi gün yüzünü morartacak bir büyük yanlışlığa meydan vermek istemez.
“Kimse” diyorum, ama galiba bizde artık o ‘kimseler’ pek kalmadı.
Lafı uzatmayayım: Tartışmamız gereken Rabia Naz gibi olayları ancak gecikerek gündemimize alıyoruz, buna karşılık öylesine söylenmiş sözlerin peşine düşüp çenelerimizi -ve tabii kalemlerimizi de- yoruyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026