Gürbüz ÖZALTINLI
CHP’nin, Kürt sorununun çözümünde AKP ile diyaloga yönelen politikası kanımca çok önemsenmeyi hak ediyor. Bu partinin yalpalamalarını bilen herkes, erkenden büyük sözler edip açığa düşmekten haklı bir endişe duyuyor. İlk tepkisi “samimiyet” sorgulaması olan yazarlar da çıktı. Ancak, sanırım bu politika, CHP’nin yeni yönüne ilişkin ciddi bir işaret değeri taşıyor.
AKP’nin güçlenen iktidarı karşısında fazlasıyla “endişe”ye kapılanlar, onu Kürt sorunu üzerinden hırpalamayı seçmişlerdi. Sarıldıkları söylem, çözüm yönünde AKP’yi zorlamaktan çok, sorunun AKP’ye olan maliyetiyle ilgili olduklarını düşündürtüyordu. Tutumları, çözüm isteğini cesaretlendirmek yerine, şahinleri meşrulaştırmaya hizmet ediyordu.
Ben CHP’nin son girişiminin bu politikayı açığa düşürdüğünü düşünüyorum. Diyalog arayışı, öncelikle bu anlamda önemli bir yeniliktir.
Değişim döneminin sert çatışma konjonktürünü mutlaklaştırmak ve “kaybedenlerin” siyaset üretme kapasitesini aşırı küçümsemek yanıltıcı olabilir.
Özellikle, MİT müsteşarının ifadeye çağrılmasıyla ortaya çıkan iktidar mücadelesi, zaten bilinen bir durumu iyice görünür kıldı. Bu ülkeyi yüz yıldır yöneten aktörler tamamen iktidarın dışına itilmişlerdi. Muhafazakâr yükseliş iktidara o kadar geniş yerleşmişti ki, “kaybedenler” sahnede olup bitenleri uzaktan izlemekle yetindiler. Referandumda son nefeslerini verdikleri açıkça ortaya çıktı. MİT krizi, kimi “kör”lerin heveslerini kursağında bırakacak bir hızla çözüldü ve kanımca Erdoğan’ın otoritesini daha da tartışılmaz kılan sonuçlar yarattı.
Artık gerçekten hiçbir şey eskisi gibi olamazdı.
Ortada ne istikrarsızlaştırma ve tehdit gücü olan bir ordu var; ne el altında güçlü bir medya; ne bir zamanlar partileri kapatan, siyaset yasakları getiren etkili bir vesayet aktörü olarak yargı; ne üniversiteler ne de Batı desteği... Bütün bu “toplumsuz iktidar” enstrümanları tarih olmuş, ama siz o günlerin kafasıyla siyaset yapıyorsunuz. Olacak iş mi?
Kürt sorununun tek başına AKP’nin iradesiyle çözülebilmesinin imkânsızlığı çok açık. Böylesine çok katmanlı bir sorunun, oldukça geniş ve etkili başka aktörlerin de ağırlığına ihtiyaç duyduğu kuşkusuz. Öyle anlaşılıyor ki, bu düzeyde, çok aktörlü, kararlı bir süreç işlemeye başladı.
CHP, bu konjonktürde ya kendisini iyice etkisizleştiren eski yolda, sorunun bir parçası olmaya devam edecekti, ya da hem içeride, hem de önemli dünya ve bölge güçleri gözünde statü kazanmanın bir fırsatı olarak yeni bir adım atacaktı.
Ben, CHP’yi etkin bir güç kılmak isteyen siyaset üreticilerinin nihayet köklü bir muhasebe yaptıklarını düşünmeye daha yakınım. Batı’nın devlerine AKP’nin güvenilmez bir müttefik olduğu ezberini tekrarlayıp, diğer yandan içeriye dönük millici bir popülizm yaparak bölgede hiç bir role talip olamayacaklarını anladıklarını sanıyorum. Batı’nın, Türkiye’de rekabet eden siyasi güçleri, bölgedeki beklentilerine verilecek cevaplar üzerinden değerlendirdiğini düşünüyorum. Bu beklentileri ciddiye almayan siyasetlerin AKP ile rekabette Batı desteği alamayacağını sanıyorum. Bu desteğin ise ne kadar önemli olduğunu, satatükonun çöküş süreci anlatmadıysa hiç bir şey anlatamaz. Öte yandan Batı’nın AKP’nin rakipsizleşmesinden çok hoşnut olduğunu da düşünmemek gerekir.
Çözüm politikasının bir bileşeni olmayan CHP’nin içeride de belini doğrultamayacağı görülmüş olmalı.
Türkiye’de paniğe sokulmuş laik orta sınıfların Katatürk çıkartmalarından, parti içi kıytırık çapsız hiziplerin homurdanmalarından başka gözü bir şey görmeyen kadronun, soruna daha geniş bir perspektiften bakma eşiğine gelmiş olmasının bir işareti olabileceğini düşünüyorum bu son girişimin.
Eğer bu tahminler gerçeği yakalıyorsa da, hakikaten hiç alışmadığımız bir “normalizasyon”a evriliyoruz demektir. Çünkü, hem Kürt sorununun silahtan arındırılması başlı başına büyük bir normalleşme adımıdır; hem de bu bakış sadece Kürt politikasıyla sınırlı kalamaz. İzmirli“Cumhuriyetçi”lerimizin şaşıracağı günler yakın olabilir. Sorun yaratan değil, çözen; hep çatışan değil rasyonel uzlaşmalar da yapan, ideolojik değil pragmatik bir CHP’ye hazırlanmaları gerekebilir.
Bu küçük köşeden, mütevazı sesimle laik siyasi elite bir önerim olacaktır.
“Taban baskısı”na teslim olmayınız. “Bütün toplumu” tabanınız olarak görünüz. Panikli, öfkeli laiklerin hem gidecekleri başka bir yer yok, hem de onlarla sınırlı kalan bir partinin “bin yıl” daha iktidara gelemeyeceği çok açık. Onlar yenileşmeyi takip etsinler, siz onları değil.
Bunu nasıl başarabileceğinize gelince; dönüp AKP deneyimini bu gözle yeniden değerlendirin. Erdoğan ve ekibi içinden geldiği “İslami damar”ın hassasiyetlerini temel alıp, geniş toplumsal kesimlerin taleplerini yarım ağızla savunsaydı iktidara tırmanabilir miydi, bunu sorun. Onlar tüm toplumu yakalamaya çalışan bir “temsil” diliyle ilerledikçe, kendi geleneksel tabanlarını da “etkilediler”. Yeni kavramları o tabanın dünyasına soktular. Yenilendikçe, genişledikçe eskiyi de etkileyeceksiniz. Çözüm üreten siyasetin dönüştürücü etkisine güvenin. Bu ülkenin büyük bir şansı olan “Silivri”nin, kirli gölgesinden kurtulun. Başka bir şansınız da yok. Bunu görün.
MHP’ye gelince; ondan korkmak için bir sebep yok. Bu çizgiyle giderlerse, günümüz dünyasında “lokal siyasetlerin”, “katı ideolojilerin”; sorun çözen, evrensel beklentileri ciddiye alan siyasetler karşısında hiç bir şansının olmadığının canlı kanıtına dönüşecekler. Her şey olup bittikten sonra Bahçeli ve ekibini “şaşıranlar” listesinin başına yazacağız.
Göreceksiniz...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023