İlhan ÇETİN
Bir ülkenin yönetim şeklini, anayasasını baskıyla ve süngü zoruyla dayatırsa yönetenler, baskıyla süngüyle de o anayasayı ve devleti korumak zorunda kalırlar. Şeffaf, demokratik bir yönetim ve anayasa korunmak için süngüye, baskıya ihtiyaç duymaz; o ülkede yaşayan tüm insanların koruması altında olur, gözü gibi bakarlar.
Ülke, Terörün, çatışmaların, darbe kalkışmalarının ve kamplaşmanın hüküm sürdüğü bir süreçten geçiyor. Yaşananların çoğu ülkedeki çözülmeyen sorunlardan kaynaklıdır. Sorunlar çözülmediği, ötelendiği için, yaraları kaşıyan ve kendine vazife çıkaran kirli eller çoğalttı.
Yaşanan bu sisli, puslu ve kanlı sürece rağmen, başkanlık sistemi ve yeni bir anayasa tartışmaları var. Bunun yanında, toplumda yapılacak anayasa çalışmalarına kuşkuyla bakan, güven duymayan büyük bir kitle de var. Açıkçası siyasi tabloya baktığımızda, son günlerdeki beyanatlara, davranışlara, siyasetçilerin, ülkeyi yönetenlerin söylemlerine, takındıkları tavra ve bu ülkede yaşananlara, yansıyana baktığımızda, durum hiçte iç açıcı değil. Çoğunuzun olduğu gibi, benimde bu konuda çekincelerim var.
İktidara hâkim olan siyasi erkin ve anayasa yapılmasında ortaklaştığı siyasi partinin ajandasına baktığımızda, tutumu, davranışı toplumsal uzlaşmaya cevap veremeyecek konumdadır. Toplumun tüm katmanlarının endişelerini giderecek ve uzlaşacağı yerine kamplaşmayı bir yöntem edinmişler.
21. yüzyılda ülkeyi tekrar geçmişin sorunlu dehlizlerine hapseden, boğmaya çalışan katı milliyetçi, kutsal devletçi anlayışta ısrar edildiği ortada; bu anlayışla yapılacak bir anayasa, toplumsal mutabakata cevap vermez.
İşin rengi değişmedikçe; yüzyıllık kronik sorunları çözmeyecekse, bu ülkede çatışmalara, kaosa neden olan sorunlara köklü çözümler üretmedikçe, ülke daha da beter bir geleceğe gebe kalacaktır. Demokratik bir anayasa yerine, öncelik devletin yönetim şekline odaklanmış. Bir ülkede demokrasi sorunluysa, ha başkanlık getirilmiş, ha parlamenter sistem olmuş, bir şey değiştirmeyecektir.
Maalesef siyasi erkin söylem ve davranışlarına baktığımızda, hiçte geçmişten ders çıkarmışa benzemiyorlar. Aynı nakarat, başka bir renge bürünerek devam ediyor. ‘’Tek devlet, tek bayrak, tek millet’’ üzerine kurulu devlet anlayışı dayatıldığından beri sorunluydu. Farklılıkları yok sayan bu anlayış, ülkede yaşanan kaosun, çatışmaların tek sebebidir. Anlaşılıyor ki bu yanlışı devam etmede de ısrar var.
Peki, bu yanlış tutumda ısrar edildikçe, kronik sorunlar çözülecek mi?
Oysa sorunlar bellidir!
Bu ülkenin sorunlarını en iyi bilen devletin ta kendisidir. Çünkü yasakladığı, gasp ettiği, inkâr ettiği, engellediği özgürlükleri en iyi kendisi bilir.
Buna kesin çözüm lazım; ama mevcut siyasi erke, iki partinin kendi arasında uzlaşıldı diye sunulan anayasa taslağına bakıldığında, geçmişin katı devletçi anlayışında ısrar var; sorunları palyatif çözümlerle geçiştirmeyle yapılan anayasayı yamalayarak yol almak istiyorlar. Oysa, kalıcı ve her kesimin özgürce iradesini beyan edeceği, demokratik bir anayasaya ihtiyaç var.
Bu ülkenin en büyük sorunu, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri süre gelen baskı, ret ve asimilasyon politikalarının canından bezdirdiği Kürtlerdir. Zaman zamanda devlet tarafından haklarını istiyorlar diye, sindirmek istendi ve katliamlara maruz kaldılar. Bütün bunlara rağmen Kürtler haklarından vazgeçmediler. Bu ülkenin kuruluş aşamasında, Kürtlere verilen asli unsur hakkı olan eşit yurttaşlık haklarını istiyorlar. Resmi dil Türkçenin yanında, kendi dillerini, eğitim haklarını ve yaşadıkları bölgelerde kendi kimlikleriyle yönetilmek istiyorlar. Bütün bu yok sayma ve dışlanmalarına rağmen, birlikte yaşayarak bu soruna çözüm istiyorlar.
Kürtler, gasp edilmiş temel hakları yüzünden bu devletin içinde kendilerini dışlanmış ve yok sayılmış gördüler. Haliyle devletle barışık olamadılar, güven duymadılar. Hatta çatışma içinde oldular. Bu ülkede yapılan tüm anayasalar, Kürtleri yok sayma üzerine kurgulandı ve şekillendi.
Yapılacak anayasa demokratik olmalı, bu öncelikli talebimizdir; ama ülke yönetim şekli, biçimi biz Kürtleri bağlamaz, açıkçası en azından şahsımı. Kronikleşmiş sorunlara çare ve çözüm olacak mı, ona bakmalıyız. Yoksa, geçmişin acılarını katmerleştirecekse, ha başkanlık, ha parlamenter sistem, çok ta fark etmiyor. Tercih umarız iyi yönde, doğru yönde yapılır.
Haklı talebimizi, haykırışımızı bizler gibi, aykırı şair Şükrü Erbaş'ın şiiriyle dile getirerek yazıma son veriyorum.
''…Ey gülerken ısıran iyilik, aşağılayan özveri, cezasız suç. Ey dağları düzlükle ölçmeye kalkan sığlık. Çokluğuna güvenen yanlışlık. Bir suçu, daha büyük bir suçla hafifleten tükeniş. Kendinden korkan öfke. Kan ter uykulara yastık olan taş. Ey başkasının bahçesindeki gergedan. Bir halkın türküsünü odalarda boğacağını sanan sağırlık.
Çok değil, bizim size duyduğumuz saygı kadar saygı istiyoruz. Ölüm korkusuyla, yaşama sevincini unutan insan, dünyaya nasıl iyilikler katabilir. Birine korku verenin korkusu daha büyüktür. Hiçbir yanlışlık susarak çözümlenmez. Sizin özgürlüğünüz bizim ‘BARIŞ'ımızdan geçiyor, tutsaklığınızı görmüyor musunuz?
Eşitlik zayıflık değil bilgeliktir. İyi olmaktan bu kadar korkmayın. Bir kez olsun sevgiyle bakmayı deneyin dünyaya. Hiçbir halk sonsuza dek efendi, hiçbir halk tutsak olarak yaşayamaz. Eşitlik, barış hepimizi onurlu ve özgür yapacak tek olanaktır.''
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2017
9.02.2017
7.02.2017
7.01.2016
3.01.2016
11.10.2016