Hüseyin ÇAKIR
Barış noktasına gelmek geç oldu, güç oldu, acılar dolu yıllar geçti. Sonunda “devlet aklı” ve “siyasi akıl” olması gereken, “normal” noktaya geldi. Mehmet Altan’ın sık sık söylediği gibi “ Yeryüzü seviyesinin geldiği düzeyin” aklıyla düşünmek için adım atıldı. Atılan adım, kış mevsiminde siyasi bahar havası gibi ılık bir rüzgar estirdi. Bu noktadan geriye dönüş olur mu endişesini herkes taşıyor. Uzak ve yakın tarihte o kadar çok güvensizlikler yaşandı ki; “Acaba bu kere de birileri, birilerini kandırma hesabı yapıyor mudur? Birileri, birilerine çelme takar mı?” sorusu herkesin aklını kurcalıyor. Kamuoyuna açıklanan siyasi irade ve sürecin olabildiğinde şeffaf olarak yürütülmesi, endişe ihtimalini iyice zayıflatıyor.
Öyle anlaşılıyor ki, tetik çeken parmağın, soğuk demirle teması kesiliyor. Sorunu ve sorunları konuşmak için ilk sözlerin devamı edeceği kesin gibi görünüyor. Ortak akılda buluşma, siyasi çözüm iradesinin güvencesi olacak. Konuşmaya başlamak, sorunların çözümünü “teknik düzeye” indiriyor, ortak alanı genişletiyor; vicdanın devreye girdiği, insan olmanın özellikleriyle konuşma dönemi başlıyor. Görüşme haberleriyle birlikte, dağlardaki gerillaların ve askerlerin yüreklerine kar taneleri, beyaz güvercinler gibi konup, kara kışın soğuğu, savaşın ateşini düşürerek, bu bahar dağlarda silah sesi yerine çiçek tomurcukları patlayacak ümidi yükseliyor.
Bu havaya uygun değil ama...
Şimdi söyleyeceklerimi konuşmanın zamanı değil, biliyorum. Bu barış adımını geri döndürmeye niyeti olanların, bunu yapma gücünün, cesaretinin ve psikolojik dayanağının kırıldığının farkındayız. Bundan sonra, bir silah patlarsa, bir kişi ölürse, günahların en büyüğünü, cinayetlerin en kanlısını işlemiş olur. Şimdiye kadar amaçları farklı farklı olanlar, Kürtler ve Türkler arasında büyük bir savaş çıkartılması için ellerinden geleni yaptılar. Şiddeti- çatışmaya, çatışmayı-iç savaşa tırmandırmak için neredeyse hemen her yol denendi. Ne kadar çok cenaze olursa, gerilla anasıyla Mehmetçik anası karşı karşıya gelir diye bekleyenler oldu. Defalarca barış ortam uygun olmaya başladı ve anında ortamı gerecek provokatif eylemler yapıldı. Bugün de böyle şeyler olabilir mi? Olma ihtimali var; ancak, bu sürecin önü ne olursa olsun kesilmemeli. Silahlara veda ve Kürt sorunun bütün vehçeleriyle çözümü için, asıl şimdi barışın kendisi ortadayken başı için toplumsal destek vermek gerekiyor.
30 yıl savaştıktan sonra bu noktaya gelinmesinin en önemli aktörleri,Türkler ve Kürtler ve Türkiye halkının sağduyusu, sabırlı bekleyişidir. Türk ve Kürt halkı, neden “İspanya’daki gibi milyonlarla sokağa dökülüp sessizce yürümedi” diye çok eleştirildi. Kürtler ve Türkler, acılarını içlerine akıtarak sustular; kin duygularını bastırdılar, öfke biriktirmediler, yüreklere damlayan acılar; sabır, metanet, hoşgörüyü büyüttü. Böyle olmasaydı, savaşanların psikolojik propagandasına teslim olunurdu. Toplumun, Oslo görüşmeleri haberleri, Öcalan’la devletin görüşmesini sessizce izlemesi, en büyük toplumsal destek eylemi değil mi? Toplumun “suskun desteği”, AKP’yi cesaretlendirdi. CHP’nin politik hattını değiştirmesini kolaylaştırdı. MHP’nin hırçınlığını törpüledi. BDP’nin TBMM’de siyaset yapma zeminini güçlendirdi. Medyayı militarist, şoven kışkırtıcı dilini düzeltmeye zorladı.
Zihniyet değişimi
Savaşın durması ve silahlara veda; Kürt sorununun çözümünün derinleşerek devam etmesi, demokratikleşmeye de sınıf atlatacaktır.Dört irade; devletin güvenlik ve sivil bürokrasisi, Hükumet, ana muhalefet ve Kürt muhalefeti; ( PKK- BDP) 1923 Cumhuriyetinin en temel kırmızı çizgisi olan Kürt sorunun çözümü için kamuoyu önünde siyasi irade beyanında bulundular. Bu nokta, aynı zamanda demokratik ortamı genişleterek, demokratikleşmeyi kalıcılaştıracak ve yeni anayasanın içeriğini belirleyecek ve yeni anayasa yapımını kaçınılmaz hale getirecek.
Silahlara veda ve Kürt sorunun çözümüne CHP’nin “tam destek” verme açıklaması, siyasetin ve toplumsal gerilimin düşürülmesi ve normalleşme açısından çok önemli.
Cumhuriyetçi, Kemalist, Atatürkçü ideolojiyi benimseyen laikçi geleneksel orta sınıfın, devletin bölüneceği, Cumhuriyetin ortadan kalkacağı, yaşam tarzlarının değiştirileceği korkularının giderilmesi açısından CHP’nin aldığı tavrı ortamı yumuşatıcı rol oynayacak. Bu siyasi tavır, CHP değişimiyle birlikte, “endişeli modern” olarak tanımlananların sistem dışına itildikleri duygusunun değişmesini de sağlayacak. Savaşın sona erdilimesi mutabakatı aynı zamanda laik-İslamcı geriliminin yumuşamasına, herkesin farkılıklarıyla bir arada özgürce, korkusuzca ve birbirine güven içinde yaşama ortamını oluşturacak.
Bu sürecin gelişmesinde ve sonuçlanmasında, siyasi irade kadar önemli olan, küresel dünya ile iç içe yaşayan yeni kuşaktır. Bu savaş başladığında yeni doğan çocuklar bugün 30 yaşında. Elbette ki bunlar eşit koşullar, eşit olanaklarda yaşamıyorlar. Kürt genç kuşağı savaşın, şiddetin içinde doğdu. Onların iç dünyaları, hayattan beklentileri, umutları batıdaki yaşıtlarıyla hem aynı, hem farklı. En nihayetinde onların beklentileri de, bütün insanların istediği gibi iyi, güzel ve kaliteli yaşamak. Barıştan en çok Kürt gençleri kazançlı çıkacak.
Sonuç olarak, bu kuşak için 30-40 yıl önce yaşananlar “hikaye” gibi geliyor. 30 yıl önce bu kuşağın yarıdan fazlası, köyde, kasabada yaşıyordu. Bugün kentlerde yaşıyorlar. Kürt, Türk, laik-dindar, başı örtülü, başı açık, solcu, apolitik... bu kuşak, farklılıklardan dolayı çatışmadan uzak durarak, birarada yaşama ruhuna sahip. Çünkü hayata daha az romantik, daha çok gerçekçi ve kendi gözlerinden .
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018