Kemal CAN
İyi Parti, Türkiye için olduğu kadar MHP açısından da son derece kritik bir süreçte filizlenen -belki yeniden alevlenen demek daha doğru- tartışmaların mahsulü olarak ortaya çıktı. Bilindiği üzere 7 Haziran 2015, “çözüm sürecinin” ve paralel olarak AB üyeliği perspektifi içeren stratejinin sonlandırıldığı, fiilen ve fikren Cumhur İttifakı’nın inşa edildiği bir dönemeçti. Ardından gelen 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ve 2017’deki referandumla bugün iktidarı oluşturan koalisyon herkesin görebileceği şekilde kuruldu, pekiştirildi. Bu yeni iktidar koalisyonu, milliyetçi-mukaddesatçı mutlak çoğunluğa yaslanarak sağın patronu olma hedefine yönelmişti. Erdoğan, merkez sağ gibi etkisizleştirerek oy havuzuna dahil edemediği, ele geçiremediği milliyetçi sağı, siyasi yakınlık vaadiyle iktidar desteğine ekleme hesabı yapıyordu. Başlangıçta herkese (belki AKP’lilere de) şaşırtıcı ve geçici bir ittifak gibi göründü bu durum. Muhalefet ve bir kısım AKP çevresi, “koltuk değneği” diye tanımladıkları bu durumunun çok hızlı biçimde MHP’yi bitireceğine, ittifakın da fazla uzun ömürlü olmayacağına inandılar ve yatırım yaptılar.
Türkiye siyaseti, % 65-70 civarındaki ezici bir çoğunluğa ulaşacağı iddia edilen “sağ kitle partisi” hülyasının çeşitli denemelerini daha önce de yaşadı. Ancak tek bir gövdede temsil edilemeyecek hacme ve çeşitliliğe sahip bu “kütlenin” belirleyiciliği değişmese bile, parçalı görünümü hep devam etti. Hatta önemli siyasi dönüşümlerin neredeyse hepsi, sağ blok içindeki ayrışmalar veya ittifaklarla biçimlendi. İyi Parti’nin kurucu nüvesi, 2015 dönemecinde henüz adı konmamış olan Cumhur İttifakı fikrine öncelikle MHP içindeki ve kısmen -ne kadar kaldıysa- merkez sağ çevrelerdeki dirence dayanıyordu. MHP içinde Bahçeli’nin yetersizliği üzerinden muhalefet yapan bütün isimler, 1 Kasım 2015 seçimindeki oy gerilemesini gerekçe göstererek bayrak açmıştı. Çıkış noktası veya temel iddia, MHP’yi etkili bir sağ muhalefet partisi yapmak ve iktidar alternatifi haline getirmekti. Buna direndiği veya beceremediği için eleştirilen Bahçeli ise seçim kazanma zahmeti olmaksızın iktidar ortaklığının ve fikri patronluğunun kapısını çoktan açmıştı. MHP’nin tartışmalı kongre süreci ve bu sürece AKP iktidarının yargı üzerinden açık müdahalesi durumu netleştirdi.
MHP’de 2002’den itibaren demlenen -aslında 97’den bakiye- Bahçeli karşıtı muhalefetin partide etkinlik fırsatı için elverişli gördüğü konjonktür, “beklendiği” gibi işlemedi. “Allah’ın lütfu” 15 Temmuz sonrasında çok daha kolay uygulanan yargı müdahalesiyle, çıkılan yolun MHP’de bir yere varması imkansızlaştı ve pek hazırlanılamamış “yeni parti” fikrine dönüş mecburi hale geldi. Olağanüstü ve sıkıştırılmış bir takvim içinde, siyaset alanı kalmamış çoğu MHP’li profesyoneller ile kendini ifade etme ihtiyacına cevap bulamamış seçmen kalabalıkları hızlı biçimde buluştu. Muhalefet kamuoyunda yüksek bir ilgi ve beklenti yaratan, kısa sürede başarı sayılabilecek sonuçlar alabilen bir parti ortaya çıktı. Çok kısa bir zaman aralığında zorlu iki seçim deneyimini atlattı, sonuçlar üzerinde epey etkili oldu. Fakat İyi Parti, bu hızlı seyahatte partileşme adımlarını atamadı, parti olamadı. Zaten başka türlüsü de, yani futbol tabiriyle “sezonu feda etmeden oyun karakteri olan güçlü bir takım kurması” mümkün olamazdı. İdeolojik zemin, siyasi pozisyon ve kadro profili açısından biraz mecburi, biraz iradi muğlaklığı, bir taraftan avantaj bir taraftan da tartışma yaratmaya devam etti.
2018 seçimi öncesinde Erdoğan ve Bahçeli arasında kısa süren “ittifaksız seçim” atışmasında, 2019 seçimi öncesi ve ertesinde, parti sözcüsü değişikliği yaptığında, “şer ittifakı” suçlamasında veya yapılan “yerli-milli” davetinde, İyi Parti’nin siyasi denklemdeki yeri, taktik hazırlıkları, üzerine yapılan hesaplar hep tartışılmaya devam etti. Bazen İyi Parti’nin iktidar ittifakına dahil olabileceği bazen iktidarın İyi Parti’ye yapacağı operasyonlar gündeme getirildi. Daha birkaç ay önce Bahçeli ile başlayan, Erdoğan ile devam eden “davetten” bahsediliyordu. Şimdi ise içeriden bir ismin, Ümit Özdağ’ın sözlerinin üzerinden yeniden “FETÖ kurgusu” öne sürülüyor. Üstelik tartışmayı iştahla sürdürenler, yapılanları/söylenenleri “samimi” bulanlar her daim aynı çevreler. Daha yeni tamamlanan kongrede de; Akşener’in konuşmasından başka, GİK seçimlerinden bambaşka rotalar vehmedildi. İlginç olan nokta, bu kadar tartışmalı ve muğlak alanda duran veya tutulan bir partinin, son araştırmaların gösterdiği biçimde oy kaybetmiyor, hatta bazı araştırmalara göre artırıyor olması. Ağırlıklı olarak MHP’nin büyüyen sıkıntılarına bağlı olarak oy tabanı genişlerken parti tavanındaki sorunlar daha aşikar hale geliyor, operasyonel müdahaleler de giderek kabalaşıyor.
İktidarın, tam saha ve her sahada taarruz stratejisinden bütün muhalefet partileri ve aktörlerine pay düşüyor. Bazıları açık saldırılar, bazıları içeriden desteklenen çatlaklar halinde uygulamaya giriyor. Bu genel görüntüyü işaret eden Akşener, bu haftaki grup toplantısından sonra yaptığı açıklamalarda, Ümit Özdağ’ın suçlamalarıyla başlayan süreci “beklenen operasyon” olarak izlemeye aldıklarını söyledi. Olayı Buğra Kavuncu’nun kişisel meselesi gibi ortaya (ortada) bırakıp, “Kavuncu suç duyurusunda bulunacak” demekle yetindi. Kongre sırasında ve sonrasında yaşananlar için de aynı tavırsızlığı göstermişti. İyi Parti’ye yönelen ilginin, partide ne olup bittiğiyle -şimdiye kadar- fazla ilişki kurmaması hala bir güvence olarak değerlendiriliyor anlaşılan. Belki de Musavvat Dervişoğlu’nun sosyal medya paylaşımında ifade ettiği gibi, Özdağ’ın “cürmü kadar yer yakacağı” düşünülüyor. Meselenin iktidarın saldırganlığı olarak algılanacağı için beklenenden kolay atlatılacağı, hatta avantaj bile yaratabileceği hesaplanıyor olabilir.
İyi Parti’nin kuruluş süreci ve şimdiye kadar yaşananlar dikkate alındığında, bu iyimser beklentinin yeniden gerçekleşmesi pekala mümkün olabilir. Fakat bu noktaların hemen hepsinde, kontrolün İyi Parti’de -hatta Akşener’de- olmadığı gerçeği, her sefer başka türlü bir sürecin işlemesi riskini canlı tutuyor. Akşener’in kontrolü tamamen ela almaya kalkışmayarak bu kontrolsüzlüğü biraz perdeleyebildiği doğru, ama kontrol etmeye kalktığında ne olacağı hala büyük bir soru işareti. Arkası gelmeyen operasyonlara karşı sürekli dayanıklılık testine sokulan muhalefet partileri arasında İyi Parti, tabanı (seçmeni) itibarıyla geçen sürede fena bir performans göstermedi ama partinin kendisinin ne kadar dayanıklı olduğu konusunda şüpheler artıyor. Bu şüphelerin, yeni ve artan ataklarla tabanı da etkilemeye başlaması ihtimali yok sayılamaz. Ümit Özdağ’ın -aslında daha önce de gündeme getirilmiş temalardan oluşan- suçlamalarının, iddia sahibinin siyasi etkisinin üzerine çıkıp çıkmayacağı konusunda da karar vermek için biraz erken. İktidarın ve özellikle de MHP’nin düştüğü -stratejisi gereği giderek daha çok içine girdiği- sıkıntının, hızlı ilerleyeceği beklentisi de çok güvenilir değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025