Halil BERKTAY
[13 Aralık 2014] Kasım sonunda yapılan 19. Millî Eğitim Şurası epey fırtına kopardı. Onca saçmalık arasında, Etyen Mahçupyan (Yeniden “kendimizi” aramak, 11 Aralık) galiba kapsamlı bir şeyler yazmaya başladı (başladı diyorum, çünkü arkası gelecekmiş gibi duruyor); Oral Çalışlar her zamanki sakin üslûbuyla, içerik açısından da makul olanı yazdı (Osmanlıcayı neden yasakladılar?, 12 Aralık). Onlara bazı ekler yapmak, bu arada belki bazı farklar da getirmek istiyorum.
(1) Milli Eğitim Şuraları başlı başına bir problem. Gerçi kararları, Bakanlık için bağlayıcı olmayan tavsiye kararları niteliğinde. Hattâ bazı öneriler o an için Şura içinde bile karar düzeyine yükselmiyor. Ama öyle veya böyle, genel bir hava, bir birikim ve bir ivme yaratıyor. Bu ivme de hep din ve daha fazla din yönünde. Daha açıkçası, öğretimin (ben eğitim sözcüğünü sevmiyorum), kültürün ve toplum hayatının tamamen İslamiyete ve daha özel olarak Sünniliğe göre şekillendirilmesi talebi giderek yükseliyor. Nitekim bu Şurada, (i) anaokullarında 3-6 yaş çocuklarına verilecek “değerler eğitimi”ne “Allah kavramı ve Allah sevgisi” ile “cennet ve cehennem kavramları” da girdi. Benim büyük kızım (1990’larda) ilk kreşe gittiğinde, uykusunda “uygarlık savaşında yaralandığı ve bacaklarından kan aktığı” kâbusları görüp ağlayarak uyanıyordu; herhalde şimdiki minikler “cehennemde yandıkları” kâbuslarıyla ağlayacak. (ii) Halen ilkokul 4’te başlayan zorunlu din dersleri, en başa çekilip 1-2-3. sınıfları da kapsamına aldı. Bu, Bakanlığın hiç olmazsa 1. sınıfa itirazına rağmen gerçekleşti. Ayrıca, söz konusu (hep zorunlu) din dersleri haftada bir saatten ikiye çıkarıldı. (iii) 4+4+4 sistemi ile hafız olmak isteyen ortaokul öğrencilerinin okuldan bir yıl muafiyet hakkı da iki yıla çıktı. (iv) Tüm liselere seçmeli, Anadolu İmam Hatip Liselerine zorunlu Osmanlıca dersleri getirildi. (v) Anadolu otelcilik ve turizm meslek liselerindeki ders ve stajlarda alkollü içki yapımı ve servisi yasaklandı. (vi) Kız ve erkek çocuklarının tamamen ayrı okuması da konuşuldu, ama tutmadı.
Bütün bunların nasıl bir paket oluşturduğu açık. Etyen Mahçupyan’ın deyimiyle “Kemalist Cumhuriyet parantezi kapanır”ken, son tahlilde AKP’nin tabanı içinde yer alan bazı dindar kesimlerin seksen doksan yıllık dışlanmışlığa, tanınmamışlığa, bastırılmışlığa karşı kabaran tepkisi, saf Sünni Müslüman bir hayat ve toplum tasavvuruna dönüşüyor ve her yönde böyle mesajlar vermeye başlıyor. Ne olursa olsun, İslâmın bayrağını her yere dikmek ve kamusal hayatın tamamı üzerinde hegemonya kurmak diye özetleyebileceğimiz bir dediğim dediklik vücut buluyor. (Birkaç ay önce yapılan bir bilimsel konferans sırasında, katılımcılara Ayasofya’yı gezdiren bir bürokrat da “elbet burayı cami yapacağız, mutlaka yapacağız, kesinlikle yapacağız” diye, aynı dediğim dedik havalarda konuşuyordu.) Şüphesiz bu tavır, AKP’nin ve hükümetin tamamı ya da ana mecrası ile kolay kolay özdeşleştirilemez. Hattâ denebilir ki başından beri AKP, bu potansiyeli kuşatmak ve kontrol altında tutmak işlevini de görüyor. Öte yandan böyle her demarş, toptan İslamizasyon basıncını biraz daha artırıyor; çıtayı yükseltiyor; olumsuz bir birikim ve ortam yaratıyor. Bu, sağlıklı bir trend değil. Türkiye bu sefer yukarıdan aşağı değil aşağıdan yukarı sekülerleşebilecek mi? Bu, büyük ölçüde AKP’ye oy veren kitlelerin, kendi özgür inanç ve vicdan tercihleri ile başka herkesin özgür inanç ve vicdan tercihlerini bağdaştırabilmelerine; bu anlamda (daha fazla) çoğulculaşmaları ve demokratlaşmalarına bağlı gözüküyor.
(2) Oral Çalışlar’ın da işaret ettiği gibi, son Şura’nın tavsiye kararlarının püf noktası aslında din dersleridir, yoksa Osmanlıca değil. Ve gene Oral gibi ben de, bırakın 1.-2.-3. sınıfları; din derslerinin hiçbir kademede zorunlu olamayacağı, olmaması gerektiği kanısındayım. Herkes biliyor ki mevcut Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinin adı çok yanıltıcı. Bu dersler aslında evrenselci, hümanist, çoğulcu, çok-perspektifli karşılaştırmalı dinler tarihi ve sosyolojisi dersleri değil. Öyle bir dersin içeriğinin nasıl olabileceğini isteyen herkesle, her türlü platformda ayrıca tartışabilirim. Üniversitedeki genel insanlık tarihi derslerimde değiniyorum zaten. Meselâ: Dinsel inançların nasıl, ne zaman ortaya çıktığı. Bütün inanç sistemlerinin ortak noktaları. İlâh ve ilâhelerin başlangıcı. Klan ve kabile ataları, ataya tapma kültleri. Zoomorfik totemizm; yarı-zoomorfik, yarı-antropomorfik totemizm; büyük ölçüde antropomorfikleşmiş politeizm (insan suretinde çoktanrıcılık). Doğu ve Batı dinleri arasındaki farklar. Tek Tanrı fikrinin doğup gelişmesi. Güneybatı Asya’da (Ortadoğu’da) peş peşe ortaya çıkan ve bir gelenek oluşturan üç büyük monoteizm. Önce Yahudilikte, “bir tanrıyı [Yahweh, Yehova] diğerlerinden daha fazla sevmek”ten, “diğer tanrıların hiç olmadığı” görüşüne geçiş. Semavi, kitaplı dinler arasındaki benzerlik ve farklar. Tek Tanrının özelliklerinde, tanımlanışında birleşmek; elçilere (peygamberlere) ve kitaplarına gelince ayrışmak. Hıristiyanlıkta ve Müslümanlıkta en önemli sanat dalı olarak anıtsal dinî mimarî: cami ve kilise. Dinsel tercih ve inançların öznelliği. Neden ve nasıl olup da farklı dinleri (veya dinsizliği) benimsediğimiz; Yahudi, Hıristiyan, Müslüman, Budist veya ateist olduğumuz. Ailenin ve diğer kültür çevrelerinin (görece büyük) payı. Yetişkinlikte serbest tercihin (görece küçük) payı. Tarihte hoşgörüsüzlük; çeşitli din savaşları. Çağdaş hoşgörü ve çok-kültürlülük ortamının doğuşu.
Dünyanın neresine giderseniz gidin; çağdaş demokrasilerin ciddî akadfemik ortamlarında, karşılaştırmalı dinler tarihi ve sosyolojisi deyince, üç aşağı beş yukarı böyle bir şey anlaşılır. Ya da, üniversiter bilgi, ilk ve orta öğrenim seviyesindeki, inançlar arasında gerçekten nötr bir Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersine, belki böyle indirilebilir (dönüştürülebilir). Gerçek hayata dönersek, şimdi yani, bu veya buna benzer bir şey mi, mevcut zorunlu din dersleri? Hayır, alâkası yok. Sadece İslâmi ve hattâ Sünnî bir iman ve ibadet dersi. Üstelik bu niteliği, anaokullarındaki “değerler eğitimi”ne ilişkin yeni önerilerle daha da pekiştirilmek isteniyor. Haydi diyelim ki lise öğrencilerine, hipotetik olarak, “bazı insanlar her şeyi yaratan, ezelî ve ebedî bir Tanrı/Allah kavramına inanır, bazıları inanmaz” ya da “her büyük dinin farklı bir tek tanrısı, Yehova’sı veya Tanrı’sı veya Allah’ı vardır” diyebilirsiniz; yani lise öğrencilerinin kültür ve idrak düzeyine uygun bir öznellik payı bırakabilirsiniz. Peki, 37-72 aylık (3-6 yaşındaki) çocuklarla bunu yapabilir misiniz? Allahı veya cennet ve cehennemi onlara “bazı insanların inandığı, bazılarının inanmadığı (ve inanıp inanmamakta özgür olduğu)” şeyler olarak mı anlatacaksınız?
Aşikâr ki öyle olmayacak, zaten istenen asla o değil; istenen, 3-6 yaş çocuklarına, genel olarak tanrı kavramının bile değil, sadece ve sadece Müslümanlığın Allahı ile cennet ve cehenneminin, bunlar vardır ve kesin doğrudur (inanmanız gereken şeyler bunlardır) diye bildirilmesi, öğretilmesi. Peki, o gruptaki, Yahudi veya Hıristiyan ailelerden gelme çocuklara ne olacak? Alevî ailelerden gelme çocuklara ne olacak? O ailelerin, kendi inanç kültürlerini çocuklarına aktarma özgürlüklerine ne olacak? O gruptaki inançsız ailelerin çocuklarına ne olacak? O ailelerin, kendi inançsızlık kültürlerini çocuklarına aktarma veya çocukları karşısında savunma özgürlüklerine ne olacak? Türkiye’de Sünnî Müslümanlar çoğunlukta, tamam. Peki bu çoğunluk, kendilerine göre azınlıktaki ailelerin ve o ailelerin çocuklarının nasıl bir din kültürüyle yetişeceğine, demokrasiye aykırılığı, toleransa aykırılığı, din ve vicdan özgürlüğüne aykırılığı bu denli aşikâr, bu kadar dayatmacı bir müdahalede bulunmayı kendine yedirebiliyor mu? Buna, en önce Sünnî Müslüman demokratların veya demokrat Sünnî Müslümanların karşı çıkması gerekmez mi? Karşı çıkacaklar mı, çıkmayacaklar mı?
Bu, benim için çok önemli bir sorun. Önümüzdeki dönemde bütün Türkiye için çok önemli bir sorun. En önemli sorun.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024