Ferhat KENTEL
Dünyanın bundan sonraki havası, zamanın havası ya da raconu böyle olacak anlaşılan. Yeni dil bu... Bir tür soğuk savaş dili... Hatta belki “soğuk” falan değil, göz göre göre kabadayılık, düşmanlık, silah-külah ve sıcak savaş dili...
Bir zamanlar bu dili İsrail’den duyardık en çok... İsrail, küçük ebadına rağmen, etrafına kök söktüren, hatta dünyada parası, silahları ve gizli servisleriyle korkuyla karışık “saygı” ve “nefret” uyandıran bir ülkeydi. Filistin’e kök söktürdüğü, zulmettiği ve topraklarında yaşayan Araplara da ikinci sınıf insan muamelesi yaptığı için...
İsrail’in en çok kullandığı mazeret, etrafını kuşatan Arap tehlikesi ve tabii ki, Filistin’den kaynaklandığını söylediği “terör” idi.
Bu dil 11 Eylül 2001’deki İkiz Kuleler saldırılarının ardından yükseltilen İslamofobya ile birlikte, adım adım bütün dünyanın aşağıdan, yukarıdan, resmi, gayri resmi, seçkin ya da popüler söylemlerine girdi.
Esas olarak Müslümanlar “büyük bir tehlike” olarak gösterilmiş olsa da, Müslümanlara karşı şekillenen düşmanlık bir tür “model” oldu. Herkes kendine göre “fobik” olduğu bir başkası karşısında söylemlerini rahatça ortaya döktü. Bir zamanlar ayıp olan, gayri meşru olan ya da bin bir maskenin arkasına saklanan ırkçılık, artık saklanması gereken bir şey olmaktan çıktı. Herkes iç rahatlığıyla düşman gördüklerine nefretini kusmaya başladı.
İşte modern dünyanın merkezine az ya da çok uzak bir çok ülkede, Hindistan’dan, Rusya’ya, Polonya’ya milliyetçi, ırkçı ve nefret dolu liderler hükmediyorlar. “Merkez”in kendisi de artık bu dalgadan bağımsız değil... “Modern olunduğu için”, ırkçılığın en çok ayıp olduğu bir kıtada ırkçılık artık “sıradan bir ideoloji”...
Irkçılar mesela Avusturya’da yüzde 35, İsviçre’de yüzde 29, Danimarka’da yüzde 21, Macaristan yüzde 21, Finlandiya yüzde 18 oy topluyorlar... Karşılarında durmaya çalışan ahlaklı insanlara rağmen...
Dünyanın en büyük, en korkunç, en yaratıcı, en özgür, en emperyalist ülkesinin başına tek özelliği “korkunç olmak” olan bir adam geçti. Trump’ın, arkasında, onun her yalanını, her kabalığını alkışlayan bir kitle ile birlikte ne tür korkunçluklar üretebileceğini biraz olsun kestirebiliyoruz.
Bizim memleket de bu dalganın tam ortasında... En resmi söyleminden başlayarak, en sıradan faaliyetlere kadar...
Mesela Nevşehir’de Abdullah Çatlı’yı anmak için sempozyum düzenlenmiş. Bahçelievler’de insan boğazlarken “birlikte çalıştıkları” arkadaşı Haluk Kırcı da sempozyumda derin fikri mülâhazalarda bulunmuş herhalde. Yani geçmişte adam öldürmüş olmak, Türkiye’de makbul olmak konusunda eksiltme yapan bir fiil değil...
Memlekete “kan banyosu” vadeden Sedat Peker de “anormal” bir durum değil. Mafya lideri kan banyosunu “vatan-millet” ve erkekliğin raconu adına vaat ediyor... Kendisini vatanperver, başkalarını vatan sevmez ilan edip, her türlü hakkı kendinde görüyor; o da zamanın havasına uyum sağlıyor. Ya da hayır; dünya onların havasına uyuyor ve İsrail’in kapasitesiyle yaptığına bunun gibiler “dil” veriyor; zamanın havasının cilasını yapıyorlar.
Zamanın giderek hakim olan havasında sanki mafyavari bir ruh var. Duyduğum kadarıyla medya dünyasında da dikkat çekici bir eğilim epey tartışılıyormuş... Türkiye’de televizyon kanallarında en çok mafya dizileri tutuyormuş... Sahi sizce ne olabilir bunun nedeni?
Yani ağır siyah paltolar, takım elbiseler ve beyaz gömlekler giyen, ağır ağır ve oturaklı konuşan, sert bakan, arada bir kafiye denemeleri eşliğinde çok derin lâflar eden, sonra da düşmanlarını çatır çatır öldüren bir takımadamlar memleketteki hangi psikolojik tatminsizliğe tekabül ediyor olabilirler? İnsanlar hangi eksikliklerini bu adamlarla özdeşleşerek tatmin ediyorlardır?
Ezilmişliklerini mi? Geleneksel cemaatlerinden kopup, yeni cemaat arayışlarını mı?
Yalan söylediği apaçık bilinen, yalanı ispatlanan ama buna rağmen Trump’a oy veren ortalama Amerikalı vatandaş gibi mi mesela?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020