Hasan CEMAL
Günlüğümün sayfaları
arasında dolaşıyorum,
yirmi yıl öncesi...
İstanbul, 7 Ağustos 2001
Erbakan Hoca'nın Refah Partisi
1998 yılı başında Anayasa Mahkemesi
tarafından kapatılmıştı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de
bu kararı geçen hafta demokrasi ve hukuka
uygun buldu. Özü nedir AİHM kararının?
En yalın biçimde denebilir ki:
Laiklik, demokrasinin altyapısıdır;
laikliği altından çektin mi
demokrasi yıkılır!

Bir başka deyişle:
Laiklik olmadan demokrasi olmaz!
Dinle devlet işlerinin, dinle politikanın
birbirinden ayrıldığı düzenin adı olabilir
demokrasi ancak. Eğer bunları birbirinden
ayıramıyorsan... Dini siyasete alet ediyorsan...
Dini, devlet ve toplum düzeninin
temel taşı yapmak için parti kurmuş
politika yapıyorsan...

İşte bu durumda şiddeti teşvik etmesen,
kullanmasan bile, kendini demokratik
sistemin dışında bulabilirsin.
Çünkü demokrasinin kendini koruma
hakkı vardır. AİHM kısaca böyle dedi.
Gündüz Aktan'ın yorumuyla:
"AİHM, siyasi sistemden ameliyatla önemli
bir 'uzuv kesip atma' niteliğindeki kapatma
kararını hukuka aykırı görmedi.
28 Şubat süreci, demokrasiye dolaylı da
olsa bir dış müdahaleydi.
AİHM, buna dolaylı da olsa
meşruiyet kazandırabilecek bir kararı
vermekten de çekinmedi.
Türkiye'deki laiklik karşıtı siyasi İslam'ı
Avrupa'daki ırkçılıkla bir tuttu."
(Radikal, 4.8.01, sayfa 11)
AİHM'nin kararı böyle.
Ama aynı zamanda tartışmalı bir karar bu.
Yalnızca 1 oy farkla, 3'e karşı 4 oyla
alınmış. O yüzden bir sonraki aşamada
bozulması ihtimali yok değil. Olabilir.
Ancak karar bozulsa da, bozulmasa da bir
gerçek değişmez. Avrupa'yı Avrupa yapan
değerleri savunan, bir yerde Avrupa'nın
vicdanı sayılan Yüksek Mahkeme'nin
gözünde de laiklik, hiç kuşkusuz,
demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur.
Ve Yüksek Mahkeme bu kararıyla, dünyada
laik demokratik bir cumhuriyeti kurup
yaşatabilen tek İslam ülkesi olarak
Türkiye'nin laiklik konusundaki duyarlığını,
bir bakıma özel durumunu göz önünde tutmuştur.
Strasbourg'daki bütün yüksek yargıçların
birleştikleri nokta, demin belirttiğim gibi,
demokrasi açısından, hele Türkiye gibi
bir ülkede laikliğin ciddiye alınmasıdır.

Ayrıldıkları noktaya gelince...
Laiklik, dolayısıyla demokrasi düşmanı,
karşıtı akımlarla nasıl mücadele edilmesi
gerektiği konusunda görüş farklılıkları
dikkati çekiyor.
(1) Kimi diyor ki:
"Nasıl ki laiklik karşıtı bir fikri
savunmak demokrasiye uygunsa,
bırakalım bu fikir parti olarak da
örgütlensin, şiddeti dışladığı sürece
faaliyetine devam etsin.
Demokrasi oyununu ne kadar çok
kuralına göre oynarsa, o kadar çabuk
ehlileşebilir. Ama bu arada parti içinde
kuralı ihlal eden, şiddete çanak tutan,
yani suç işleyen olursa,
cezasız kalmamalıdır."
(2) Kimi de diyor ki:
"Olmaz öyle şey... Bir kişi,
laiklik karşıtı olabilir,
şeriat düzenini savunabilir
ama sadece fikir düzeyinde...
Parti kurdu mu, işin rengi değişir.
Şiddete başvurmasa, şiddeti özendirmese
bile şeriatçı bir parti kapatılmalıdır.
Çünkü nihai amacı,
demokrasiyi sona erdirmektir
böyle bir partinin..."
İki farklı görüş böyle.
Ankara'daki Anayasa Mahkemesi'yle
Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin Refah Partisi kararlarıyla
ikinci görüşte birleştikleri söylenebilir.
Ancak, hem bu iki yüksek mahkemede,
hem Türkiye ve Avrupa'da, şeriatçı
partilerle mücadele konusunda
birinci görüşü savunanlar da var.
Ben de böyle düşünüyorum.
Hukuken Refah'ın kapatılabileceğini,
bunun demokrasiye de aykırı bir karar
olmayacağını çok kez yazmıştım.
Siyaseten de şunu savunmuştum:
Refah'ı kapatmak yerine, parti içinde
suç işleyenleri cezalandırmak,
Türkiye'de rejimin olgunlaşması dahil
birçok bakımdan daha akıllıca olabilirdi.
Aynı görüşümü, kapatılan Fazilet Partisi
için de korumuştum.
Fakat, her iki yüksek mahkemede de
ikinci görüş, yani kimilerinin deyişiyle
militan demokrasi anlayışı ağır bastı.
Refah kapatıldı, AİHM de kararı hukuk
ve demokrasiye uygun bulundu.
Üzüldüm mü? Hayır.
Bu ülkede yıllardır demokrasiyi
küfür nizamı sayanların,
insan haklarını Hıristiyan Batı'nın
uydurması olarak görenlerin
peşinden gidenler inşallah
bundan sonra ayılırlar.
Ve gizli açık ya da takiyeli takiyesiz dini
siyasete alet edenler de gitgide
marjinalleşirler.
İnşallah!
Laiklik ve demokrasi notları 4 yarına...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024