İbrahim Kiras
Bizim gibi sıradan insanlar toplumsal hadiselerin insanî boyutuna bakarlar. Sözgelimi bugün ABD’de yaşanan olaylara baktığımızda siyahilerin maruz kaldıkları ayrımcılığı, çektikleri acıları ve toplumdaki ayrışmayı görürüz.
Yahut başka bir açıdan bakıp “her fırsatta düzeni bozan, huzursuzluk çıkaran, cahil bir kitlenin taşkınlıkları karşısında devletin müdahalesinin gerekliliğini” görürüz o manzarada.
Siyasetçi ise başka şey görür. Öncelikle bu olayların önümüzdeki seçimin sonuçlarını ne yönde etkileyebileceğini hesap eder ve buna göre tavır alır. Alttan alması kazançlı görünüyorsa alttan alır, sert çıkması oy kazandıracaksa sert çıkar. (Elbette devlet adamı niteliği taşıyan ve kendi siyasi çıkarından önce ülkesinin iyiliğini gözeten siyasetçiler de vardır dünyada ama bunların sayıları hiçbir zaman çok fazla olmaz. Zaten Trump’ın da onlardan biri olmadığı muhakkak.)
Amerika’da siyahi bir şüphelinin polis tarafından korkunç bir şekilde katledilmesinin başlattığı protestolar giderek istenmeyen bir yöne doğru savrulurken Trump’ın ortaya çıkan sonuçtan memnun olduğuna ilişkin haber ve yorumlar görüyoruz. Çünkü orta sınıf Amerikalıların da Trump’ın olaylar karşısındaki tutumundan memnun oldukları söyleniyor. Oysa olayların ilk başladığı sırada Başkan’ın tutumu toplumun genelinde hiç beğenilmemişti. Konuya doğru düzgün müdahale etmemesi ve kalabalıkları yatıştırmaya çalışmak yerine protesto gösterilerine katılanlar hakkında kışkırtıcı mesajlar paylaşması tepki uyandırmıştı.
Peki, şimdi ne oldu? Şimdi protesto eylemleri çığırından çıkma emaresi göstermeye başladı. Yakmalar, yıkmalar, yağmalar sökün etti. Ortaya çıkan manzara orta sınıfı tedirgin eder bir hal aldı. Özel mülkiyetin en kutsal değer olduğu bu ülkede insanlar mallarını ve canlarını koruyabilmek için devlet otoritesine ihtiyaçlarını yeniden ve derinden hissettiler. Dolayısıyla şu anda toplumun Başkan’a yönelik görev onayının yükseldiği söyleniyor.
Ancak konu Trump’ı beğenip beğenmemek değil. Beyaz Saray’da oturan kişi bir başkası da olsaydı böyle bir durumda halkın teveccühünü kendiliğinden cezbedebilecekti. Çünkü işin tabiatı bu. Hemen her toplumda kriz dönemlerinde görevdeki hükümet etrafında kenetleniyor insanlar. Kamuoyu araştırmaları özel olarak bunu ölçüp gösterebiliyor.
***
Türkiye’den örnek vermek gerekirse, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görev onayı sözgelimi Barış Pınarı Harekâtında olduğu gibi yurtdışı operasyonlar sürecinde yükseliyor, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz girişimlerinde yüzde 70’leri aşacak şekilde rekor seviyelere ulaşabiliyor. Yakın zamanda düşüş trendinde olan “Erdoğan’a verilen görev onayı”, araştırmalara bakılırsa koronavirüs salgınıyla birlikte yeniden ciddi oranda yükseldi.
Aslında araştırmalar bütün dünyada ve neredeyse bütün liderlerin görev onaylarının bu süreçte az ya da çok yükseldiğini gösteriyor. Çünkü bu sosyal psikolojiyle ilgili bir durum. Ülke bir sıkıntı içindeyken yönetimde kim olursa olsun halk ona destek veriyor. Bir anlamda yeniden kredi vermiş oluyor. Süreci iyi yönetebilirse “krizi fırsata çevirme” şansını kullanabiliyor. Ne var ki yine araştırmalara baktığımızda toplumun teveccühünü kaybetme eğilimine girmiş olan yönetimlerin kriz zamanlarında sağladıkları geçici desteği kriz sonrasında derhal kaybettikleri görülüyor.
Erdoğan yönetiminin de salgın günlerinde görev onayını ciddi ölçüde artırdığını gördük. Bunu kriz zamanlarının doğal gelişmesi olduğu kadar -Sağlık Bakanı Koca’nın görev onayının çok yüksek seviyeye çıkmasından da anlaşılacağı üzere- aynı zamanda “iyi yönetim” notu olarak görmek gerekir. Ancak sürecin ilerleyen günlerinde karşılaşılan muhalif belediyelerin yardım toplamasının engellenmesi gibi partizan tutumlar ve maske dağıtımında yaşanan sorunlar vs. dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın görev onayı düşüş trendine girdi.
***
ABD Başkanı Trump da salgın sürecinde görev onayını önce lakayt tavrıyla düşürdü, sonra bilim çevreleriyle iş birliği içinde konuya eğildiğini gösterince önemli oranda arttırdı. Ancak bu da kalıcı olmadı. Şu anda görev onayı oranı oldukça düşük bir seviyede ve en önemlisi tam beş ay sonra seçim var Amerika’da. Trump bu seçimde ikinci dönemi için yarışacak. İstatistiklere göre görevdeki bir başkan seçime girdiği takdirde ülkede ciddi bir kriz durumu yoksa seçmenden ikinci dönem iznini alabiliyor. Yani kriz zamanlarında bir yandan görev onayı yükseliyor başkanın bir yandan ise seçilmesi riske giriyor.)
Bu bakımdan kritik bir vaziyette olan mevcut ABD Başkanı’nın Floyd olaylarının ortaya çıkardığı krizi bizim gibi sıradan insanlar gibi insani bir trajedi olarak değil, “siyasi bir fırsat” olarak gördüğünü düşünmek yanlış olmaz. Bunu gören başkaları da vardır muhtemelen.
Nitekim bugünlerde sosyal medyada ve whatsapp gruplarında dolaşan videolardan birinde gördüm: Konuşma tarzından eğitimli biri olduğu -ve konuşmasının içeriğinden Demokrat Parti taraftarı olduğu- anlaşılan orta yaşlı bir kadın arabaları yakıp dükkanların vitrinlerini indiren siyahi genç eylemcilere sesleniyordu:
“Trump’ın yeniden seçilmesini istemiyorsanız lütfen bunu yapmayın.”
Peki, Trump’ın yeniden seçilmesini isteseydiniz siz nasıl seslenirdiniz eylemcilere?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026