Ferhat KENTEL
Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Keynesyen politikalarla şekillenen ve bir bakıma 80’lere kadar mükemmel şekilde işleyen, dünyanın tüm toplumları için referans olan ideal modern toplum artık işlemiyor. “İdeal” modern toplum, birbirlerini bütünleyen her parçasıyla (işçi sınıfını içeren endüstriyel ilişkileri, modern aile kurumu, demokratik siyasal temsil, sağlık, işsizlik sigortaları, ulus-devlet, ulusal eğitim, sekülerleşme vb.) adeta bütüncül bir makina gibi çalışırken, yüzyılın sonuna doğru ayrışmaya başlıyor.
Bu ayrışmanın en önemli nedenlerinden biri şu: tüm toplumların gözünde ideal ve umut veren bir “safha” olan modernlik aslında dünyaya hiç eşit yayılmıyor; tersine inanılmaz bir eşitsizlik yaratıyor. Sağa sola atom bombası atıp, kamplarda soykırım yapan bir modernlik imajına, küçük bir zümrenin refahını her gün gören dünya çapında bir yoksulluk ve eşitsizlik ekleniyor.
İşte modernlik karşında bariz bir güvensizliğin yanısıra, modernliğin getirdiği adaletsizlikten kurtulmak için, gene onu taklit eden, etiğin çöpe atıldığı, altta kalmak yerine, ne yapıp edip kazanmanın “modernlik” olduğu bir dünya şekilleniyor. Altta kalmanın ölüm olduğu, altta kalmamak için öldürmenin mubah olduğu, gücü meşrulaştıran, gücün dilini kullanan ve belki de artık “modern” demenin pek mümkün olmadığı bir “modernlikler” dünyasına giriyoruz.
Kuşkusuz bir mesele daha var. Ulus-devletin tornasının çok acı verdiği ama hiçbir zaman tam olarak “halledemediği” etnik, dinsel, toplumsal cinsiyet boyutlu aidiyetler varoluş mücadelesi vererek, küresel düzeyde yeni bir dönemi, kültürel kimlikler dönemini başlatıyorlar.
İşte Fransız sosyolog Alain Touraine’in modern toplumların krizini anlatırken formüle ettiği kavramsal modele göre, modernliğin bütünlüklü paketi artık “piyasa” ve “cemaat” (ya da “getto”) olarak ikiye ayrışıyor. Bir yanda neredeyse kendi kendine yürüyen bir liberal ekonomik sistem, öbür yanda varoluş mücadelesi verirken, gettosuna kapanan kimlikler… Başka bir deyişle bazılarımız anadilimiz, başörtümüz vb. konularda hayat-memat gerilimi içindeyken; sistem içinde sınıfsal olarak örgütlenmiş başkaları ortadaki pastayı mideye, kârları cebe indirmekle iştigal ediyorlar.
Ancak Touraine bu ayrışma modelini 90’larda kaleme almıştı ve o zamandan bu yana yeni eğilimler ortaya çıktı.
Bugün en azından Türkiye’de ortaya çıkan AKP tablosu tam da bu birbirinden ayrışan dünyaların tekrar birleşme dinamiklerine sahne oluyor. Bir tarafta zenginliğin, öbür tarafta yoksulluğun hüküm sürdüğü ve umudun yıkıldığı bir dünyada, bir piyasa olan sistemin içine giren, ancak kendine yabancılaşan ve sisteme benzeyen bir kimlik hareketine tanık oluyoruz.
AKP’nin, devletin her türlü müdahalesi kapasite ve yeteneğini devreye sokarak uyguladığı neo-liberal kapitalist ekonomi politikaları -“cemaat”in verdiği güçlü kimliği sistemden içeri alabildiği için- güçlü bir şekilde yürütülüyor. Cumhuriyet rejimine karşı bir çok bileşeniyle ayrı bir alanda kendini korumayı becermiş İslami hareket, “cemaat” halinden, koruduğu ilkelerden çıkıyor, sistemin içine giriyor, “devlet tarafından istihdam ediliyor” ve kendini sadece piyasanın bütün vahşiliğiyle meşrulaştırılmasını sağlayan bir işleve hapsedip tükeniyor.
Aslına bakılırsa, bugün bir takım Ortodoks-Kemalist-ulusalcı solcular bir türlü görmek istemese de, Müslümanların, çok mağduriyet gördükleri otoriter laik rejim karşısında verdikleri varoluş mücadelesi ve yarattıkları asabiye, içeriği boşalmış bir biçimde, otoriter liberal ekonomi politikalarının kimlik ihtiyacını karşıladı.
Bugün muhafazakar-dindar kesimler gerçekten sivil bir hayatın kurulması için oynayacakları öncü rolü, AKP’nin devlet destekli liberal piyasa ekonomisine teslim edip ellerinden kaçırırken, toplumun kendini yenileme dinamikleri, eşitlik ve özgürlük mücadelesi Kürtlere geçiyor.(BasHaber Gazetesi)
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020