Markar ESAYAN
İktidar mücadele alanları zamana bağlı olarak değişikliğe uğradı. Son büyük evresi, Avrupa burjuvazisinin derebeylerine karşı otokratik kralların yanında yer alması ile merkezileşmeye gidilen döneme dayanıyor. Kent devletlerinde tüccar ve esnaflar pazar oluşturma, ürün tamamlama, geniş çaplı üretim yapma ve işçi bulma konusunda sıkıntı çektiklerinde merkezileşmeye ihtiyaç duydular. Bunun için gereken birliği önce derebeylerine karşı otokratik kralları destekleyerek sağladılar, sonra da o kralların politik gücünü belediyeler ve parlamentolar ile sınırladılar.
Bu arada mülkiyetin korunması, sermayenin güvenli şekilde dolaşımı ve tüccarların gücünü aşan okyanus ötesi kolonyal yağmanın düzenlenebilmesi için de güçlü bir devlet organizasyonuna ve düzenli ordulara ihtiyaç duyuldu. Yine mülkiyet ve sermayenin rahat ettirilmesi için gerekli hukuk kuralları Venedik gibi tacir kentlerde bugünküne yakın hallerini aldı. Bu merkezileşmeye dönük en büyük tehditlerden birisi de Papalık idi. 8. Henry şüphesiz Aragonlu Catherine'den boşanıp, Anne Boleyn'le evlenebilmek için İngiltere Kilisesi'ni kurmamıştı sadece. Ne de olsa üç yıl sonra Boleyn'in kafasını kestirecekti.
Veya Protestanlığın sadece Saint Pietro Kilisesi'ni tamamlayabilmek için cennetten arsa satmaya başlayan Papalığın yozlaşmasına karşı bir tepki olarak çıktığını ifade etmek de yanlış olur. Ortada burjuvazinin ihtiyaçlarına dönük tüm kurumları dönüştüren ve zamanın ruhununa uygun bir hareket vardı. Protestan ahlakı ile fakirliğin ayıp olduğu günlere geçiş şarttı.
İyi veya kötü diye mutlaklaştırmak yerine, bugünün demokrasi değer ve kurumlarının bu iktidar devir tesliminde kurulduğunu, Avrupa burjuvazisinin ihtiyaçlarına dayandığını görmek durumundayız. Yani tüm insanlık adına hareket ettiğini ifade ederken, bir tür insan sınıfının ihtiyaçlarına göre kurulan hukuk, akademi, sivil toplum, medya, devlet, yönetim, bilim müesseselerinden bahsediyoruz aslında. Bunlar öyle güçlü gelmişler ki, evrenselleşmişler. Bu evrenselleşme gönüllü de değil, kolonyalizmle olmuş. Oysa tüm dünyada değişik şiddetlerde gözleniyor olması bir sistemin evrensel olduğunu, ya da tüm kültürler için geçerli mutlak doğruları içerdiği anlamına gelmez. Bu nedenle dünya bugün bir demokrasi krizine girmiştir.
Böyle söyleyerek Batı demokrasisini külliyen kötülüyor değiliz. Çürüme prensibinin ve kısıtlı kaynakların olduğu bu dünyada daha adil bir düzen tasavvuru hep olmak zorundadır. Batı'nın attığı bu adım da toplam dünya uygarlığı içinde değerli bir yere oturur. Ama bu değeri mutlaklaştırmak, yıkıcı yanlarını görmezden gelmek ve onu eleştirilemez bir noktaya koymak da kontrolsüz, hadsiz bir metafizik dünyaya savrulmak demektir. Batı demokrasisinin zayıf karnı, fayda merkezli bir metafizik sistem kurmuş olmak, kendini mutlaklaştırmaktır. Bu mutlaklaştırma, bugün sayısı çok az imtiyazlı bir çevreyi gözetiyor.
İşte, böyle kurulan ve mutlaklaştırılan Batı demokrasisi kurumları, aslında birer iktidar yerleştirme ve onu koruma aygıtı olarak çalışmaktadır. Bugün bizler bu kurumların temelindeki aklı bilmediğimiz için Mısır'da bir diktatörün seçilmiş bir devlet başkanını devirmesini destekleyen AB ve ABD'ye şaşırıyor ve demokrasiye ihanet ettiklerini iddia ediyoruz. Bunu yaparken, Batı demokrasi ve kurumlarına mükemmellik atfediyoruz. Çünkü Batı zihniyetinin devşirdiği orta dünyalılarız.
Gelelim Türkiye'ye...
12 yıllık AK Parti hareketi bugün geldiği nokta itibarıyla büyük bir kuşatma altında. Bu kuşatma, eski darbe versiyonlarından farklı olarak demokrasi söylemlerini ve modern kurumların gücünü kullanıyor. Paralel yapı askerle darbe yapmak yerine, yargı, istihbarat ve güvenlik bürokrasisine sızarak “yolsuzluk” temalı 17/25 Aralık Darbesi'ni icra ederken, Gezi'de açık bir küçük burjuva ayaklanmasının şiddet ve nefret içeren yönleri de medya, STK ve akademiler tarafından demokrasi talebi olarak makyajlanıyor. Bugün medya, PKK, DHKP-C ve MLKP'yi diktatörlüğe karşı mücadele eden kuvvetler olarak destekliyor ve ona lojistik temin ediyor. Odalar, sendikalar, aydınlar, akademisyenler de vurucu güç olarak açık bir darbeyi demokrasi mücadelesi olarak sunma çabası içindeler. Hatta eminim büyük bir kısmı bu yaptıklarının doğru olduğuna inanıyor da.
Ve bu kalkışmaya BBC, NYT, hatta HRW, CPJ gibi kurumlardan da destek geliyor. Ülke içindeki Batıcı imtiyazlıların dışarısı ile uyumu dikkati çekiyor.
Bizler de onların kendileri ve demokrasi ile çeliştiklerini iddia ediyoruz. Şüphesiz, Batı demokrasisinin parlak yüzü ile çelişiyor da. Ama bu parlak yüz hiçbir zaman Batı'da da genel kaide olamadı ki, burada olsun.
AK Parti ve Erdoğan bu noktada devşirilmeye itiraz ettiği ve bağımsızlaşmaya doğru belki de kervan yolda düzülürken meylettiği için hedef oldu. One Minute bizim sandığımızdan da etkili oldu Batı'da. Sadece İsrail meselesi değildi bu. Yukarıda yapmaya çalıştığım yapısökümü, iki kelime ile deşifre ettiği içindi. Yani Batı demokrasisi simülasyonunu bozduğu için büyük nefret çekti. Onun zayıflığını ortaya koydu. Çünkü zayıflıyor, kendi sınırlarına aşık olarak yenilenemiyordu.
Bu manada çok büyük tarihsel bir çelişkiye, Batı'nın ontolojik sorunlarına, yani arı kovanına çomak sokmuş olduk.
Kurumlarımız zayıf ve Batı kurumları kadar etkili değil. Milli medyayı eleştirebilirsiniz, ama imtiyazlı medyanın arkasında böyle güçlü bir ittifak ve tarihsellik var. Üstelik bu tarihsellik içinde çok güçlü ve parlak başarılar da var. Medya, STK'lar aysbergin görünen yüzü. Gücünü köklerinden alıyor ve tabii ki ortak fayda etrafında çok uzun zamandır senkronize olmuş durumdalar.
O yüzden PKK ile imtiyazlı medyanın arasındaki mesafe de bizim sandığımızdan çok daha az. Her zaman öyleydi. Teyakkuz halinde, gayrımeşru çocuklar da yardıma çağrılıyor. Onları birleştiren laikçilik şemsiyesi altında verdikleri ortak fayda savaşıdır.
Türkiye'deki dindarlar ve AK Parti alternatif paradigma işaretleri verdikleri ölçüde bu kavganın muhatabı, hedefi olacak. Bu hem dünya için, hem de bizler için onurlu bir rol. Onurlu olması başarıyı garanti etmiyor. Ama bir şans olduğu da gerçek.
O yüzden de tüm Dünya Türkiye'de şu an.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019