Gökhan BACIK
Seçim sonuçlarından da görüyoruz ki Türkiye’de artık büyük ölçüde sınırları belirginleşmiş üç büyük seçmen öbeği bulunuyor: Kürtler, Anadolu ve bu ikisinin dışında kalan Batı’ya doğru yoğunluğunu arttıran kütle. Bu üç öbeğin büyük ölçüde Türkiye haritasında ayrıştığını da kabul etmek gerekiyor.
Hayat tarzından dine oradan Kürt sorununa kadar pek çok açıdan birbirinden ciddi olarak farklı düşünen bu üç sosyolojik blok, Türkiye siyasetini fiilen tanımlamaktadır.
Bu üç blok elbette birbirinden tamamen kopmuş değil: Örneğin, AKP Diyarbakır’da yüzde 30 oy almaktadır. Benzer şekilde AKP’nin kalesi olan Kahramanmaraş’ta CHP yüzde 30’a yakın oy almıştır. Ancak bu tür örneklere rağmen başat özellikleri ve öncelikleri birbirinden derin biçimde farklılaşmış üç bölge vardır ve bunların bazı temel konuları bakışı farklıdır.
İkinci olarak, kısa sürede değişmesi çok zor biçimde her siyasi partiye sadakatle ideolojik olarak oy veren büyük kitleler ortaya çıkmıştır.
Ekonomik krizin derinden hissedildiği Gaziantep, Konya ve Erzurum gibi bölgelerde AKP kolaylıkla yüksek oranda oy almaktadır. Aynı biçimde Trakya ve İzmir gibi yerlerde de CHP yüksek oy topluyor. Nitekim Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerin çoğunda HDP her zaman favori partidir.
Dolayısı ile Türkiye’de ideolojik rasyonalite ile oy veren büyük bir seçmen kitlesi artık oluşmuş ve kemikleşmiştir. Bu insanların siyasi tercihlerini değiştirmesi imkansız değil ancak çok zordur.
Bu durumun sonucu ise şudur: Türkiye’de seçimleri, bir ölçüde ABD’de olduğu, gibi karar değiştiren yerler belirleyecektir: İstanbul, Bursa, Ankara, Antalya gibi yüksek sayıda seçmene sahip ancak barındırdığı insanların parti tercihlerinde değişiklikler olabilen yerler, seçimlere damgasını vuracaktır.
Üçüncü bir nokta ise şudur: Anadolu’nun iç kısımlarında geleneksel-milliyetçi seçmen profili kemikleşmiştir. Ancak bu profilin siyasi tercihinin nerede İslamcı nerede Ülkücü bir yönelim göstereceği konusunda bir rekabet söz konusudur. Örneğin, Bayburt’ta MHP’nin aldığı oylar bu açıdan semboliktir. Aynı biçimde Erzincan, Karaman, Amasya gibi yerler de dikkat çekicidir.
Bu gibi yerlerde seçmenin AKP değil MHP tercihi önemlidir: AKP ve MHP’nin içinde olduğu ittifak bu partilerin ideolojik olarak aynı olduğu yanılsamasını üretmektedir. Halbuki AKP ve MHP ideolojik olarak kökten farklıdır.
Son tahlilde MHP’nin milliyetçi bakışı özü itibari ile sekülerdir. MHP’nin yönettiği yerel yönetimler, Anadolu’da AKP tarzı bir yerel İslamcılaşmaya izin vermeyecektir.
Dördüncü nokta ise mevcut seçmen dağılımını ciddi biçimde değiştirecek faktör sayısının artık azaldığıdır. Yani mevcut partiler ve onların iç içe olduğu ittifaklar ile Türkiye’de oluşan tabloyu büyük ölçüde değiştirmek zorlaşmıştır.
Artık ancak iki türlü yenilik seçmen sonuçlarını ciddi biçimde değiştirebilir: Partiler arası ittifakların bitmesi ve yeni ittifakların oluşması yahut yeni bir parti kurulması.
Yeni parti konusu sadece AKP ve İyi Parti açısından hayati bir konudur. Diğer partilerden endişe verecek ölçüde oy alabilecek yeni bir parti kurulmasının hiç bir şartı bulunmamaktadır.
Ancak yeni bir parti az bile olsa AKP’den oy alabilir ve bu AKP için büyük riskler oluşturabilir. Şöyle örnek verelim: Bazı eski AKPliler yeni bir parti kurup AKP’den yüzde 3 bile oy alsalar bu AKP için ciddi sorunlara yol açacaktır. Dolayısı ile yeni bir partiye karşı en kırılgan olan parti AKP’dir. Öte yandan İyi Parti de bazı oyları bugün tek alternatif parti olduğu için almaktadır. Yeni bir parti, merkez ve muhafazakar seçmenlerin İyi Parti’den ayrılmasına yol açabilir.
Beşinci konu ise devlettir. 1 Nisan sabahı YSK Başkanı’nın Anadolu Ajansı’nı kameralar önünde eleştirmesi ve CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul seçimlerinde önde olduğunu söylemesi son derece sembolik bir olaydır. Muhtemelen uzun bir süre sonra ilke defa kritik bir konuda bir devlet kurumunun temsilcisinin AKP aleyhine demecine şahitlik ediyoruz.
Eğer erken veriler bizi yanıltmıyorsa bu durumu şöyle yorumlamak mümkündür: 15 Temmuz ile başlayan kargaşa, devlet ve AKP’yi yakınlaştırmıştır. Devleti meydana getiren bürokratik yapı, kendi anlayışına göre ülkeye “çeki düzen” vermek için AKP ile yakınlaşmıştır.
Ancak, devlet artık AKP ile makul mesafeyi yeniden tesis etmek istiyor olabilir. Böyle bir durum, Türk devletinin tarzına da uygundur: Daha önceki örneklerden bildiğimiz gibi Türkiye’de devlet, “lüzum üzerine” sahaya iner şartlara göre değişen sertlikte ülkeye “şekil verir” ancak daha sonra geri çekilir.
Altıncı konu ise Türkiye’de seçimlerin devlet ve toplum arasında en önemli sözleşme olduğudur. Türkiye 1876’dan beri seçim yapmaktadır. Seçmek, seçime katılmak Türkiye’de halkın her kesiminin neredeyse kutsadığı bir olgu haline gelmiştir.
Bazen çoğunlukçuluk gibi sorunlara yol açsa bile seçimin bu kadar yaygın benimsenmesi son tahlilde büyük bir kazançtır. Ülkede ciddi bir otoriter rejim olduğu halde 31 Mart seçimleriyle Antalya, Ankara gibi şehirlerin el değiştirmesi seçimlerin Türkiye’de tartışılmaz belirleyici konumda olduğunu göstermektedir.
Şunu unutmamak gerekir ki demokrasinin özelliği her zaman iyi yönetimi garanti etmesi değildir, demokrasinin biricik özelliği insanlara değiştirme hakkı vermesidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025
16.11.2025